Motosiklet satışlarında yarışı üç tekerliler kazandı

Arkadaşım Ergün Güven gazetecidir. Emekli olduktan sonra İstanbul’u bırakıp Ayvalık’a yerleşti. Yaz aylarında ziyaretine gittim. İlçe merkezinin biraz dışında oturuyordu. Güzel bir bahçesi vardı. Keyfi yerindeydi.

“Market pazar biraz uzakta kalınca, mecbur kaldım bunu aldım” dedi. Bu dediği üç tekerlekli elektrikli bir motosikletti. “Çok işime yarıyor, kredi kartına taksit yaptılar, masrafı da yok” diye ekledi.

Kayhan Özcan kuzenimin oğludur. Benim de doğup büyüdüğüm Yenipazar’da yaşıyor. Kasaba-şehir arasında çalışan bir minibüsü vardı. Bir gün kaza yaptı. Ağır yaralandı. Şimdi yürümekte zorlanıyor ve ticari araç kullanamıyor. Geçtiğimiz sonbaharda ailemi ve çocukluk arkadaşlarımı ziyaret için Yenipazar’a gittim. Kayhan evden çarşıya, çarşıdan eve gitmek için kendine elektrikli üç tekerlekli bir motosiklet almıştı. “Evden çıkmakta zorlanıyordum, iyi ki bu aleti almışım” dedi.

Kasabamızın çarşısına çıktım. Meydanda sağlı sollu park etmiş üç tekerlileri gördüm. Küçük hastanemizin önünde de çok sayıda üç tekerli vardı. Karı koca yaşlılar  da çarşıya, pazara,  doktora gitmek için üç tekerli elektrikli motosikletleri tercih etmişti. Ardından Zonguldak, Amasra, Karabük, Sinop gezisine çıktım. Gezdiğim, dolaştığım  her yerde aynı manzarayı gördüm..

Fark ettim ki üç tekerli elektrikli motosikletler, Anadolu’da günlük hayatın içine yerleşen, çok geniş bir ihtiyaca cevap veren, üstelik ekonomik şartlarla birlikte daha da güçlenen bir ulaşım alışkanlığı olmuş. 2025’te motosiklet piyasasındaki en önemli sürpriz bence budur..

 2025’te Motosiklet Piyasasının Sürprizi  

Konuyu merak edip rakamlara baktığımda, pazarın tahmin ettiğimden de büyük olduğunu gördüm. 2026 ve sonrasında bu konsepteki elektrikli araçların çok daha yaygınlaşacağını, satışların bambaşka bir ölçeğe taşınacağını düşünüyorum.

Araştırdım, sektördeki dostlarımla görüştüm: Sayılar ne diyor, mevzuat bu pazarı nasıl şekillendiriyor, kimler alıyor ve neden?

2025 verileri: L2 sınıfı üç tekerlekli elektrikliler  

Elimdeki 2025 verileri, L2 sınıfı araç olarak tanımlanan üç tekerlekli elektrikli motosikletlerin pazarın en önemli oyuncusu haline geldiğini gösteriyor. 2025’te toplam 149.119 adet (L2) üç tekerlekli elektrikli araç satılmış. Asıl çarpıcı olan ise şu: Satışların neredeyse tamamı düşük güç segmentinde toplanmış.

2025 Elektrikli üç tekerli motosiklet satışları (aralık hariç)

0–4 kW aralığı: 146.240 adet

5–11 kW aralığı: 2.619 adet

12 kW üzeri: 260 adet

Bu tablo bize şunu söylüyor:Motosiklet pazarı, iş gören, ekonomik, düşük hızlı, şehir içi ve kısa mesafeye uygun araçlara yöneliyor. Zaten bu araçlar için “49 cc eşdeğerinde, 45 km/s hızı geçmeyen” tanımı özellikle öne çıkarılıyor. Yani hedef; çevre yolunda hız yapmak değil, ev-çarşı, ev-pazar, mahalle içi ulaşım, kısa mesafe yük/alışveriş taşımak, hareket kabiliyeti azalan vatandaşın günlük ihtiyacını görmek.

Peki bu kadar hızlı büyüyen pazarı büyüten şey yalnızca pratik ihtiyaç mı? Hayır. Mevzuat ve maliyet kalemleri burada çok belirleyici.

4 kW eşiği: Vergi, sigorta, ehliyet ve kullanım alanı

Üç tekerlekli elektriklilerde pazarın düğüm noktası 4 kW eşiği. Çünkü 4 kW’a kadar olan sınıf, tüketici açısından “iş görür, masraf çıkarmaz” denklemine en yakın yerde duruyor. Bu banttaki araçlarda Motorlu Taşıt Vergisi yok, zorunlu trafik sigortası yok,  B sınıfı ehliyet yeterli. Buna karşılık önemli bir sınırlama var: Yerleşim yerlerinde 30 km, geliş-gidişli yollarda 45 ve bölünmüş yollarda 45 km'nin üzerinde hıza çıkmaları yasak.

Neden 0–4 kW bandında satış 146 bin adedi aşıyor? Cevap basit: Türkiye’de alım gücü ve günlük ihtiyaçlar, insanları “minimum maliyet + maksimum fayda” sağlayan çözüme yöneltiyor. Market, pazar, sağlık ocağı, çarşı… Kısa mesafede işe yarayan; yakıt derdi olmayan; taksitle alınabilen bu araçlar Anadolu’da hızla yayılıyor.

4 kW üstüne çıkıldığında tablo değişiyor. Bu kez araç gücüne göre ehliyet sınıfları devreye giriyor; ayrıca MTV ve sigorta zorunluluğu başlıyor. Yani araç, “kolay erişilen basit bir çözüm” olmaktan yavaş yavaş çıkıp, daha ağır bir yasal ve mali çerçevenin içine giriyor. Bu da doğal olarak talebi aşağı çekiyor.

Bu noktada MTV tablosu da resmin neden böyle olduğunu gösteriyor. Elektrikli araçlarda MTV’nin kW bandına göre alındığı sistemde 2025 için örnek rakamlar şöyle:

6–15 kW (1–3 yaş): 225 TL

15–40 kW: 466 TL

40–60 kW: 1.202 TL

60 kW ve üzeri: 2.916 TL

Piyasa, en masrafsız ve en kolay kullanılan bant olan 0–4 kW aralığında hareket ediyor

2025 en çok L2 satılan iller (Aralık hariç)

2025 Ocak–Kasım döneminde en yüksek satış görülen iller şöyle:

İstanbul: 10.523

İzmir: 10.486

Antalya: 7.213

Konya: 6.973

Denizli: 6.604

Rakamlar satışların sadece  İstanbul–İzmir–Antalya hattında değil tüm Anadolu'da hızla büyüdüğünü gösteriyor

Elektrikliler içinde 2025 kasım sonu itibariyle en çok satış yapan markalar  45.300 adetle Arora, ikinci, 31.521 adetle Motolüx, üçüncü ise yaklaşık 20 bin ile E-Mon oldu. 

2026 ve sonrası: Büyüme kaçınılmaz, ama tüketiciyi koruyan sistem şart

Benim öngörüm şu: 2026’dan itibaren bu pazar daha da büyüyecek. Neden?

Birincisi, demografik ve sosyal gerçeklik. Yaşlı nüfus artıyor. Küçük şehirlerde, kasabalarda “iki adım öteye gitmek” bile araç gerektiriyor. Sağlık sorunları nedeniyle otomobil kullanamayan ama hareket etmek zorunda olan geniş bir kitle var. Kayhan bunun canlı örneği.

İkincisi, ekonomi. “Masrafı düşük” algısı, taksitli satış imkânı ve kullanım kolaylığı talebi sürekli artırıyor. Bugün 149 bin olan satış, yarın çok daha yukarı çıkabilir.

Üçüncüsü, üretim tarafı. Hükümetin koyduğu ek vergilerle bu segmente ithalat yok denecek kadar azalmış durumda. Her ne kadar "mevcut üretim montajdan ibaret"  denilse de talep yurt içi üretimle karşılanıyor: Yerli üretim, doğru kalite standardı ve sürdürülebilir tedarik zinciriyle birleşirse hem istihdam hem sanayi için yararlı olabilir.

En büyük risk satış sonrası hizmetler servis ve yedek parça tedariği

Bu pazar büyürken riskleri de unutmamak gerekiyor. Bence en büyük risk satış sonrası hizmetlerde: Servis ağı, yedek parça tedariği, garanti uygulamaları ve tüketicinin korunamaması… Çünkü bu araçları edinenlerin önemli bir kısmını yaşlılar, engeli olanlar ve dar gelirliler oluşturuyor. Maalesef bu kesim, motosikletlerinde bir sorun çıktığında ne yapacağını bilecek durumda değil. Bu nedenle bir yedek parça krizi ya da servis organizasyonundaki aksaklıklar, “küçük bir arıza”yı bile büyük bir mağduriyete dönüştürebilir

Tüketicinin korunması için denetim şart

Bu yüzden devletin ilgili birimlerinin  tüketici lehine sıkı bir takip ve denetim mekanizması kurması gerekiyor. Pazar büyüklüğü arttıkça “merdiven altı” riskleri de artar. Standart dışı ürün, yetersiz servis, parça tedarikinde kopma… Bunların her biri sosyal bir probleme dönüşebilir.

Öte yandan yatırımcılar ve sanayiciler için de mesaj net: Ortada küçümsenemeyecek kadar büyük bir pazar var. 2025’te 149 bin adetlik satış, yalnızca “bugün”ün fotoğrafı değil; “yarın”ın da habercisi. Bu ölçekte bir pazar, sadece üretimi değil; bayi yapılanmasını, servis eğitimini, yedek parça lojistiğini, ikinci el değerini, hatta finansman modellerini bile yeniden şekillendirir.

Üç tekerlekli elektrikliler Anadolu’da hızla yayılıyor.. Büyüme sağlıklı, güvenli ve tüketiciyi koruyan bir düzende sürecek mi?  Eğer başarılırsa , 2026 ve sonrasından iyi bir mobilite hikâyesi yazılır. Aksi olursa büyüklük bu kez “mağduriyet” manşetleriyle karşımıza çıkar.