Meral Akşener: Benden 20 milletvekili isteseler veririm

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener tv100 ekranlarında Ahmet Kasım Han’ın hazırlayıp sunduğu Yüz Yüz’e programının konuğu oldu. Akşener, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Google Haberlere Abone ol
Kaynak: tv100

“Partimizin ismini gençler buldu” diyen Akşener, “Gençlere benim kadar önem veren benim kadar dinleyen bir siyasetçi daha yoktur” dedi.

İYİ Parti isminin kısaltılarak hakaret edilmesine ise Akşener, “5 milyon insana hakaret ediyorlar” ifadesini kullandı.

Meral Akşener’in canlı yayındaki açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;

“Partimizin ismini gençler buldu”

-Gençleri benim kadar önem veren onları benim kadar dinleyen başka bir siyasetçi yoktur. Partimiz ismini gençler buldu. ‘Siz bir isim bulacaksınız, söz onu kabul edeceğim’ dedim. Manası itibariyle de çok beğendiğimiz bir isim oldu.

“5 milyon insana hakaret ediyorlar”

İP sözünü ipli, ipsiz şekilde hakaret etmek amaçlı kullanıyorlar. Aşağılamak için, hakaret etmek için, küçümsemek için kullanıyorlar. Bu sözü söyleyen ister siyasetçi ister sıradan bir vatandaş isterse başka birisi olsun o çemkiren yüz ifadesi, o çirkinleşen o ağız yapısı, onu söylerken izliyorum ve görüyorum. Yani 5 milyon insanı hakaret ediyorlar. Bizim 24 Haziran'da aldığımız oy 5 milyon.

AKP bir hakaret unsuru değildi. Mümkün olduğunca Ben AK Parti demeye hep gayret etmişimdir. Millet Hareket Partisi bünyesinde Milletvekili olarak görev yaparken de Sayın Bahçeli'nin ısrarla AKP demesine rağmen AK Parti demeye gayret ettik.

İYİ Parti ise İYİ Parti olarak yapılmıştır. Mesela İşçi Partisi vardı. Biz İşçi partisi derdik.

Ben kızmıyorum insanların o tavrının En azından o 5 milyon insan tarafından hakarete uğradıklarını hissettiklerini ve çok ilginç bir biçimde de hiç unutmadıklarını görüyorum.

"Cumhurbaşkanı seçilsem buna karşı çıkarım"

-Ben kendim bile Cumhurbaşkanı seçilsem, buna karşı çıkarım. 24 Haziran’da ondan evvel yapılan referandumda da ben kişisel olarak kendi imkanlarımla büyük bir gayretle çalıştım. Gitmediğim yer kalmadı. Söylediğim şey şu; ben kendime güveniyorum ama Allah aşkına bana bile vermeyin. Onun için temel prensip şudur; derhal en kısa sürede iyileştirilmiş parlamenter sisteme dönmeliyiz. Toplumun tüm kesimlerinin görüşlerini alarak bu sisteme dönmek gerek. O hükümranlık gücünün insanların içine girmesine müsaade etmemek lazım.

"Benden 20 milletvekili isteseler veririm"

Biz böyle bir yoldan geçtiğimiz için elbette evet derim. Çünkü çok zorlandık. Kendinizi çok kötü hissediyorsunuz. Pek çok insan size bel bağlamış ki bize büyük de bir haksızlık yapıldı.

Bizim teşkilatlarımız kongremiz her şeyimiz tamamdı. Nitekim o 15 milletvekili bize dahil olduktan sonra YSK kararında bütün bunlar olduğu için ve de grubu da olduğu için seçime girebilir dendi. Ama öncesinde denilen ise şu yetmiyor, bu yetmiyor vesaire... Canımız çok yandı. Sonuç olarak yani ben bunu sayın Kılıçdaroğlu'ndan gidip nasıl istediysem benden de Sayın Babacan veya Davutoğlu herhangi bir talepte bulunulduğu zaman elbette arkadaşlarımla da konuşarak evet derim.

"Partiyi kurarken polis evinden atıldım"

Siyasi tarih ya da siyaset biliminde bizim Parti'nin kuruluş aşamasını gerçekten incelettireceksiniz. Çünkü inanılmaz bir hikaye.  İş adamlarında bir kuruş para ben talep etmedim. İstemekle ilgili sorunum yoktu. Ama telefonlardan bile korktuğu için herkes biz kendi iş bünyemizde yani 10 bin lira 25 bin lira 100 bin lira gibi rakamlarla çok insandan bağışlar yoluyla çözdük.

Partiye kiralık yer bulamadık. Daha ilgincini söyleyeyim polis evinde kalırdım. Eski İçişleri Bakanı olarak polis evinden atıldım. 

(AK Parti ile ittifak) "Bu itirazlarımız dururken el sıkışmayız"

-AK Parti’nin Türkiye'de oluşturduğu referandumla vatandaşlara başka başka bilgiler vererek kabulünü sağladıkları, resmen insanlara yalan söyledikleri, bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türk tipi başkanlık diye bir sistemimiz var. Bu sisteme karşı bireysel olarak referandumda en şiddetli çalışan şahıslardan birisiyim. Reddettim, yanlış olduğunu söyledim.

Sonra parti kurduk. 24 Haziran'da Cumhurbaşkanı adayı olarak dedim ki, bu güç yanlış bir güç. Ben seçilirsem parlamenter sisteme çok hızlı döneceğim, dönmesini sağlayacağım. 

Bugün şu gücü bana bile vermeyin bu yanlıştır. Sonuç itibariyle Cumhur İttifakı'nın bileşenleri de bu şeyi çok yani mutlu mesut karşılıyorlar. 

O nedenle bir kere çok özel olarak bir farkımız var bu itirazlarımız dururken el sıkışamayız. Bu netlikte söyleyeyim. 

İmamoğlu Cumhurbaşkanı Adayı olursa destekler mi?

-Benim söyleyeceğim şey şu; dönerim Demirel'e, doğmamış çocuğa don biçmememiz lazım. Bakın arkadaşlarımız ısrarla “Genel Başkanımız Cumhurbaşkanı adayıdır” dediler ve biz o söze sadık kaldık.Yani esneklik olamıyor. İkincisi; Cumhurbaşkanı adaylığı için konuşmuyorum ama hem Mansur Bey hem Ekrem Bey çok önemli bir iş başardılar. 

Hele Ekrem Bey ikinci seçimini de İstanbullu başardı. Ne sayın Kılıçdaroğlu ne ben ne bir başka şahıs liderler anlamında veya da siyasi anlamda bunu üstlenemeyiz. 

31'i tamam ama 800 bin oy fazlasını getiren her siyasi partiye oy vermiş ve AK Parti'ye de ciddi manada oy vermiş seçmenin sandığa gidip Ekrem Bey'i seçmesidir. 

Şimdi aynı o hoca hanımın beni sarsması gibi o seçmenin Ankara'da ise bir iddianın sonucu ve her ikisinin de öncelikle bu seçmen açısından iyi çalışmaları, şehirlerine Ekrem Bey'in İstanbul'a Mansur Bey'in Ankara'ya çok başarılı birer belediye başkanlığı görevi yerine getirmek gibi bir mahkumiyetleri mecburiyetleri var.

Sonraki işi demin söyledim kul kurar kader gülermiş. Onu seçimin ne zaman olacağı çok önemli bir durum.

Şimdi 2023'te seçim olur. O başka bir şey. Bu sene Haziran ya da yani 2020'nin haziranın ya da bazıları dile getiriyor. Benim herhangi bir öngörüm yok. Kasım’da bir seçim olursa başka bir şey konuşacağız o zaman karşılıklı sizinle. Onun için bugünden söz söylemenin doğru olmadığını yaşayarak öğrendik.

"Yeni Partiler bir ittifak içinde olacaksa Milliet ittifakı içinde olurlar"

-Bir ittifak olacaksa, AK Parti ile ittifak yapamayacaklarını göre doğal olarak Millet İttifakı içinde olurlar. Dışarda kalmayı arzu eden olursa elbette dışarıda kalacaklardır. 

Yani bu arkadaşlarımızın ne hedeflediğine dair bir kelime bir şey duymadık bugüne kadar.

Sayın Davutoğlu ile dolaylı olarak bir görüşmemiz oldu. Sonra Yozgat İl başkanımız ve İl Başkan yardımcımız vefat ettiğinde başsağlığına aradı. Bir düğünde Sare Hanım'la beraber vardılar. Arkadaşımızın düğününde Kılıçdaroğlu da vardı. Yani üçümüz beraber nikah şahitliği yaptık. Onun dışında karşılaşmadık. Sayın Babacan ile dolaylı dolaysız bir görüşmemiz olmadı.

"Sayın Bahçeli'yi arayamadım"

(Bahçeli'ye geçmiş olsun telefonu) Ben sayın Bahçeli’yi arayamadım. Aramadım değil, arayamadım. Çünkü Milliyetçi Hareket Partisi'nin hem yöneticilerinin hem kendisinin aramama bile tepki göstereceğini dair bir tutumu ve tavrı olduğu için onu yapmadım. Ama ben bütün görüştüğüm herkese Sayın Bahçeli'ye şifa dilediğimi söyledim, ilettim.

MHP'nin içinde, olmayacak çirkinlikte tutumu olan, bana karşı, bizim partimize karşı yazıları, çizgileri beyanları olan arkadaşlar var. Yani o tepkiyi de almanın manası yoktu. Allah çok uzun ömürler versin. 

"Her konuşmamda EYT'lilerden bahsediyorum"

EYT'liler konusunu bizim partimiz gündemde tutuyor. Her konuşmamda mutlaka EYT’lilerden bahsediyorum. Yani siz müteahhitlerin 500 milyonluk borcunu silmek konusunda gözünüzü kırpmadan yaparken EYT lilere para bulamıyorsanız, 50 milyon dolar bulamadığınız için Tank Palet’i satıyorsanız, buna karşılık 500 milyonluk borcu silebiliyorsanız, basında gördük uçaklar, lüks arabalar bunlara para buluyorsunuz, itibardan israf olmaz diyorsunuz, iş EYT’lilere gelince de olmaz kardeşim diyorsunuz. Bunun bir mantığı yok.