Sesin haklı sayıldığı bir çağ

Hiç bu kadar çok konuşup bu kadar az anlaşamamıştık. Herkesin bir fikri, hatta kesin doğruları var. Fakat kimse birbirini gerçekten dinlemeye, anlamaya çalışmıyor. Sadece dinliyoruz, fakat anlamak istemiyoruz. Çünkü anlamanın da bir sorumluluğu var. Bu çağda haklı olan, bilgili olan, edepli olan değil sesi çok çıkan haklı oluyor.

Bir konuyu bilmekle, o konuda konuşmak arasındaki mesafe hiç bu kadar kısalmamıştı. Bir başlık görüyoruz, iki cümle okuyoruz, ardından herkes uzman kesiliyor. Sosyal medya, fikri olanla bilgisi olan arasındaki çizgiyi tamamen sildi. Artık öğrenmek için değil, konuşmak için konuşuluyor.

Dinlemek zahmetli bir iş haline geldi. Sabır istiyor, durmayı gerektiriyor, karşıdakinin sözünü bölmemeyi… Oysa hız çağında bunların hiçbiri alışık değil. Cümle bitmeden aklımızdan cevabımı hazırlıyoruz. Çünkü dinlemek geri planda kalmak gibi geliyor; insanlar konuşmak, görünür olmak istiyor.

En acısı da şu: Bu gürültüde gerçekten söyleyecek sözü olanlar kayboluyor. Bilgi, bağıranlar arasında eziliyor. Deneyim, yorum kalabalığında kayboluyor. Herkes anlatıyor ama kimse duymak istemiyor.

Bu çağın en büyük lüksü bilgiye ulaşmak değil, dikkat verebilmek. Gerçek uzmanlık, sözü çoğaltmakta değil; gerektiğinde geri çekilip başkasına alan açabilmekte.

Ve belki de bugün en çok şuna ihtiyacımız var:
Biraz daha az konuşmaya, biraz daha çok dinlemeye.