"Sıkılı yumruklarla musafaha olmaz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nda konuştu. Erdoğan "Türkiye 252 dış temsilciliği ile dünyanın en geniş 5. diplomatik ağına sahip ülkesidir." dedi.

Google Haberlere Abone ol

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun ev sahipliğinde 18-20 Haziran'da gerçekleşen ADF'de dünyanın dört bir yanından üst düzey devlet, hükümet ve uluslararası kuruluş yetkilileri, iş insanları, kanaat önderleri ve akademisyenler bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nda konuştu. İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları...

Antalyamız diplomasinin de merkezinde yer almıştır. Bu forum ile şehrimizin bu özelliğine yeni bir boyut kazandırmış oluyoruz. İnşallah zamanla küresel diplomasinin kalbinin attığı bir zemine dönüşeceğine inanıyorum.

Ayrıca Antalya'nın güzelliklerini görme, hem de güvenli turizm sertifikası programının uygulamalarına şahitlik edeceksiniz. 2021 senesinde sistemin kapsamını daha da genişleterek misafirlerimizin ülkemizin her köşesinde huzuru kalple tatil yapabilmelerini mümkün kıldık. 

Hep söylediğimiz gibi sıkılı yumruklarla musafaha olmaz. Bu sıkılı yumrukları gevşetecek tek şey diplomasidir.

2020'de 16 milyon turisti sorunsuz bir şekilde ülkemizde ağırladık.  Diplomasi insanlığın toplu halde yaşamaya başladığı tarihlerden beri kullanılan bir tabirdir. Bugün diplomasi deyince sadece devlet ve hükümet yetkilileri arasında kapalı kapılar ardından yapılan görüşmelerden bahsetmiyoruz. 

Artık siyasetçilerle birlikte STK', iş dünyası, medya ve üniversiteler arasındaki mesajlar da dış politikayı şekillendiriyor. Dijital diplomasi de bu dönemin kazanımlarındandır.

Diplomasi sanatının önümüze açtığı yeni kulvarlara olan ihtiyacımız artıyor. Dönem sorunların suhuletle çözümünde diplomasiyi, diplomasinin inceliklerini dışlama değil daha fazla devreye alma dönemidir.

Karşı karşıya olduğumuz tehditlerin büyüklüğü uluslararası alanda iş birliğini zaruri kılıyor. Salgın sürecinde hepimiz bu ihtiyacı bir kez daha hissettik. Uluslararası toplum salgının yıkıcı etkilerini yönetmede iyi bir imtihan veremedi. BM Güvenlik Konseyi tarihin en büyük sağlık krizini 100 gün sonra gündemine alabildi. Milyarlarca insanın yükü sadece dayanışma ile hafifleyecekken, Asyalı, Afrikalı kardeşlerimiz kaderine terk edildi.

Aşı milliyetçiliğine son

Salgın sürecinde Türkiye olarak dost kötü günde çağırılmadan gidendir inancıyla dünyanın dört bir yanındaki dostlarımızın imdadına koşmaya çalıştık. 158 ülkeye ve 12 uluslararası kuruluşa sağlık malzemesi gönderdik. Aşı milliyetçiliğine fırsat verilmemesi önemlidir. Şantaj, baskı, politika dikte aracı olarak kullanılması yanlıştır. Kullanıma hazır hale gelince yerli aşımızı inşallah tüm insanlıkla paylaşacağız. Eskinin alışkanlıklarıyla günümüzün sorunlarına çözüm bulamayacağımız açıktır.

Salgın döneminde yapılan hataların tekrar etmemesi için aşı milliyetçiliğine fırsat verilmemesi önemlidir. Yıl sonundan önce bitirmeyi planladığımız yerli aşı çalışmalarımızı insan ve evrensel bir odakla sürdürüyoruz. Yerli aşımızı inşallah tüm insanlıkla paylaşacağız.

Sadece siyasetçiler sadece diplomatlar olarak değil akademisyenler, öğrenciler, iş adamları olarak topyekün yeni şeyler söylememiz gereken bir dönemdeyiz. Eskinin alışkanlıklarıyla günümüzün sorunlarına çözüm bulamayacağımız açık. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere küresel sistemin üzerine inşa edildiği ana yapılar çözümün değil sorunun bir parçası. Bu kurumsal yapılarla 21. yüzyıldaki yolculuğumuzu sürdüremeyiz. Yaklaşık 8 milyar insanın kaderi BMGK daimi üyesi 5 ülkenin insafına bırakılamaz. 190 ülkeye bir süreliğine masada oturma hakkı veren ancak kendi kaderiyle ilgili söz hakkı vermeyen sistem adalet üretemez. Adaletin olmadığı yerde çatışma, gerilim ve şiddet eksik olmaz. Hakkı ve adaleti savunmaya devam ediyoruz devam edeceğiz.

Türkiye 252 dış temsilciliği ile dünyanın en geniş 5. diplomatik ağına sahip ülkedir.

Suriye'de faaliyet gösteren PKK, YPG, DEAŞ gibi terör örgütlerine sahada varlık gösteren ilk ülke biz olduk.

DEAŞ'ın 4 bin 500 mensubunu biz etkisiz hale getirdik. Bugüne kadar 430 bin Suriyeli'nin topraklarına dönüşünü biz sağladık. Onları çadırlardan kurtarıyoruz. Briket ev gibi projelere destek veriyoruz. Ülkemizde sivilleri katleden caniler siyasi statü verilerek yıllarca kollandı. Güney sınırımız boyunca bir terör devleti kurulmaya çalışıldı. Suriye'de barış ve istikrarın sağlanması sadece Türkiye'nin değil hepimizin sorumluluğudur.

KKTC'nin iki devletli çözüm önerisini destekliyoruz. Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının cepheleşme yerine iş birliğine vesile olması bizlerin elindedir.

İslam karşıtlığı

Salgınla beraber vahim bir hal alan İslam karşıtlığı ile mücadelede en ön saflarda yer alıyoruz. 2008'de İstanbul'da, 2014'te  olmak üzere iki kez Türkiye - Afrika Ortaklık Zirvesi düzenledik. 28 Afrika ülkesini ziyaret ettim. Somali'yi bundan 10 yıl önce eşimle birlikte ziyaret eden ilk dünya lideri olduk.  3. Türkiye - Afrika Ortaklık zirvesine inşallah Eylül ayında Türkiye'de ev sahipliği yapmayı arzuluyoruz.