Sessizliğin karanlık yüzü!

Her gün şiddet haberleriyle açıyoruz gözlerimizi. Hayvana, kadına, çocuğa... Şiddetin türü, cinsi bitmiyor. Peki neden bu kadar arttı? İnsanlar ne zaman bu kadar öfke dolu ve sabırsız oldu.

Herkesin artık tahammül eşiği düştü. Artık her küçük bir şeye bile sabrımız taşıyor. Hız çağındayız. Her şey hemen olsun istiyoruz, mutluluk da, başarı da adalet de... Hak ettiğini ve sabrının, emeğinin karşını alamadığında öfke büyüyor. Öfke büyüyünce şiddete dönüşüyor.

İnsanlar artık gördüklerine duyarsızlaşmaya başlıyor. Şiddeti gördüğümüzde ya kafamızı çeviriyoruz, ya da okuyup geçiyoruz. Çünkü insanlar başına geleceklerden korkuyor. Artık şiddet haberlerine üzülmek yerine alışıyoruz.

Şiddet uygulayanlara da cesaret yükleniyor. Çünkü 'nasıl olsa bir şey olmaz' diyorlar. Ülkemizdeki cezaların hiçbir caydırıcılığı olmadığı için herkes aynı şeyi sürdürmeye devam ediyor. İyi insanlar susarken, kötü olanlar daha da gürültü yapıyor.

Bir de konuşamadıklarımız var.
Öfkesini ifade edemeyenler, derdini anlatamayanlar, yardım istemeyi zayıflık sananlar… Bastırılan her duygu bir yerden patlıyor. Ve ne yazık ki çoğu zaman en savunmasız olana yöneliyor.

Şiddet bazen görmeyen gözlerdir, susulan haksızlık, normalleşen kötülüktür...