Haber mi okuyoruz, hikâye mi satın alıyoruz?

Bir haberi açıyorsun. Başlık başka bir şey söylüyor. İçerik başka bir şey anlatıyor. Ama başlık kazanıyor. Çünkü başlık tıklanıyor.

Bugün haberin değeri doğruluğuyla değil, tıklanma potansiyeliyle ölçülüyor. Bu da medyanın dilini değiştirdi.

Artık ‘ne oldu?’ sorusu ikinci planda.
‘Nasıl daha çok merak uyandırırız?’ sorusu birinci planda. Felaketler dramatize ediliyor. Çatışmalar köpürtülüyor. Korku pazarlanıyor.

Noam Chomsky yıllar önce şunu söylemişti:
‘Medyanın gücü, insanlara ne düşüneceklerini değil, ne hakkında düşüneceklerini söylemesidir.’

Bugün tam olarak bunu yaşıyoruz. Bazı konular haftalarca gündem oluyor. Bazıları ise sanki hiç yaşanmamış gibi yok oluyor. Gerçeklik parçalanıyor. Yerine hikâyeler geliyor. Ama bu hikâyeler bizi bilgilendirmiyor. Bizi yönlendiriyor.

Bir süre sonra haber okumuyoruz. Haber hissediyoruz. Sinirleniyoruz. Korkuyoruz. Taraf oluyoruz. Ama nadiren anlıyoruz.

Belki de asıl mesele bilgiye ulaşırken ne kadar manipüle edildiğimiz.