Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Bölge için elimiz taşın altında
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun resmi açılışında konuşmasını yaptı.Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada küresel krizlerin derinleştiğine dikkat çekerek, önceliğin ateşkes ve kalıcı barış olduğunu vurguladı; İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikalarının küresel güvenliği tehdit ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde ve Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenen "Antalya Diplomasi Forumu" başladı.
İlki 2021'de düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'nda, 150'den fazla ülkeden 20'yi aşkın devlet ve hükümet başkanı, yaklaşık 15 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, 40'tan fazlası dışişleri bakanı olmak üzere 50'nin üzerinde bakan, 75'i uluslararası kuruluş temsilcisi olmak üzere 460'ı aşkın üst düzey zevatın yanı sıra aralarında akademisyen ve öğrencilerin de bulunduğu çok sayıda konuk yer alıyor.
"Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla düzenlenen forumda, açılış konuşmasını Dışişleri Bakanı Hakan Fidan yaptı.
Bakan Fidan'ın konuşmasından öne çıkan satır başları şu şekilde:
Katılan bütün devlet başkanlarını ve bakanları saygıyla selamlıyor, Antalya'ya hoşgeldiniz diyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız önclüğünde başlatılan bu diplomasi forumunun arka planında bir hedef vardı. Bugün çok şükür, sayın cumhurbaşkanımız öncülüğünde forumumuz küresel bir markaya dönüştü. Diplomasinin nabzı Antalya'da akmakta. Belirsizliğin çoğaldığı bugünde geleceği nasıl şekillendireceğimizin vizyonu burada atılmaktadır
Çözümler, ortak akıl ve hikmet ile şekillenecektir. Birbirini tetikleyen çok boyutlu krizler ile karşı karşıyayız. Meselemiz belirsizlik ve krizlerin, bizzat çağımızın baskın bir karakteri haline gelmesidir. Uluslararası sisteme yönelik en büyük tehdit, kuralsızlılığın, adaletsizliğin oldu dönemdir demişti Cumhurbaşkanımız. Ne derece haklı olduğunu bugün görüyoruz. Geçtiğimiz yıl forumumuzub gündemine Gazze'de yaşananlar oturmuştu
Bu yıl ise İran savaşı oturdu. Bu süreçte bölgemizi ağır tehditler altına atmıştır. Şüphesiz bu savaştan herkesin çıkaracağı tarihi dersler bulunmaktadır. Ancak ilk ve acil görev ateşkesin sağlanmasıdır. Sağlanan bu sukünet ortamı sorunun asıl kaynağını gözden kaçırmamalıdır. Gazze'de başlayan Lübnan'a sıçrayan İsrail yayılmacılığı doğrudan tehdit haline gelmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanım geçtiğimiz yıl yine bu kürsüden çok net bir uyarıda bulunmuştunuz. Uluslararası sisteme yönelik en büyük tehdit kuralsızlığın, belirsizliğin ve başına buyrukluğun hakim olduğu karanlık bir gelecek demiştiniz ve aklıselime, adalete ve etkin diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu dile getirmiştik.
Bölgemizin içinde bulunduğu bu son buhran maalesef bu tespitlerinizin ne derece haklı ve isabetli olduğunu acı bir şekilde teyit etmiştir.
Geçtiğimiz yıl forumumuzun gündemine devam eden Gazze soykırımı ve küresel etkileri oturmuştu. Bu yıl ise yine bölgemizde küresel etki üreten İran savaşı eklendi. Uluslararası sistemdeki ağır tahribat ve sürekli artan tırmanma bölgemizi yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya bırakmıştır.
Bu süreçte insanlık savaşın kazananının olmayacağını ağır bedellerle bir kez daha tecrübe etmiştir. Şüphesiz bu savaştan başta bölge ülkeleri olmak üzere herkesin çıkaracağı tarihi dersler bulunmaktadır. Ancak böylesi dönemlerde ilk ve acil görev ateşi söndürmektir.
Sağlanan ateşkesin sahada tam olarak uygulanması ve sürecin kalıcı bir barışa tahvil edilmesi samimi temennimizdir. Burada başta Sayın Pakistan Başbakanı olmak üzere bütün emeği geçen kardeşlerimize en içten teşekkürlerimizi de iletmek istiyoruz.
Fakat sağlanan bu sükunet ortamı sorunun asıl kaynağını gözden kaçırmamalıdır. Özellikle son 3 yılda Gazze’deki soykırımla başlayan ardından Lübnan ve Suriye’ye sıçrayan İsrail yayılmacılığı küresel güvenliği doğrudan tehdit eder hale gelmiştir.
Eğer bölgemizde ve ötesinde kalıcı bir barış arzu ediliyorsa tüm dünyada istikrarsızlık ihraç eden bu yayılmacılığa acilen uluslararası toplumun dur demesi gerekmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanım bugün uluslararası toplum savaşın durdurulması için nadir görülen bir anlayış birliği sergilemekte. Böylesine kıymetli bir zeminin diyalog ve diplomasi lehine değerlendirilmesi için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz.
Esasen Antalya Diplomasi Forumu’nun özünde de bu yaklaşım bulunmaktadır. Diplomasiyi yeniden işler hale getirmek. Bizim anlayışımıza göre diplomasi yangını daha fazla yayılmadan durdurma iradesidir. Kopmuş bağları sabırla onarma kabiliyetidir. Düşmanlıkları kader olmaktan çıkarma cesaretidir. Ortak geleceğe dair asgari zemini korumak ve büyütme sanatıdır. Yani diplomasi yarını tasarlamaktır.
Peki yarını tasarlama vizyonumuzu nasıl bir mimari üzerine inşa edeceğiz? Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın önderliğinde bu vizyonun iki ana taşıyıcı sütun üzerinde yükselmesi gerektiğine inanıyoruz.
Temsil kabiliyeti zayıf yapılarla krizleri yönetmenin mümkün olmadığı görülmüştür. Küresel vicdanı yaralayan çifte standartlara dikkat çektiniz. Küresel düzeyde atmamız gereken ortak adımlar var. Barış süreçleri düzen bozucu aktörlerin insafına bırakılmamalıdır. Süreçlerin sabote edilmesine müsaade edilmemelidir. İnsanlık bu teknoloji imkandan birlikte faydalanmalı, hiçbir coğrafya geride bırakılmamalıdır. Geleceğimize dönük sınamalarla da eş zamanlı mücadele etmek zorundayız. Eğer insanlık bugün sorumluluğu alamazsa 10 yıl sonra ihtilaflar çok daha yıkıcı olacaktır. İsrail'in pervasız saldırganlığı Gazze sınırlarını aşmıştır. Bölgemizi çatışma girdabına sürükledi. Bu kriz haritasının neredeyse tamamında güven temelinde konuşabilen ender ülkelerinden biri Türkiye'dir. Bugüne kadar bölgemizin selameti için daima elimizi taşın altında koyduk, koymaya devam edeceğiz. Artık bölgemiz savaşlara tahammülü kalmamıştır.