Bir haber kaç kez tüketilirse unutulur?

Sabah uyanır uyanmaz ilk işimiz telefona bakmak. Daha gözümüzü açmadan, ayılamamışken hemen bir haber akışının içinde buluruz kendimizi. Cinayet, deprem, ekonomi, adaletsizlik, şiddet... Ülkemizde gündem bitmez ki... Birini okuyup geçiyoruz diğerine saydırıyoruz, bir başkasına hayret ediyoruz. İşte tam bu noktada şunu soruyoruz: Bir haber kaç kez tüketilirse unutulur?

Eskiden bir haber günlerce gündem olurdu. Defalarca manşet olur akşamları programa konu olurdu. Şimdi ise haberlerin ömrü saniyelik oldu. O haberi sindirmeden bir başka habere atlıyoruz. Ne ara unuttuk az önce içimizi yakan o haberi.

Asıl mesele tam da burada başlıyor. Sürekli kötülük gördüğümüz için artık o kötülüğe alışır olduk. Hastanede, adliyede, sokakta öldürülen onlarca kadın... Üzülüyoruz ama her gün biri ölüyor ve haberimiz olmuyor artık. “Bir kadın daha öldürüldü” cümlesi artık şok etmiyor, sadece sayıyı artırıyor. Oysa her sayı bir hayat, bir aile, yarım kalan bir hikâye. Ama biz hikâyeleri değil, başlıkları tüketiyoruz.
Vicdanımız da gündemle birlikte değişiyor sanki. Hatırlamak zor ve yorucu en iyisi unutmak der gibi.

Bir haber kaç kez tüketilirse unutulur bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: Acılara alıştığımız gün, insanlığımızdan bir parça daha eksiliyor. Ve biz eksildikçe, haberler çoğalmaya devam ediyor.