Kar tanelerinin getirdiği mutluluk
Kar yağmaya başladığında şehir sanki başka bir dünyaya açılır. Her yer beyaza bürününce tüm kötülükleri ortadan kaldırmış gibi bir masal diyarına benzer. Kar, hepimizin içindeki o mutluluğu, huzuru, çocukluğunu geri getirir.
Yetişkinler de çayını alır camın kenarında oturur o güzel manzarayı izler. Çünkü o da güzel günlerini hatırlamak ister.
Eldivensiz oynadığımız o kar topu savaşları, burnumuzun, ellerimizin kızarana kadar eğlendiğimiz anlar, annemizin camdan 'üşüteceksin' uyarıları... Geçmişe duyulan özlemdendir o kar topu savaşları. Her yerde görürüz polisler çocuklarla oynar, öğretmenler bahçeye çıkıp oynar. Çünkü onu görünce herkes çocuktur.
Kar bize önce sabrı öğretir. Acelemiz vardır, yollar kapalıdır, planlar aksar gideceğimiz yerlere geç kalırız.Böyle olunca da sinirleniriz. Oysa kar, “her şey senin istediğin hızda olmak zorunda değil” diyerek yavaşlatmayı öğretir bize. Çoğu zaman direndikçe yoruluruz, kabullendikçe hafifleriz.
Kar yağdığında bir anda sessizlik artar. O sessizlikte kendini duymaya başlarsın. Ne istediğini, neyi ertelediğini ve neyi kaçırdığını hatırlarsın.
Kar yağışını izlerken elinde sıcacık çayınla hayallere dalarken bulursun kendini. Bu mutluluğun, hayallerin bir sebebi vardır. Beyaz örtü, sadece güzelliği değil, bize kendimizi hatırlatır. Unuttuğumuz insan yanımızı, aceleye kurban ettiğimiz duygularımızı ve durursak dünyanın yıkılmayacağını…
Belki de kar, mutluluğun ne kadar sade olabileceğini anlatmak için yağıyordur.