Cesaret, korkunun kalbinde saklı!

Korkularımızla yüzleşmek aslında içimizdeki cesareti ortaya çıkarır. Onlardan kaçmak yerine tam da karşısında durmamız gerekir.

Hepimizin hayatında küçük ya da büyük korkuları vardır. Kimi karanlıktan, kimi yalnızlıktan kimi ise başarısızlıktan korkar. Korkularımızın çoğu ya çocukluktan gelmiştir ya da yaşadığımız travmaların etkisiyle oluşmuştur. Korkudan korkmamak gerekir. Asıl mesele, onu nasıl yönettiğimizdir.

Korku, ya bizi zincirleyen bir duvara dönüşür ya da bizi güçlendiren bir öğretmene. Çoğu zaman korkularımız yüzünden yanlış kararlar veririz. Yalnız kalmaktan korkan insanların, sadece bu korku yüzünden yanlış ilişkiler kurup hayatlarını zorlaştırdıklarını görüyoruz. İşte bu yüzden, korkunun bizi yönetmesine izin vermek yerine, biz onu yönetmeyi öğrenmeliyiz.

Korkuyu yenmenin ilk adımı onu kabul etmektir. Bu, kaçmaktan daha güçlü bir seçimdir. Asıl mesele korkularla yüzleşebilmek, onları yok etmek değil, onlarla birlikte yaşamayı öğrenmektir. Yeter ki korkunun sesi, cesaretimizi bastırmasın. “Bu duvarı nasıl aşarım?” sorusuna odaklanırsak, korku bize yol gösteren bir öğretmen olur.

Unutmayın, küçük zaferler büyük cesaretin tohumlarını atar. Yanlış yapmaktan korkmak yerine, hiçbir şey yapmamaktan korkun. Korkunun üzerine gidebilmek gerçek cesarettir. Ve cesur insanların kaybedecekleri hiçbir şey yoktur.