Geçmişin masalına takılı kalanlar için…
Bazı insanlar, ilişkilerde araya giren zamanı bir şans sanıyor. Zaman açılır, herkes sakinler, duygular netleşir… Belki yeniden olur, belki yarım kalan tamamlanır diye düşünüyorlar. Ama gerçek pek öyle işlemiyor.
Zaman her yarayı iyileştirmiyor; bazılarını sadece netleştiriyor.
Uzaklaşınca büyüyen şey çoğu zaman sevgi değil, yanılgıdır. Birbirini özlemekle birbirine ait olmak aynı şey değildir. Çünkü gerçekten devam edecek ilişkiler, boşluklarla değil; bağlarla güçlenir. Araya mesafe girdiğinde kopan bir şey varsa, o şey zaten tam olarak bağ değildir.
Bizler geçmişin hatıralarına tutunup bilinmezlikten kaçıyoruz aslında. Çünkü yeni her zaman korkutucu olan. ‘Kötü’ de olsa bildiğin konfor alanın ve bundan çıkmak, çoğu zaman ‘iyi’ ama yeni bir şeye alışmaktan daha kolay geliyor.
O yüzden insanlar çoğu zaman ‘belki yine olur’ diye geçmişe dönüyor ama bunun adı umut değil; ertelemek. Gerçeklerle yüzleşmeyi, yeni bir yol çizmeyi, kendini yeniden kurmayı ertelemek.
Ama unutmamak gerekir: Bir şeyin yarım kalması, onun devam etmeyi hak ettiği anlamına gelmez. Bazen yarım kalan bitmesi gerekendir. Bazen kapanmayan sayfa kapanmaması gereken değildir; sen kapatamadığın için açıktır.
Bu yüzden geçmişi romantikleştirmeyi bırakmak gerekir. Hatıraları büyütüp bugünün eksiklerini kapatmaya çalışmak, sadece insanın kendine kurduğu tatlı bir tuzaktır.
Asıl cesaret, ‘belki olur’ demek değil; olmayacağını anlayınca geri dönmemektir. Ve bazen en büyük iyileşme, yeni bir başlangıçta değil; eskiye dönmeme kararındadır.