Sessiz iyiliklerin büyük etkisi
Dünya büyük meselelerle dönüyor gibi görünüyor. Büyük krizler, felaketler, savaşlar, depremler, haksızlıklar... Haberlerde hep yüksek sesli. Böyle olunca insan ister istemez şunu düşünüyor: Benim yaptığım küçücük bir iyilik neyi değiştirebilir ki? İşte tam da herkes böyle dediği için düzen değişmiyor. Oysa ki, küçük iyilikler büyük adımlara vesile olabilir.
Bir kapıyı tutmak, birine içten bir “günaydın” demek, yolunu kaybetmiş birine yön göstermek, yaşlı insanlara yer vermek ya da elindeki poşetleri taşımaya yardım etmek. Bunlar kimsenin alkışlamadığı, fotoğrafı çekilmeyen, sosyal medyada paylaşılmayan küçük anlar. Ama bazen bir insanın bütün gününü, hatta hayata bakışını değiştirebilir. Belki de tüm gününü mutlu etmeye yetebilir. Bayramlarda çalınan bir kapı, verilen bir şeker nasıl da ruha dokunuyordu eskiden...
Şimdi her şey anlık oldu ve gösteriş şart sanki... İnsanlar zor zamanlarını nadiren anlatır. Herkesin içinde kimseye söylemediği bir yük vardır. Tam da böyle bir anda gelen küçük bir anlayış, bir tebessüm, bir “buradayım” hissi insanın omzundaki yükü biraz olsun hafifletir. Belki fark etmeyiz ama yaptığımız küçücük bir davranış, bir başkası için tutunacak tek dal olabilir.
Ne yazık ki çağımızda iyilik de ölçülür hale geldi. Ne kadar yardım ettin, kaç kişi gördü, kaç beğeni aldı… Oysa gerçek iyilik, sessiz olandır. Karşılık beklemez, görünmek istemez. Kimsenin bilmediği bir anda, kimsenin görmediği bir yerde yapılır. Kalıcı ve samimi olan da budur zaten.
Belki büyük iyilikler yapacak gücümüz yok. Her yere herkese yetişmemiz mümkün değil, fakat küçük adımlar hem bizi hem de onları mutlu etmeye yeter. Çünkü bazen hayatı güzelleştiren şey, büyük fedakârlıklar değil; fark edilmeden yapılan küçük iyiliklerdir.