Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan İran açıklaması: 'Olacak her şey bizi yakından ilgilendirir'
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul'da yıllık değerlendirme toplantısında konuştu. İran'daki gelişmelerin yakında takip edildiğini belirten Bakan Fidan, "Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. İran'da olacak geniş çaplı istikrarsızlığın bölgenin kaldırma kapasitesinin çok üstünde olduğunu düşünüyorum. Diplomatik çabalara devam edeceğiz." dedi. Fidan, "YPG meselesi sorun olmaya devam ediyor. YPG Suriye'de bölünmeye davetiye çıkarıyor, hep aynı oyun" ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle düzenlenen toplantıda gündemi değerlendirdi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. İran'da olacak geniş çaplı istikrarsızlığın bölgenin kaldırma kapasitesinin çok üstünde olduğunu düşünüyorum ben. Onun için diplomatik çabalara devam edeceğiz. İnşallah Amerika ile İran kendi arasında bu konuyu gerek arabulucular üzerinden gerek diğer aktörler üzerinden veya direkt görüşerek çözerler. Biz de konuyu yakından takip ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan, 'SDG bölgemizde sorun olmaya devam ediyor. Türkiye olarak bu konuda kararlı politikamız sürecek' dedi.
Fidan, Yunan gazetecinin Netanyahu sorusuna cevap olarak, "Yunanistan Başbakanı dışında herhangi bir başbakanın Tel Aviv'e gidip poz verdiğini görmüyorsunuz. Netanyahu da bir yere gitmiyor. Belki oraya gelir" dedi.
İşte Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamalarından satır başları:
İnsanlığın ortak vicdanında derin krizler açan krizler art arda yaşanmaya başladı. Diplomasi sorunların barışçıl çözümü yönünde yegane çözüm olarak ortaya çıktı. Gazze'de yaşanan soykırım 2025'in en ağır gündem maddesini teşkil etti.
Uluslararası sistemin test edildiği bir sınav modeliydi. Dünya Gazze'de sınıfta kaldı. Türkiye olarak dost ve kardeş ülkelerle beraber soykırımın durdurulması için büyük çaba gösterdik.
YPG sorun olmaya devam ediyor. Türkiye olarak bu konuda kararlı politikamız sürecek.
Dış politikamızın 2025 yılında etkin sonuçlar ürettiği ortadadır.
Ülkemize savunma sanayiinde uygulanan yaptırımların büyük ölçüde kaldırılmasını sağladık.
Artık hiçbir ülke dış politikasını önceden planlanmış şablonlara göre yürütecek değil. Çünkü her şey artık belirsiz.
Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu dönemde belirleyici bir sol oynama kapasitesine sahiptir. 2026'da da yoğun bir takvim bizi bekliyor. Türkiye ilkeli duruşuyla, özgüvenle ve kesinsitiz çabayla yoluna devam edecektir. Bölgemiz için barış üretmek önceliğimiz olacak.
SORU-CEVAP
ABD İRAN'A SALDIRIR MI?
Baştan beri önem verdiğimiz konu bölgesel güvenlik. İran'ın komşusu ve dostu olarak görüşlerimizi çok net olarak paylaşıyoruz. İki halk birbirine çok benziyor. İran'da olacak her şey bizi ilgilendirdiğinden bu gelişmeleri takip ediyoruz. Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. Diplomatik çabalara devam edeceğiz. ABD ile İran inşallah konuyu diğer faktörlerle çözerler.
GAZZE'DE GÜVENLİĞİN SAĞLANMASI
Sürecin ağır aksak da olsa ilerlemesi bizim memnun olduğumuz bir sonuç. Gazzeli'lerin barınmasız, ilaçsız kalması hepimizi çok derinden yaralamakta. İsrail'in nihai amacı Filistinlilerin bölgeden çıkması. İkinci aşamada Filistinli teknik komitenin Gazze'nin idari yönetimini alması gerekiyor. Biz birkaç hafta içerisinde bunun hayata geçeceğini düşünüyoruz. Uygulamada zorluklar olacak tabiiki bu sürecin sorunsuz gitmesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Riskler ve İsrail'in niyeti de ortada.
GELECEK DÖNEM ZİRVELERİ
Türkiye'nin diplomatik kanalları açık tutmaya devam edeceğini belirten Fidan, önümüzdeki dönemde Türkiye'nin NATO Zirvesi, Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi ve BM İklim Değişikliği Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağını duyurdu. Fidan, Türkiye'nin kriz anlarında tavsiyesi aranan ve ara buluculuğu talep edilen bir konuma geldiğini sözlerine ekledi.
'TEMENNİMİZ 10 MART MUTABAKATI'NIN UYGULANMASI'
Olumlu bir aşamaya geliyoruz, ama riskler ortada, İsrail'in niyeti de ortada. Bunu çözmede, sınırların neler olduğunu biliriz. 4 ülkede iddiası olan, örgütlenmesi olan ve eylemi olan bir örgütün Suriye'deki uzantısının adının SDG/YPG olması çok büyük bir gerçeklik. SDG adına kim görüşmeye giderse gitsin Kandil'den onay almadan bunun hayata geçmeyeceğinin herkes bilincinde. İ
“FIRAT'IN BATISINDAKİ UNSURLARA OPERASYON GÜNDEMDE”
10 Mart mutabakatı uygulanmalı. Bizim temennimiz Suriye'de istikrarının sağlanması.
Fırat'ın batısında işgal edilen yerlerin tekrar boşaltıması, unsurların geri çekilmesi gündemdem. Bu film tekrar tekrar oynanıyor. Şablondan çıkılması lazım artık.İnşallah barışçıl yollarla çözülür.
"SDG MESELESİ SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR"
SDG meselesi takip ettiğiniz gibi yine Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor. İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür. Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz.
Geçtiğimiz sene İsrail'in Suriye, İran ve Lübnan gibi ülkeleri hedef alan saldırılarının arttığını ve Somaliland'den İran'a uzanan geniş bir coğrafyadaki böl, parçala, yönet faaliyetlerinin yoğunlaştığına şahit olduk. Bu politika, İsrail'in komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak kendi güvenliğini sağlayabileceği illüzyonuna dayanmaktadır. Söz konusu zihniyetin sadece bölge ülkeleri için değil, küresel düzeyde bir tehdide dönüşmekte olduğunu her fırsatta dikkat çekiyoruz.
RUSYA-UKRAYNA KONUSU
Daha önce de çeşitli vesilelerle ifade ettim, yapılacak barış sadece Rusya-Ukrayna arasında değil Avrupa-Rusya barışı olacak. Trump başa geldikten sonra ABD'nin öncü rolünü değiştirmesi ve nötr pozisyona geçmesi ve Avrupa güvenliği ile ilgili oynadığı rolü sonrası ortaya başka bir sorun çıktı.
Avrupa'nın güvenliği Ukrayna'nın güvenliğine bağlanmış durumda. Tabii bunun ne kadar gerçekçi olup olmadığı tartışılır.
F-35 KONUSU
F-35 konusuna gelince, biliyorsunuz bu aslında CAATSA'nın uygulaması nedeniyle ortaya çıkan sorun. Biz olaya sadece F-35 konusuyla ilgili bakmıyoruz. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması konusunda çalışıyoruz.İnşallah bu sene yaptırımlarının kaldırılmasına şahit oluruz.
VİZE KONUSU
Avrupa'da giderek merkezileşen bir sistem var. Böyle bir idari sorun, pandemide kapalı kalmıştı hayata geçmesinde sorun var.
Daha çok etkileyen boyutu ise göçmenlik meselesinden dolayı var olan göçmenlerin politika malzemesi haline gelmesi. Artık Avrupa hükümetleri yabancıların hangi sebeple olursa olsun başka bir sorun alanı. Ülkeye yabancı girişi Avrupa'da siyasetin bir numaralı sorunu haline gelmiştir.
Benim korkum, bakın ben korkumu söyleyeyim burada: Bu konuda zaten artık yığınsal göç durmuştur, kendileri de biliyor.Artık dışarıdan göç almanın değil, içeride bulunanı tekrar göndermenin siyaset malzemesi yapılacağı bir noktaya Avrupa evrilebilir. Çünkü artık aşırı sağ bakıyor; merkezi hükümetler çok ciddi vize politikaları, göç politikaları geliştirdiler ve oradan artık ekmek çıkmayabilir siyasi olarak.
'Remigration' dedikleri kavramı, yani yeniden göç ettirme kavramını artık ağır ağır gündeme getiriyorlar. Biliyorsunuz aşırı sağın kendi konseptleri ilk gündeme geldiğinde de çok az taraftarı vardı ama giderek bu taraf kazanmaya başladı.
Belli başlı Avrupa ülkelerinde yani yabancıyla yaşama, yabancıyı kabul etme, yabancıyla beraber olabilme konusundaki problem alanları siyasetin şu anda bir numaralı konusu halinde diye görüyoruz. Tabii buna baktığımız zaman AB'ye aday ülke olan ve yıllardır gerçekten AB ile her türlü etkileşime girmiş olan Türkiye'nin vize konusunda bu sorunu yaşıyor olması, Avrupa ülkeleri tarafından bir problem alanı. Bunun ortadan kalkmasının çözümü Vize Serbestisi Anlaşması'nın yürürlüğe girmesidir. Bu anlaşmanın vuku bulması ve yürürlüğe girmesi için biz bu yıl daha sistemli bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz.
TRUMP'IN İRAN AÇIKLAMALARI HAKKINDA: ASKERİ MÜDAHALEYE KARŞIYIZ
Trump'ın İran'a 'yardım geliyoruz' açıklamasının hatırlatılması üzerine Fidan şöyle yanıt verdi:
İran'a yönelik askeri müdahaleye karşıyız. Bölge ülkeleriyle olan sorunlarını çözmesi gerekiyor. Nükleer konulardaki sorunları da çözmesi de gerekiyor ki ekonomik baskılar sona ersin.
İran'ın büyük bir nüfusu ve dinamik bir halkı var. Bunları belli konulardan mahrum ettiğinizde böyle sorunlar çıkabiliyor. Ekonomik ve diğer güçlerle ilgili sorunlar, rejime karşı başkaldırı olarak karıştırılıyor. Rejime karşı İran düşmanı ülkelerin iştahını kabartacak bir durum yok. Vurguladığımız gibi biz müdahaleye karşıyız.
Ama yani Trump politikalarına baktığınız zaman hani karadan güç kullanmayı şu ana kadar çok fazla tercih ettiğini de görmedik. Hani sizin söylediğiniz örnekler daha fazla hani gidip konuşlanmayla alakalı konular. Ben hani askeri strateji açısından da artık o konuları çok fazla yani gündeme getireceğini düşünmüyorum.

KONTEYNERLER NE ZAMAN GAZZE'YE GİDECEK?
6 Şubat depremlerinden kalan ve artık kullanılmayan konteynerlerin ne zaman Gazze'ye gideceği hususunda Fidan şunları kaydetti:
Arkadaşlar Gazze'ye insani yardım konusu 1 numaralı işlem alanı bizim için şu anda özellikle açılış konuşmasında da ifade ettim. Oradaki kardeşlerimizin soğukta bu kış mevsiminde bu şartlar altında yaşamasını başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere hiçbir kardeşimizin yüreği kaldırmıyor. Konteynerlar meselesini biz toplantılarda gündeme getirdik bu yaptığımız koordinasyon toplantılarında. Onun için bu kurulların bir an önce hayata geçmesini istiyoruz. Biliyorsunuz İsrailliler uzun zamandır içeriye giren insani yardım malzemelerinde içinde metal olan unsurları hiçbir zaman için kabul etmek istemediler. malzemelerde bile. Çünkü bunları çift kullanımlı malzeme olarak görüyorlar.
Oradaki direnişçilerin, işgale karşı direnenlerin bundan silah yapacağını hep öne sürdükleri için burada ortaya koydukları bir tavır var. Tabii işgal güçlerinin etkisini aslında bu konudaki yetkilerini elinden alacak BM'nin kurumları hayata geçtikçe ben bu konudaki direnişin de azalacağını düşünüyorum. Biz bu konudaki yani başvurularımızı görüşmelerimizi çok önceden yaptık.
Hem ilgili platformlarla görüştük. Hem de kendi içimizde başta Çevre Bakanlığımız, AFAD olmak üzere yani bu stokları elinde bulunduran kardeşlerimizle bir araya geldik.
Bunu nasıl ilerletebiliriz diye. Biz şunu göotantikrdük. Yani Cumhurbaşkanımız da o yönde talimat verdiler. Şartlar uygun olması halinde biz bunları hemen Gazze'ye göndereceğiz. Yani bunda bizim bir sıkıntımız yok.
Ama dediğim gibi konteynerlar metal olduğu için şu anda içeriye alınmasında bir takım problemler var. Bunu aşmaya çalışıyoruz. Onun yerine Türkiye'nin gönderdiği çadırlar şu anda içeriye giriyor. Ama çadırlar da her zaman etkili olmayabiliyor.
TÜRKİYE SUUDİ ARABİSTAN VEYA MISIR'LA İTTİFAK YAPAR MI?
Fidan, "Yabancı basına da şöyle haberler yansıdı. Türkiye, tıpkı Pakistan ve Suudi Arabistan'ın kurduğu ittifak gibi, bir ittifak içerisinde bulunmak istiyor, diye. Önümüzdeki dönemde, böyle bir güvenlik ittifakı Suudi Arabistan'la ya da Mısır'la, görür müyüz?" sorusuna şöyle yanıt verdi:
Bu önemli bir konu. Cumhurbaşkanımızın, bizlerin yaptığı açıklamaları takip ederseniz biz aslında bölgedeki istikrarın huzurun, bölge ülkelerinin bir araya gelmesinden ve nitelikli işbirliği ortaya koymasından geçtiğini her zaman söylüyoruz.
Bölgenin kronik sorunlarını incelediğiniz zaman bunun başında bölge ülkelerinin birbirlerine güvenmemesi geldiğini, bu güvensizliğin arada çatlaklar oluşturduğunu, sorunlar oluşturduğunu, ve ya dışarıdan hegemonun geldiğini problem oluşturduğunu ya da içeriden terör örgütlerinin baş göstererek, iç savaşların ortaya çıkmasına atarak başka istikrarsızlık parametrelerinin hep gündemde olduğunu gördük. Biz bunları yıllardır yaşıyoruz, mücadele ediyoruz, analiz ediyoruz. Ve bütün bunların sonunda şöyle bir önermemiz var. Diyoruz ki, bölge ülkelerinin hepsi artık bir araya gelerek, önceden şey olurdu. Ekonomiden güvenliğe geçelim, diye. Aslında direkt biz uzun yıllardır ekonomik işbirliği yapıyoruz.
Güvenlik konusunda bir işbirliğinin, bir platformun oluşturulması gerekiyor. Bu neden? Bu dışarısı için değil. Bölge ülkeleri birbirlerinin güvenliğine, kendi, bir taahhütte bulunmaları gerekiyor. Hani bölge ülkelerinin hepsi birbirinden emin olduktan sonra, sorunun %80'i zaten çözülmüş oluyor. Körfez'deki ülkeler birbirinden emin olmalı.
Diğer ülkeler birbirinden emin olmalı. Ve geniş bir yelpazede, bu platformun ortaya çıkmasından sonra, ben sorunun büyük oranda çözüleceğini düşünüyorum. Diğer sorunlar rahatlıkla çözülebilir. Yani an itibarıyla bu görüşmeler var, konuşmalar var ama biz herhangi bir, anlaşmaya hala imza atmış değiliz. Cumhurbaşkanımızın vizyonu kapsayıcı, daha geniş, daha büyük dayanışma ve istikrar üreten bir platform.
TRIPP (ZENGEZUR KORİDORU) HAKKINDA
Cumhurbaşkanımıza bu konuda bilgi verdik. Bizim amacımız şu, biz Azerbaycan ve Ermenistan arasında paraflara atılmış anlaşmanın nihai yola gelmesi ve Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin sağlanarak bir an önce artık yolumuza bölgede istikrar ve refahla devam edelim. Üç ülkede de siyasal liderlik iradesi var. Ermenistan'ın yapması gereken birkaç konu var. Biz sayın Paşinyan'ı şu anda komuoyu yoklamalarında oradaki gelecek seçimde önde gittiğini görüyoruz. İran için Trump'ın deklare ettiği vergi gümrükler vergileri haberi ile ilgili biz Abu Dhabi'deydik. Bu bir deklarasyon, bir karar ya da hangi ülkeler nasıl etkilenecek bir çalışma yapılmış değil. Başka bir şey yok. Ortada somut bir başkanlık kararı yok.

"MİÇOTAKİS'İN SİYASİ BEDEL ÖDEMESİ GEREKİYOR"
Yunanistan'daki siyasi liderlerin, Türkiye ile olan sorunları çözüp altına imza atmasının iç politikada zorluklar yarattığını belirten Fidan, Miçotakis'in son seçimlerde aldığı güçlü desteğin bu konuda bir fırsat penceresi aralayabileceğine işaret etti.
Fidan, "Yunanistan iç politikasında Türkiye'nin tehdit olarak algılanması meselesi, her zaman için siyasette bir itici güç oynamakta. Yani Türkiye ile ilgili birisi bir şey yapmaya çalıştığı zaman muhakkak ve muhakkak bir siyasi bedel ödemesi gerekiyor. Şimdi bir siyasi liderin Yunanistan'da Türkiye ile sorunları çözüp bölgeye barış getirmekle, kendi siyasi kariyerini riske atma arasında bir tercihte bulunması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin sadece istikşafi görüşmeler yapmaya değil, konuyu kalıcı olarak çözmeye hazır olduğunu defaatle ilettiklerini belirten Fidan, bunun için karşılıklı irade konulması gerektiğini söyledi. İç politika ile dış politikanın birbirinden ayrılması gerektiğinin altını çizen Fidan, güven artırıcı önlemlerin hayata geçirilmesinin ve halkların etkileşiminin önemine değindi.
"İT DALAŞI AZALDI İŞ BİRLİĞİ ARTTI"
Son iki yılda Ege'de gerilimin düştüğünü, "it dalaşı" olarak tabir edilen olayların azaldığını hatırlatan Bakan Fidan, göçmen sorunu başta olmak üzere çeşitli konularda iş birliği mekanizmalarının çalıştığını belirtti.
Fidan sözlerini, "Bu tarihi fırsatı heba etmeden bu Ege sorununu kalıcı olarak çözelim. Ben bunun mümkün olduğuna inanıyorum. Yunanistan'ın milli menfaatini esas alan, Türkiye'nin milli menfaatini esas alan bir çizgide, bu konunun rasyonel bir zeminde tartışılması gerekiyor" diyerek tamamladı.
YUNAN GAZETECİYE NETANYAHU YANITI: BELKİ ORAYA GELİR
Bu konuda Cumhurbaşkanımızın iradesi ve vizyonu son derece net. Biz İsrail'i çok uzun yıllar önce tanımış bir ülkeyiz. Şu anda İsraille biz neden ilişki ve ticareti kesiyoruz? Bunu defalarca söyledik. 7 Ekim'den sonra başlattıkları soykırım... Bundan dolayı biz ilişkileri bu noktaya getirdik.
İsraillerin Filistinililere yönelik baskı ve zulmü durduğu zaman, Türkiye'nin de kendi ilişkilerinde bir normalleşme arayışında bir sıkıntı olmaz. Ama bölgesel politikaları bu şekilde devam ettiği sürece, şu anda uçaklardan atılan bomba yoluyla, her gün ekranlarda ölen çocukları, kadınları görüyoruz. Bunlar olduğu sürece, birçok ülkenin İsraille ilişkilerin normalleşmesi mümkün değil.
Yunanistan Başbakanı dışında herhangi bir başbakanın Tel Aviv'e gidip poz verdiğini görmüyorsunuz. Kimse gitmiyor. Niye gitmiyor? Avrupalı liderler biliyor ki bugünlerde onunla resim vermek bugünlerde hoş olan bir şey değil. Kendisi de (Netanyahu) bir yere gidemiyor. Belki Yunanistan'a gidebilir.
KARADENİZ'DE KOMUTA TÜRKİYE'DE OLACAK"
"Barış anlaşması sonrası askeri unsurların yapılanmasına değinen Bakan Fidan, Karadeniz'in güvenliği konusunda net konuştu. Ukrayna'nın deniz alanı olarak sadece Karadeniz'e kıyısı olduğunu hatırlatan Fidan, NATO üyesi olarak Türkiye'nin bölgedeki rolüne vurgu yaptı.
Fidan, "Deniz gücünün komutasını, Cumhurbaşkanımızın da müzakere talimatıyla öteden beri biz almak istiyorduk. Şimdiki planlamalarla bu sorumluluk bize verilmiş durumda. Burada gönüllü olan diğer ülkelerle beraber biz bu sorumluluğu alacağız" ifadelerini kullandı.