Türk basınının ve Türk siyasetinin hafızası; Altan Öymen'e veda...
Altan Öymen, Türk basınının ve Türk siyasetinin saygın isimlerinden biri oldu. Onu tanımlarken birkaç kelime öne çıkar: dürüst, güler yüzlü, nazik, ilkeli, kültürlü, vatanperver, demokrat, aydın. 93 yıllık ömrüne gazeteciliği, siyasetçiliği, yazarlığı ve en önemlisi fikir insanlığını sığdıran Altan Öymen artık aramızda olmasa da bu toprakların hafızasında yaşamaya devam edecek.
Öymen'in 93 yıllık ömrü, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokrasiyle, basın özgürlüğüyle ve hukukla imtihanının da tanıklık öyküsüdür. Ne zaman karanlık bastırsa, o hem tanıktı hem de söz sahibiydi. Kalemiyle direndi, susmayarak hatırlattı.
Gazetecilik kariyerine 1950'lerin başında, Ulus gazetesinde parlamento muhabiri olarak başladı. Genç yaşında, iktidar içi çelişkileri ortaya koyan bir haber yaptığı için 1955 yılında gözaltına alındı. Daha henüz 23 yaşındaydı. Olayları doğru ele almıştı ancak iktidar, eleştiriyi tehdit olarak görüyordu. Gözaltı gerekçesi, "devlet sırrı ifşası"ydı ama aslında suçlanan, hakikatin kendisiydi.
Bu olay Altan Öymen'in hayatında bir kırılma evresi oluşturdu. Gözaltına alınırken çekilen fotoğrafları Demograt Parti döneminin basına karşı baskısının simgesi haline geldi.
Adnan Menderes'in 1950'de iktidara gelişi, halk iradesinin sandıktan çıkışının önemli bir zaferi olarak kayda geçti. Ancak 1950'lerin ikinci yarısında basına uygulanan sansür, gazetelerin kapatılması, basın yasasasının sertleştirilmesi, muhalefetin baskı altına alınması, yargı bağımsızlığı konusu otoriterleşme eğilimlerini belirginleştirdi.
1960 darbesiyle birlikte Adnan Menderes'in ve arkadaşlarının hukuk dışı muameleyle, trajik biçimde idam edilmesi Türkiye'de sağ siyasetin bir "mağduriyet" sembolüne dönüştü ve bu durum, o dönemde basının ve hukukun araçsallaştırılmasının gerektiği gibi tartışılmasını neredeyse imkânsız hale getirdi ve bu bağlamda sağlıklı bir yüzleşme gerçekleşemedi.
Altan Öymen bu olayların yakın tanıklarındandı. Hem Adnan Menderes döneminde gözaltına alınmış bir gazeteciydi, hem de Menderes'in idamına karşı açıkça "bu bir hukuk cinayetidir" diyebilecek kadar vicdan sahibi ve gazetecilik etik anlayışına bağlıydı.
O, ne kinin ne nefretin tarafı oldu ne de kör sadakatin. Hep ölçülü, hep dengeli ve ilkesel durdu. Sade, zarif ve şık yaşadı. Altan Öymen'in hikâyesi gazetecilikle sınırlı kalmadı. 1977'de CHP milletvekili olarak parlamentoya girdi, Ecevit Hükümeti'nde Turizm ve Tanıtma Bakanı olarak görev aldı. Daha sonra siyasete ara verip gazeteciliğe dönse de, 1995'te tekrar Meclis'e girdi ve 1999 Türkiye Genel Seçimleri'nin ardından partisi CHP'nin meclis dışında kalmasıyla genel başkanlıktan istifa eden Deniz Baykal'ın yerine 15 ay CHP Genel Başkanlığı görevini üstlendi. Bu kısa süreli genel başkanlık döneminde bile üslubu, yapıcı tutumu ve partiyi bütünleştirme çabası ile dikkat çekti.
Siyasete polemik değil, düşünce getiren biriydi. Karşısındakine saygılı ama kendi doğrularına sadık bir tavırla davrandı. Cumhuriyet tarihine dair derin bilgi sahibiydi. Kaleme aldığı kitaplar (Bir Dönem Bir Çocuk, Öfkeli Yıllar, Değişim Yılları) kişisel anıları ve Türkiye'nin siyasi panoraması açısından değerli kaynaklardır.
Altan Öymen, daima güleryüzlü ve mütevazı bir portre çizdi; asla kibirli, bağıran bir politikacı, öfkeli bir kalem sahibi ya da popülist bir figür olmadı. Sert eleştirileri bile yumuşak bir üslupla dile getirmeyi başarırdı. Düşüncenin gücüne, sözüne sadık kaldı. Kimseyi incitmeden fikir savunabilen ender insanlardandı. Türkiye gibi çatışmacı bir siyasi atmosferde elbette bu tavrı korumak her babayiğidin harcı değildi. Ömrü boyunca Cumhuriyet değerlerinden, demokrasiden, ifade ve fikir özgürlüğünden taviz vermedi.
Altan Öymen, basının ilkesi, siyasetin aklı ve dengesi, toplumun sesi olarak emaneti teslim etti. Onun gibi insanlar, yaşadıkları döneme değil, sonrasına da örnek olur. Altan Öymen işte böyle bir insandı. Nasıl yaşadıysa, öyle uğurlandı. Sessiz, sade ama çok saygılı bir vedayla…
Cenazesi birleştiriciydi. Siyasetin keskin çizgileri o an silindi. MHP Lideri Devlet Bahçeli ile eski CHP Genel Başkan Vekili Hikmet Çetin yan yana, el ele yürüdü. O an, Altan Öymen'in hayatı boyunca önmesediği uzlaşının ve saygının sembolüne dönüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan taziye mesajı yayınladı. Farklı partilerden liderler, dostları, genç gazeteciler, vatandaşlar bir aradaydı. Arkasından kimse kötü bir söz söylemedi. Çünkü o, hayatını saygı, nezaket ve ilkeler üzerine kurmuş, herkesin gönlünde yer etmişti...
Ruhu şad, mekanı cennet olsun...