Muğla’nın Enerjisi, Gençliğin Gücü ve Yarının Türkiye’si
Sevgili okurlar, bugün sizi Ege’nin tuzlu rüzgarlarını, tarihin sessiz tanıklığını ve doğanın görkemini bir arada taşıyan; ama her şeyden önce içinizi umutla dolduran bir şehre, Muğla’ya davet ediyorum.
Akademik hayatım ve saha çalışmalarım boyunca hep aynı soruyu sordum: Dijitalleşme, toplumsal dönüşüm ve gençliğin enerjisi gerçek hayatta nasıl buluşur? Kimi zaman teoride parlayan fikirler, sahaya indiğinde ya donup kalır ya da tanınmaz hale gelir. Ama bazen bir projeyle karşılaşırsınız ki tartıştığınız her şeyin ete kemiğe büründüğünü görürsünüz. İşte şu an tam da böyle bir anın içindeyim.
Hakkari Valiliği döneminde tanıştığım, bölgede başarıları çalışkanlığı ve nezaketiyle hâlâ saygıyla anılan Muğla Valisi Sayın Dr. İdris Akbıyık, 2026’yı “Muğla Gençlik Yılı” ilan etti. Elbette İdris vali sürekli halkın içinde, caddede yürürken sarılanlar, fotoğraf çektirmek isteyenler, selam verenlerin çokluğu dikkatimi çekti. Ben de bu vizyoner girişimi yerinde görmek, gençlerin gözündeki o ışığı bizzat solumak için tam zamanında buradayım: 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın o anlamlı arifesinde, Muğla’nın kalbinde.

Bir eğitim sosyologu olarak beni en çok etkileyen şey şu oldu: Projeler çoğunlukla kağıt üzerinde görkemlidir; ama sahaya indiğinde hantallığa kurban gider. Oysa burada temeller o kadar sağlam ki, hayranlık duymamak elde değil. Arkasında “Türkiye Yüzyılı” vizyonu ve On İkinci Kalkınma Planı’nın insan odaklı hedefleri var. Kuşaklar arası köprüler kurmayı, aileyi ve gençleri zararlı bağımlılıklardan korumayı merkeze alan sağlam bir toplumsal felsefe var.
Bu çalışma, 15 ile 29 yaş arasındaki tüm gençleri kucaklıyor. Kampüste geleceğini arayan üniversiteli de, sanayide alın teri döken genç usta da, toprağa can veren genç çiftçi de aynı masanın etrafında buluşuyor. Hedefler net ve kararlı: Gençler karar alma süreçlerinde söz sahibi olacak; milli ve kültürel değerler yaşayan bir miras olarak geleceğe taşınacak; spor ve hareket, yaşamın merkezine yerleşecek; dijital yetkinlikler ise gençleri yarının dünyasına hazırlayacak.
Projenin Dört Ana Stratejik Sütunu
Bu projenin gücü, yalnızca iyi niyetten değil, arkasındaki sağlam iskeletin sağlamlığından geliyor. Gençlerin hayatına gerçekten dokunmak için dört temel strateji üzerine kurulan bu yapı, her birinde farklı bir derinlik taşıyor.
Bakın şöyle diyorlar; Katılım ve Söz Hakkı. Gençliği dinlemenin ötesine geçiyoruz; onları karar alma süreçlerinin tam merkezine taşıyoruz. Çünkü bir gencin hayatını şekillendirecek kararlar, o gencin sesi olmadan alınamaz. Burada gençler sürecin izleyicisi değil, bizzat yazarı.

Kültür ve Değerler. Milli ve manevi değerlerimiz yalnızca anılarda yaşayan bir miras değil; bugüne ve yarına taşınan, nefes alan bir köktür. Bu strateji, kültürel belleği gençlerle buluşturuyor ve onu geleceğe taşıyacak ellere teslim ediyor.
Sağlık ve Hareket. Spor bir ayrıcalık ya da boş zaman aktivitesi değil; sağlıklı bir toplumun temelidir. Hareketliliği ve sağlıklı yaşam kültürünü gençlerin gündelik hayatının ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.
Gelecek ve Teknoloji. Yenilikçi fikirler, dijital yetkinlikler ve genç girişimcilik ruhu; işte yarının Türkiye’sini inşa edecek üç temel taş. Bu strateji, gençleri geleceğin değişimine hazırlamakla kalmıyor; onları o değişimin mimarı yapıyor.
Dört sütun, tek bir ortak noktada buluşuyor: Gençliğe güvenmek.
Projenin gerçek kalbi ise tam da her platformda savunduğum o yönetim felsefesinde atıyor: “Gençler için değil, gençlerle birlikte!” Vali Yardımcısı koordinasyonunda kurulan Genç Ofis, gençlere birer “faydalanıcı” ya da pasif izleyici rolü biçmiyor; onları sürecin bizzat öznesi yapıyor. Farklı kesimlerden genç dostlar bu ofiste fikir üretiyor, kararlar alıyor, geleceği kendi elleriyle şekillendiriyor.

Şehrin kendisi de bu enerjiye ortak olmuş. kentin tüm kurumlarının etkin işbirliği sayesinde ilçelerdeki toplu taşıma araçları bile projenin renkleri ve görselleriyle donatılmış; Muğla adeta canlı bir iletişim ağına dönüşmüş. Yapılan her çalışma periyodik bültenlerle izleniyor, ölçülüyor; başarılı uygulamalar tüm ülkeye örnek olsun diye kayıt altına alınıyor. Kısacası akılcı, bilimsel ve sürdürülebilir bir model, tıkır tıkır işliyor.
Sevgili dostlar; ahlaki değerlerle donanmış, teknoloji okuryazarlığı yüksek, eğitimden üretime hayatın her alanında desteklenen bir gençlik, yalnızca bir şehrin değil, tüm Türkiye’nin en büyük gücüdür. Muğla bunu kavramış ve hayata geçiriyor.
Bizde SODİMER ve TAGEV olarak gençlerimiz ile buluştuk. Dijital dünyanın avantaj ve dezavantajlarını anlattık. Haziran ayında da sevgili öğretmenlerimiz ile birlikte olacağız.
Sonuç olarak 19 Mayıs’ın ruhunu tek bir güne sığdırmak yerine koca bir yıla yayan, gençliğin enerjisini Muğla’nın ve Türkiye’nin gücüne dönüştüren bu vizyona katkı sunan herkesi, başta Sayın Valimiz olmak üzere, yürekten kutluyorum. Gençlerin umuda, güvene, kendilerini ifade edecekleri alanlara, onlarla empati kuracak yöneticilere ihtiyaçları var.
Unutmayalım: Gençlik varsa umut vardır, gelecek vardır.
Muğla’dan sevgilerle…