İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu: İstanbul, Kanal İstanbul'a mecbur değildir

Kanal İstanbul Çalıştayı'nda konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, "stanbul, Kanal İstanbul'a mecbur değildir. İstanbul küçük çocuklarına eğitim sunmaya, yemek sunmaya, gençlerine iş bulmaya mecburdur" ifadelerini kullandı.

Google Haberlere Abone ol

İşte Ekrem İmamoğlu'nun konuşmasından satır başları:

Kanal İstanbul çok büyük ve riskli bir ameliyat. Hayati sistemlerinin zarar göreceği bir İstanbul'dan bahsediyoruz. 'Bu ameliyat yapılacaktır' diyemezler. Neden mecburmuşuz? Anlatmak zorundalar.

Hepimiz bu şuursuz sürecin risklerini bilmek zorundayız.

İstanbul'un bağrına batırılacak bıçak olan Kanal İstanbul'a karşı bizim tavrımız siyasi değil hayatidir.  Bu şehrin ve bu ülkenin bunca sorunu varken, bunun sırası mı şimdi?

“Siz ne derseniz deyin, biz bu ameliyatı yapacağız” diyenlerin iki temel argümanı var: İstanbul Boğazındaki gemi geçişleri dolayısıyla yaşanması muhtemel riskler… Ve bu projenin Türkiye'ye sözümona gelir getirecek olması…

Gemilerin, özellikle de tehlikeli yük taşıyanların, boğazdan güvenli bir biçimde geçmelerini sağlamak çok önemli bir konudur. Bu konuda elbette hepimiz çok hassas olmalıyız.

Boğaz güvenliğini sağlamak adına hükümetimiz uluslararası planda hangi adımı atacaksa hepimiz onun arkasında oluruz ve tam destek sağlarız.

Hiç kimsenin şüphesi olmasın. Ama büyük ve tehlikeli gemilerin geçiş güzergahını İstanbul'un bir yerinden alıp başka bir yerine taşıdığınızda güvenlik sorununu çözmüş olmazsınız ki… Üstelik Kanal İstanbul'un, eni ve derinliği itibariyle zaten büyük gemiler açısından bir alternatif olamayacağını… Ayrıca gemileri boğaz yerine kanaldan geçmeye zorlayamayacağımızı da…

Kimse bizi çocuk yerine koymasın!

İstanbul'un neresinden geçerse geçsin… Risk oluşturan gemiler, Türkiye'nin ortaya koyduğu yüksek güvenlik standartlarına harfiyen uyarak geçmek mecburiyetindedir. Asıl olan, bunu sağlamaktır. Bir başka çok önemli nokta da elbette, İstanbul Boğazı'nın özellikle petrol taşımacılığındaki fonksiyonunu azaltmaktır.

Güzergahı boğazdan alıp kanala çevirmekle bunu sağlayamazsınız. Yapılması gereken, Samsun – Ceyhan Petrol Boru hattı gibi farklı alternatifler geliştirmek ve hayata geçirmektir. Bütün bu boyutları, farklı alternatifleri bir kenara bırakıp… “Boğaz güvenliği için Kanal İstanbul şarttır” sonucuna ulaşmak doğru değildir, rasyonel değildir. Aksine, bir “oldu bittiye” zemin hazırlamadır… Bahane üretmedir.

Projenin ekonomiye çok katkı sağlayacağını söylüyorlar. Nasıl bi katkısı olacak? Açıklayamıyorlar. Daha projenin nasıl bir finansmanla yapılacağı bile belli değil.

Sadece rantı döndüren bir proje. İstihdam yaratamazsınız. Raporlar ortada. Geleceğimiz nokta ortada. İşsizlik ve yoksulluğun düzeyini birlikte hissediyoruz. Kanal İstanbul projesini zaman zaman gündeme getirenler projeyi bir oldu bittiye getiriyorlar. 

O kadar önemli ve hayati sorunlarımız var ki! İstanbul, Kanal İstanbul'a mecbur değildir. İstanbul küçük çocuklarına eğitim sunmaya, yemek sunmaya, gençlerine iş bulmaya mecburdur. İşsizlerin, dar gelirlilerin hayatlarını kolaylaştırmaya mecburdur. Biz bunlar için çalışıyoruz. Bizim yolumuz bu.

Biz her alanda hükümetle uyum alanda çalışmaya hazırız. Tek şartımız var. Bu ülkede hiç kimse 'ben bilirim, ben yaparım' demesin. Kimse halka sesini yükseltmesin. 

Halkımızın bilgilenmesi için belediye olarak insiyatif aldık. Önce su sempozyumu sonra da bu çalıştayı planladık. Sorumluluğumuzdan asla geri kalmayacağız.

Lütfen bugün çocuklarınızın torunlarınızın karşısına geçin gözlerine bakın. Sizce onların bu kanala ihtiyacı var mı? Onların geleceği için yapılacak önemli şey bu mu? Biz yabancıyız, onlara emanet edeğiz bu şehri. Bu hayati bir meseledir. Kanal İstanbul'u anlamaya çalışmanın hiçbir yeri siyasi değildir.