Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'ye ağır eleştiri: Sandıkta daha çok tokat yersiniz!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin grup toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Mutlak butlan kararı sonrası CHP'de yaşananları değerlendirerek "Gazi Mustafa Kemal'in partisini affınıza sığınarak söylüyorum pavyon masalarına düşürenler kendileridir." ifadelerini kullanan Erdoğan, "Beyler siz bu kafayla giderseniz sandıkta daha çok tokat yersiniz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'ye ağır eleştiri: Sandıkta daha çok tokat yersiniz!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Mutlak butlan kararı sonrasında yaşananlar nedeniyle CHP'ye sert eleştirilerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "CHP'nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı mahkeme götüren, şikayet eden de CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in partisini affınıza sığınarak söylüyorum pavyon masalarına düşürenler kendileridir." dedi.

Eleştirilerini sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Beyler siz bu kafayla giderseniz sandıkta daha çok tokat yersiniz. Kendinizi düzeltmezseniz daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Sorun bunların sadece siyasete bakış açılarında siyaset tarzlarında çirkef üsluplarında değil. Sorun bunların zihniyetindedir. Sokakla kurdukları bağın sahici ve samimi olmamasındadır." diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle oldu:

YAŞANANLAR TÜRK SİYASETİNE YAKIŞMIYOR

Ak Parti Grup toplantımızın açılışında sizleri hürmetle selamlıyorum. Grup Toplantımızın ve burada yapacağımız değerlendirmelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türk siyasetine hiç yakışmayan olayların yaşandığı bugünlerde AK Parti Grubundaki kardeşlik tablosunun herkese örnek olmasını temenni ediyorum.

Türk siyasetine hiç yakışmayan olayların yaşandığı bugünlerde AK Parti Grubundaki kardeşlik tablosunun herkese örnek olmasını temenni ediyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'ye ağır eleştiri: Sandıkta daha çok tokat yersiniz! - Resim : 1

MİLLETLE BÜTÜNLEŞMEMİZ KATLANARAK DEVAM EDİYOR 

Yola çıktığımız ilk günden beri milletle bütünleşmemiz katlanarak devam ediyor. Aziz milletimizle kurduğumuz gönül köprülerinin sağlamlığını hafta sonu bir kez daha gördük. 6 beldede Belediye Başkanlarını ve Meclis Üyelerini seçmek için sandık başına gittik. 4'ün de AK Parti birinde ise Millet İttifakımızın ortağı ipi göğüsledi. 

'ÖNDEYİZ' DİYE HALKIMIZA YALAN SÖYLEDİLER

Otobüslerle o şehirden bu şehirlere sürükledikleri vatandaşlarımız üzerinden güya ahkam kesiyor kendilerini dev aynasında görüyorlardı. Sandık sonuçlarının gelmesiyle birlikte ortadan kayboldular. Avazı çıktığı kadar bağıranların sesi çıkmaz oldu. Aslında benzer bir yüzsüzlüğüne daha öncede şahit olduk. Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde 'öndeyiz' diye halkımıza yalan söylediler. 

BU KAFAYLA GİDERSENİZ MİLLETTEN DAHA ÇOK TOKAT YERSİNİZ

Bugün de aynısını yapıp faturayı kendi beceriksizlikleri dışında herkese kesen kibir abidelerine şunu söylemek isterim; Beyler siz bu kafayla giderseniz sandıkta daha çok tokat yersiniz. Kendinizi düzeltmezseniz daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Sorun bunların sadece siyasete bakış açılarında siyaset tarzlarında çirkef üsluplarında değil. Sorun bunların zihniyetindedir. Sokakla kurdukları bağın sahici ve samimi olmamasındadır. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'ye ağır eleştiri: Sandıkta daha çok tokat yersiniz! - Resim : 2

GAZİ MUSTAFA KEMAL'İN PARTİSİNİ PAVYON MASALARINA DÜŞÜRENLER KENDİLERİDİR

CHP'nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı mahkeme götüren, şikayet eden de CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in partisini affınıza sığınarak söylüyorum pavyon masalarına düşürenler kendileridir. Rüşvet aldım verdim, şu kişiye şu kadar para verdim diyenler kendileridir. Dün halkın umudu diyenler bugün hain damgası vuranlar yine kendileridir. 

KOLTUK VE SALON KAPMACA SAVAŞININ TARAFI DEĞİLİZ

Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP'deki anafor bizi zerre ilgilendirmiyor. Biz bu girdabın içine sürüklenmek veya çekilmek asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. Biz kendimize yakışanı yapmakla mükellefiz. Nitekim bunu yapıyoruz. AK Parti olarak samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır.

GAZİ MECLİS'İN NÜMAYİŞ ARENASINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE RIZA GÖSTERMEYİZ

Siyasette rakibimiz dahi olsa bu yüce çatı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla, çatışmayla, sokaklara ve Meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını biz arzu etmeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin terörize edilmesine, Gazi Meclisin nümayiş arenasına dönüştürülmesine de rıza göstermeyiz. Az dinleyip çok bağırarak, az düşünüp çok konuşarak siyaset yapılmaz.

BİZİM ŞAHISLARLA İŞİMİZ OLMADI

Burada şu gerçeğin de bilinmesinde fayda görüyorum. CHP'nin genel başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Bugüne kadar bizim şahıslarla işimiz olmadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'ye ağır eleştiri: Sandıkta daha çok tokat yersiniz! - Resim : 3

BİZİM MÜCADELEMİZ 28 ŞUBAT ZORBALARIYLA

Bundan sonra da olmayacak. Çünkü AK Parti hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil, CHP'nin halk düşmanı, millî irade düşmanı ideolojisiyledir.  Bizim mücadelemiz başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır. Bizim mücadelemiz milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan Jakoben zihniyetledir. Bizim mücadelemiz hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa, "Boş ver, Araplara paranı kaptırma." diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz Batılı patronlarından aferin alabilmek için Türkiye'yi yurt dışına şikâyet eden mandacılarladır. Ellerine fırsat geçse Türkiye'yi tek parti karanlığına tekrar götürecek faşizm hevesleriyle mücadelemiz sürecektir. Bizim mücadelemiz Mehter Marşı'ndan rahatsız olanlarla, okullarımızda Ramazan etkinliklerine tahammül edemeyenlerle, laikliği siper alarak milletin inanç değerlerine ateş edenlerledir. Bizim mücadelemiz Sultan Fatih'in emaneti aziz İstanbul'un duvarlarını "Zulüm 1453'te başladı." yazılarıyla kirleten mankurtlarladır. Bu makamlarda olduğumuz müddetçe mücadelemiz devam edecektir.

BİZ SADECE KENDİ İŞİMİZE BAKIYORUZ

Değerli yol arkadaşlarım, şunu bir kere daha sizlere ve aziz milletime hatırlatmak durumundayım. Tembel muhalefetten, vizyonsuz muhalefetten, kavgalı muhalefetten ne bu ülkeye ne de bu millete hiçbir fayda gelmez. Türkiye'nin güçlü, dirayetli, başarılı ve istikrarlı bir iktidar kadar vizyon, ufuk ve hassasiyet sahibi bir muhalefete de ihtiyacı var. Bizimle eser, hizmet ve projede yarışacak muhalefet arayışımız son 23 yıldır mâkes bulmadı. Ama buna rağmen umutlarımızı tüketmiş değiliz. Er veya geç Türkiye'nin hak ettiği kalitede bir muhalefete kavuşacağına yürekten inanıyorum. Biz o gün gelene kadar kendimizle yarışmaya devam edeceğiz. Rakiplerimiz kendi kısır çekişmeleri ile meşgulken, her zaman söylediğim gibi biz sadece işimize bakıyoruz.

SIFIR ATIK FORUMU BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Özellikle dış politikada 2026 senesini en verimli şekilde değerlendirmenin mücadelesini veriyoruz. Geçen hafta sonu İstanbul'umuz çevre diplomasisi alanında çok tarihi bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptı. Sıfır Atık Forumu, 183 ülkeden 120'yi aşkın bakanın, 200'ün üzerinde belediye başkanının ve 5 bin 000'den fazla katılımcının iştirakiyle ülkemizin ev sahipliğinde başarıyla gerçekleştirildi.

NATO LİDERLER ZİRVESİ’NE BÜYÜK ÖNEM ATFEDİYORUZ

2026 yılı inşallah Türkiye'nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene olacak. 7-8 Temmuz'da Ankara'da tertiplenecek NATO Liderler Zirvesi'ne büyük önem atfediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Amerikan Başkanı Sayın Trump'ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması, ittifakın insicamı bakımından kıymetli bir adımdı. 

Dünyanın Ankara'daki zirveye ilgisi büyük. Bunun için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık. Geride kalan yaklaşık bir aylık zamanı da en etkin şekilde kullanacağız.

ULUSLARARASI UZAY KONGRESİ'NE EV SAHİPLİĞİ YAPACAĞIZ 

NATO dışında, biliyorsunuz, ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne ev sahipliği yapacağız. Akabinde aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Liderler Zirvesi'ni ülkemizde tertipleyeceğiz. 9-20 Kasım tarihleri arasında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları'nın 31'incisini Antalya'da düzenleyeceğiz. 197 farklı ülkeden 100 bin katılımcıyla COP31'in tarihin en büyük çevre zirvesi olarak kayıtlara geçtiğini göreceğiz.

COĞRAFYAMIZDA SAVAŞLARIN ARDI ARKASI KESİLMİYOR 

Coğrafyamızda ne yazık ki krizlerin ve savaşların ardı arkası kesilmiyor. Gazze'den Lübnan'a, yönümüzü nereye dönsek mazlumların yüreklerimizi dağlayan feryatlarıyla karşılaşıyoruz. İsrail, kurulduğu günden bu yana bölgemizde barışı, huzuru, refahı ve güvenliği mütemadiyen tehdit eden bir fonksiyon icra ediyor. Filistin'e yönelik işgal ve Filistinlilere yönelik soykırım sistematik bir şekilde devam ediyor. Bakınız, Gazze'de tüm dünyanın gözleri önünde 73 bin masum insan katledilmiştir. Bu soykırım halen hem katliam boyutuyla hem de insanlık dışı tecrit boyutuyla sürmektedir. İnsanlık tarihinin en kanlı soykırımını gerçekleştiren İsrail, aynı anda İran'a saldırmış, yetmemiş aynı anda Lübnan'ı işgal etmeye başlamıştır. Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin tepkilerine rağmen İsrail, Lübnan'dan çekilmeyi reddetmekte, buradaki kanlı operasyonlarını devam ettirmektedir. 2 Mart'tan bu yana Lübnan'da katledilenlerin sayısı 3 bin 700'e, yaralıların sayısı ise 11 bin 400'e ulaşmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'ye ağır eleştiri: Sandıkta daha çok tokat yersiniz! - Resim : 4

TÜRKİYE'NİN VE KIBRIS TÜRKÜ'NÜN HUKUKUNA KAST EDİLİRSE CEVABIMIZ ÇOK SERT OLUR 

Şimdi Akdeniz'de, özellikle de Kıbrıs Adası'nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz. Ve gelişmeleri de çok yakından takip ediyoruz. İhtirasları cüsselerini fazlasıyla aşan bazı ufak tefek yapılar İsrail'in fitne kayığına binmişler. Siyonizmin taşeronluğunu üstlenmişler. Güya Doğu Akdeniz'de birtakım ham hayallerin peşine düşmüşler. Çok açık söylüyorum. Kimse macera peşinde koşmasın. Kimse Siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve hukukuna kastedilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur.

Siyonist yönetim tam anlamıyla bir çıbanbaşı, bir fitne fabrikası olarak geniş bir coğrafyada sürekli huzursuzluk üretmektedir. İsrail'in bu kural tanımaz, hukuk tanımaz, ilke, değer ve sınır tanımaz politikalarına maalesef dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. İsrail, mevcut hükümetin yönetiminde şımardıkça şımarmış, sadece bölge için değil, insanlık için de bir tehdit kaynağı hâline gelmiştir. Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları, bu iki kardeş ülkeyi olduğu kadar artık Türkiye'yi de tehdit eder bir noktaya taşınmıştır.

TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ HALEP'TEN, ŞAM'DAN, BEYRUT'TAN BAŞLAR

Şunu bir defa herkesin bilmesini isterim. Suriye ve Lübnan müstakil, bağımsız iki devlettir. Ancak bu iki devlet, yani Suriye ve Lübnan, aynı zamanda Türkiye'nin sevgi ve kardeşlik coğrafyasının içinde yer alan iki devlettir. Şam ve Beyrut, İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil, Halep'ten başlar, Şam'dan başlar. Türkiye'nin güvenliği Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz. Kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.

“ARZ-I MEV’UD HEZEYANININ FARKINDAYIZ” 

Şimdi bunlar ve tetikçileri çıkıyorlar, sağda solda Türkiye'yi hedef alan güya tehditler savuruyorlar. Hiç bunu söylemenize gerek yok. Biz sizin niyetinizi, amacınızı, hedefinizi ve neyin peşinde olduğunuzu çok iyi biliyoruz. Arz-ı Mev'ud hezeyanının nihai hedefinin de farkındayız.Allah'ın izniyle asla müsaade etmeyeceğiz.