Cumhurbaşkanı Erdoğan: Suriye halkını yalnız bırakmayacağız
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine toplantısı sonrası açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ortak bir tarihi, ortak bir kültürü, ortak bir medeniyeti paylaştığımız Suriye'deki her gelişmeyle çok yakından ilgileniyoruz. Suriye Suriyelilerindir. Suriye kardeş Suriye halkınındır" ifadelerini kullandı. Atlas Çağlayan cinayetine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Atlas yavrumuzu katleden canilerin özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz" ifadelerini kullandı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine toplantısı sonrası açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasında gündeme dair önemli mesajlar verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının satır başları şöyle oldu:
86 MİLYONA MAHÇUP OLMADIK
Toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bizim için önemli olan milletimizin, tüm Türkiye'nin huzuru, geleceğine güvenle ve huzurla bakmasıdır. Göreve geldiğimiz günden bu yana hep bu amaçla çalıştık. Gece gündüz demeden çalıştık. Türk milletinin başını yere eğdirmedik. 86 milyona mahcup olmadık. Türkiye'nin menfaatlerini her zaman gündemimizin ilk sırasına yerleştirdik. Bunlar her zaman savunduk.
HERKESİ AYNI SAMİMİYETLE KUCAKLIYORUZ
Millete hesap vermeyi şiar edinmiş bir kadroyuz. Çocuklarımızın yarı yıl karne heyecanı yaşadığı şu günlerde, biz de geçen yıla ait karnemizi aziz milletimizin takdirine sunduk. Türkiye'yi her alanda şaha kaldırmak için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumundayız. Bize oy vermiş ya da vermemiş tüm vatandaşlarımın şunu çok iyi bilmesini arzu ediyorum. Her kardeşimiz bizim nazarımızda aynı standartta hizmete layıktır. Siyasi kökenlerine, oy tercihlerine göre insanlarımızı ayırmak bizim kitabımızda hiçbir zaman yer almamıştır. Herkesi aynı samimiyetle kucaklıyoruz.
TÜRKİYE HEDEFLERİNE ULAŞACAK
Biz her zaman eserlerimizle konuşuyoruz. Başkentimiz Ankara'ya yeni Türkiye'yi simgeleyen bir yatırımı kazandırmanın mutluluğunu yaşadık. Bu önemli yatırımların Ankara'ya kazandırılmasına emeği geçenleri bir kez daha tebrik ediyorum. Türkiye hedeflerine ulaşacak. Bu ülkede kutuplaştırma deyince, felaket tellallığı denince kimin akla geldiği herkesin malumudur.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
Rusya-Ukrayna savaşında her iki tarafta yüzbinlerce insan öldü. Pekçok kişi doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Barış umutlarını artıracak yol haritası maalesef henüz oluşmadı. Komşumuz İran, İsrail saldırılarından sonra şimdi de toplumsal huzurunu ve istikrarını hedef alan yeni sınamayla karşı karşıya. Diyaloğu ve diplomasiyi önceleyen ince bir siyasetle İranlı kardeşlerimiz tuzaklarla dolu bu dönemi inşallah geride bırakacaklarına inanıyoruz. Barışı ve istikrarı merkeze alan dış politikamızla bölgemizi belirsizliğe sürekleme riski olan her türlü girişimin karşısında olacağız. Bize göre her türlü sorunun çözüm adresi karşılıklı güven ilişkisine dayalı müzakere masasıdır. İlgili tüm tarafları aklı selime, diyaloğa ve diplomasiye davet ediyor, tansiyonu düşürme noktasında bize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu bilinmesini istiyorum.
SURİYE SURİYELİLERİNDİR
Ortak tarih ve kültürü, medeniyeti paylaştığımız Suriye'deki her gelişmeyle çok yakında ilgileniyoruz. Suriye'nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamını kalıcı huzura, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz. Bir ve beraber Suriye'nin vazgeçilmez olduğu inancındayız. Suriye Suriyelilerindir. Suriye Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri, Sunni, Dürzi demeden herkesindir. Tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Yüzbinlerce insanın hayatına malolan zulmün ardından Suriye tarihi bir fırsat yakalamıştır. Suriyeli kardeşlerimizin önü de ufku da bahtı da açıktır. Suriye halkının kardeşi, komşusu, kara gün dostu ülke olarak bunu sabote edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmeyiz. Tek devlet, tek ordu ilkesi bir ülkede istikrarın olmazsa olmaz şartıdır. Bunu tahkim edecek her türlü adıma Türkiye'nin desteği tamdır. Halep'in bazı mahallelerin işgalden kurtarılması adına başlatılan harekat dün ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandı. Suriye ordusunun bu hassas operasyonu dikkatle yönetmesi operasyon sürecinde sivillerin zarar görmemesi için cerrah titizliğinde hareket etmesi her türlü takdire şayandır.
Suriye'nin kuzeyini işgal altında tutan silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen Suriye ordusu başarılı sınav vermiş. Haklı iken haksız duruma düşecek eylemlerden kaçınmıştır. Suriye hükümeti en az hasarla çözüme kavuşturmuştur. Tüm bunların çok kıymetli kazanımlar olduğuna inanıyoruz. Dün akşam Cumhurbaşkanı Ahmet Şara kardeşimle telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Kendisini anlaşma ve operasyondan ötürü tebrik ettim. DEAŞ başta olmak üzere teröre karşı mücadelelerinde Türkiye'nin daima yanında olduğunu bir kez daha ifade ettim. Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız. Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkının dünkü anlaşmadan büyük sevinç duyduğu anlaşılıyor. Halep, Rakka, Deyr Zor ve diğer şehirlerin sokaklarından yansıyan fotoğraflar barış özlemini gösteriyor. 13,5 yıl boyunca büyük acılar çeken halk umudu yeniden kuşanmakta, hayata yeniden sarılmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir. Kimsenin bunu görmezden gelme hele hele bu umut iklimini dinamitleme hakkı yoktur. Suriye'nin bereketli toprakları acıya, kana, gözyaşına doymuştur.
ANLAŞMANIN GEREKLERİ SÜRATLE YERİNE GETİRİLMELİDİR
İpe un sermenin, ayak diremenin çeşitli bahanelerin arkasına saklanarak zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri süratle yerine getirilmelidir. Biz çıkar hesabıyla değil insani hassasiyetlerle yol yürüyen bir iktidarız. Bugüne kadar attığımız her adımda değerlerimizi kuşandık, ilkelerimizi göz ettik. Tüm halklara kollarımızı ve kalbimizin kapılarını ardına kadar açtık. Irkçılık ve kavmiyetçilik bizim kadim kültürümüzün, bizim medeniyetimizin, inanç değerlerimizin reddettiği hastalıktır.
BUNLARIN HİÇBİRİ BİZİM KİTABIMIZDA YOKTUR
Bunların hiçbiri bizim kitabımızda yoktur. Kurduğumuz devletlerin tamamı ırkçılığın reddi üzerine bina edilmiştir. Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti bu tasavvur ve tahayyül etrafında şekil kazanmıştır. Biz de Türk, Kürt, Arap derken bu anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye hiçbir mezhebin, etnik kimliğin karşısında değildir. Çatışmalar üzerinden güç ve rant devşirmek gibi ucuz ve vicdansız hesabın içinde değildir. Biz artık kardeşlik zemininde aklı selimle çözülmesini savunan ülkeyiz. Aralarında kimi siyasetçilerin kimi yazarların kimi milletvekillerinin de olduğu çevrelerin ırkçılık virüsünü kaptıklarını üzülerek görüyoruz. Hangi vicdan sahibi zorla ailelerinden kopartılan, dağa kaçırılan çocuklarının ölüme gönderilmesini savunabilir. Şehirleri işgal edip, sivil halka eziyet etmeyi kim makul görülebilir. Halep'in şen olması, bütün mahallleri ile güvenli hale gelmesi kimi niçin rahatsız eder?
Ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan o çocuklar, intihar yelekleri giydirilen o çocuklar hem Kürt kardeşlerimizin hem Suriye'nin geleceği değil mi? Terörle, şiddetle hiçbir yere varılamayacağının anlaşılması için daha kaç çocuğun ölmesi lazım? Arabın kanı Kürde, Kürdün kanı Türk'e, Türkmen'e haram değil mi? Kürt, Arap bizim kardeşimiz. Türkmen, Sunni, Şii, Alevi bizim canımız, ciğerimiz, can kardeşimiz değil mi? Meselelerimizi çözmek varken bu nefret, öfke, hırs, hınç ve ihtiras niye. Türkiye Cumhuriyeti burada iken bu devlet Allah'a hamdolsun dimdik ayakta iken neden başka hamiler, dostlar, yoldaşlar, ortaklar aranıyor, niçin elinde müslüman kanı olanlardan medet umuluyor? Bu topraklarda kesret içinde vahdet olmak dururken niçin ayrışıyoruz?
HEP BİRLİKTE KAZANALIM İSTİYORUZ
Olaylara vicdan penceresi yerine ırkçılık ve kavmiyetçilik gözlüğünden bakanları bu hatadan dönmeye çağırıyorum. Biz bu coğrafyanın bin yıllık sakin ve sahipleriyiz. Bizim Türk, Kürt, Arap olarak birbirimizden başka dostumuz, yoldaşımız, dar günümüzde kapısını çalacağımız sığınağımız yok. Bu bölgede ne zaman birbirimize kardeşçe, dostça muamele ettiysek o zaman büyüdük, güçlendik, aşılmaz kale olduk. Ne zamanki Türk, Kürt, Arap, Şi, Sunni birbirimize düştük o zaman zayıfladık, kaybettik. Acı çektik. Biz Suriye başta olmak üzere coğrafyamızın hiçbir köşesinde artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemiyoruz. Yeraltı ve yer üstü zenginliklerimizin savaş baronlarının ceplerine akmasını istemiyoruz. Kardeşlerimiz açlık, kıtlık, yoksullukla boğuşurken bir damla petrolü oluk oluk akan insan kanından değerli gören materyalist zihniyetin palazlanmasını istemiyoruz. Hep birlikte kazanalım istiyoruz. Barışın ve istikrarın egemen olduğu bölgede hep beraber yanyana, huzur içinde yaşayalım istiyoruz.
ATLAS ÇAĞLAYAN CİNAYETİ
Etnik köken, din, mezhebine bakmaksızın bölgede akan kanın durması, ölümlerin, katliamların son bulmasını istiyoruz. Özellikle de Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Ve bu konuda ilgili olarak da üzerimize düşen görev neyse sonuna kadar yerine getirmenin ahdi ve kararlılığı içerisinde olduğumuzu da söylemek istiyorum. Minguzzi olayı neyse Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğmuştur.
Bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Ne gerekiyorsa başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargının tüm kurumları, İçişleri Bakanlığı bütün bunların üzerine gitmek suretiyle gereğini yapmak bizim görevimizdir. O pırlanta gibi yavru, o kadar güzelimsi yavru nasıl acımasızca katledilir? Bunun hesabını sormak görevimizdir. Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir, iri, diri olmayı istiyor ve gayret gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin gayesi, hedefi, menzili budur. Terörsüz bölge idealinin altını çizmemizin sebebi ayrıca budur. Menzile ulaşmak Cenab-ı Allah'ın takdirindedir. İktidar ve ittifak olarak bu gayeyle çalışmaya, sağduyulu yaklaşım içinde olmayı kararlılıkla devam ettireceğiz. Bizi bölmek, parçalamak, birbirimize düşman eylemeyi isteyenlere inat omuz omuza yüreyeceğiz.