Emre Tilev

Emre Tilev

Less is more (Minimalizm)*

Bu ifadeyi ilk olarak 1993 yılında mesleğe ilk girdiğimde duydum.

Henüz 22 yaşındaydım.

Kanalın sahibi Erol Aksoy titretirken koridorları…

Hürriyet binasının 10. Katında spor servisinin yan tarafında Faruk Bayhan ve Murat Saygı’nın odasından hışımla çıkarken…

Erol Aksoy bağırıyordu… "less is more" (daha az olan daha fazladır)
Abartıdan kaçınan, minimalizmi savunan, sade olanın her zaman daha etkileyici olduğuna inanan bir mimari görüş bu.
Erol Aksoy, yıllar önce Show TV’yi kurarken de CINE5’i oluştururken de bu ilkeye sadık kaldı.

Ve bize bu ilkeleri anlattı.

Onun okuluydu buralar ve İlker Yasin elinde işlenirken bilgilerimiz, Ercan Taner ustanın hocalığında öğrenirken maç anlatmayı bu motto zihnime kazındı.

O zaman maç anlatırken ve bugüne taşırken geçmiş bilgimi hep aklımdaydı bu yapı şimdi son dönemde futbolda çok duyar oldum…

Daha az olan daha fazla.

Topa çok sahip olmak mı? Ama skora bakıldığında farkı yaşamak neden…

Daha çok pas... Ama skor farklı.

Daha çok çalım daha fazla adam geçmek. Ama skor…

Daha fazla kenarda oyuncu … Ama skor…

Gözüküyordu şerefli yenilgi hikâye…

Şerefsiz yenilgi nasıl?

Yenildik ama ezilmedik palavra!

Ezilen rakip daha mı büyük zararda…

Futbol basit oynanmalı.

Bu başarının odağı…

Son dönemde Beyin Cerrahi abim Prof. Dr. Kemal Yücesoy ile sohbet ederken konuşmuştuk. Aşk kalpte mi? Beyinde mi?

Aklıma geldi; Futbol hünerde mi? Zeka da mı?

İkisi de…Evet ama en çok?

Basitlik zekâ ile birleşirse ne oluyor?

Liverpool oluyor…

Manchester Unıted 1992-2008 aralığı oluyor…

Alman milli takımı oluyor… (1986-1990)

İtalya oluyor (1994)

Brezilya. (Yok onlar olmuyor Onlar Marslı…Onlar zeka oyun macerası ve Ginga ile büyüyor.)

Ama…

Fiziki dengeleri, insan kimyası ile potalarsanız karşınıza mükemmel zekayı oyuna koyan zihinler çıkınca basit olanı yapmak zafer demek oluyor.

Türk takımları basitlikten uzaklaştıkça kayıp yaşıyor.

Gereksiz yan paslar,

İşlemeyen kanatlar…

Saatler gibi gelen yarı saha çıkışları…

Basketbolda set oyunundan uzak parsellemeler…

Zayıf zekalı beklerin oyuna aklı koyamaması…

Ve aklı bulanmış sadece galibiyet ile yorulmuş teknik adamların kuralcı yaklaşımları…

İsim yok, takım yok ama düşünceler var.

Siz bu yapıları hangi takımda görüyorsunuz sorusu var.

Basit oynayın zekâ koyun, futbol 150 yıl önceden bugüne deviniyor.

Ama hep zekâ bir adım önde…

İnovasyon diyorlar.

Farklı bakım, katma değer yakalamak.

İşte bunu başaranlar 90 milyon Euro’ya yaklaşan gelirleri Şampiyonlar ligi şampiyonluğu ile yakalıyor…

Ya da 25 milyonluk gelirleri Avrupa Liginde elde ediyor.

Basit olmak zor olan…

Nöronlar arası geçişleri yansıtan Dentinitleri daha çocuk yaşta iyi sinaptik alanlara dönüştürenler başarılı oluyor. İşte burada Brezilya.

Futbol sokakta öğreniliyor…

Teneke kutuya hükmeden,

Hindistan cevizine vuran ayaklar,

Kumda büyüyen adaleler fark yaratıyıor..

Yani özet şu.

Bebeler futbol zekasını geliştirecek bakış açıları sunun…

Topa nasıl vuracağını öğrenir.

Oyun zekâsı yoksa saatli bomba ile sahada olursun.

Sonra bu takım nerede hata yapıyor dersin…

Çocuklukta mirim çocuklukta…

Sokaktan futbolu alınca geriye biyonikleşen oyun kalır.

O sana başarı sunmaz… 

*gereksiz abartılı detaylardan arınmış sade akıcı anti over design özellikleri taşıyan her alanda kaliteli tasarımın anahtar kelimesi

Diğer Yazıları