"Adnan Oktar suç örgütü" davasında 'yayın yasağı' talebi reddedildi

Adnan Oktar ve grubuna yönelik dava Silivri'de başladı. Sanık avukatlarının usulsüzlük iddiası ve yayın yasağı talebi mahkemece reddedildi. Sanık Oktar, 10 yaşındaki kız çocuğu ile ilgili iddialara, "10 yaşında kızı kucağıma alacağım. Cinnet geçirsem yine yapmam. Kim inanır böyle zırvalara." dedi

Google Haberlere Abone ol

Adnan Oktar ve grubuna yönelik 171'i tutuklu 226 sanık hakkında açılan dava Silivri'de başladı. Mahkeme, sanıkların kimlik tespitini bitirmeden savunmasının alınması için Adnan Oktar'ı kürsüye davet etti. Avukatlar, kimlik tespiti bitirilmeden ve iddianame okunmadan savunmaya geçilmesine itiraz ettiler. Duruşmada iddianame özetlendi.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Silivri Ceza İnfaz Kurumları'nın karşısında bulunan duruşma salonunda yapılan davanın ilk duruşmasına Adnan Oktar, Oktar Babuna, Tarkan Yavaş, Ayşegül Hüma Babuna da aralarında bulunduğu 261 tutuklu ve 29 tutuksuz sanık katıldı.

- Usul tartışması 

Mahkeme heyeti bir kısım sanıkların kimlik tespiti yapıldıktan sonra duruşma salonuna girdi. Mahkeme Başkanı, ilk olarak Adnan Oktar ve 12 örgüt yöneticisinin savunmasının alınacağını söyleyerek Adnan Oktar'ı, savunması alınmak üzere kürsüye davet etti.

Bunun üzerine söz alan sanık avukatları, sanıkların kimlik tespitinin bitirilmediğini, iddianamenin okunmadığını, sanıklara suçlarının anlatılmadığını savunarak sanıkların savunmalarının alınamayacağını öne sürdüler.

Sanık avukatları ayrıca, suçun ve örgütün merkezinin Anadolu yakası olduğunu savunarak, hem yetkisizlik hem de görevsizlik talebinde bulundular. Bazı sanıkların avukatları da, müvekkillerinin avukat olduklarını, Adalet Bakanlığı'ndan izin alınmadan müvekkilleri hakkında soruşturma yapılarak dava açıldığını hatırlatarak, avukat olan sanık müvekkilleri yönünden yargılamanın durdurulmasını istediler.

Müşteki avukatları da müvekkili olan müştekilerin dinlenilmesi sırasında duruşmada gizlilik ve yayın yasağı kararı alınması talebinde bulundular.

- Talepler reddedildi

Sanık avukatlarının yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilmesi yönündeki taleplerinin reddine karar veren mahkeme, diğer talepleri de reddederek iddianameyi özetlemeye başladı. İddianamenin özetlenmesinden sonra iddianamede kendisine yöneltilen suçlamalar hatırlatılan sanık Adnan Oktar, suçlamalara karşı savunmanı yapmak üzere kürsüye davet edildi. Duruşma, Oktar'ın savunması ile devam etti.

- Adnan Oktar: Kadına ihtiyacım varsa kadın bulurum ben

Tartışmanın ardından Adnan Oktar'ın savunmasına geçildi. İddianamedeki iddiaların tamamının boş olduğunu savunan Adnan Oktar, "Ben aklı başında bir insanım. Çevremdeki insanlar aklı başında insanlar. Ben niye suç işleyeyim. 10 yaşında kızı kucağıma alacağım. Cinnet geçirsem yine yapmam. Kim inanır böyle zırvalara. Bu çocuk ayrıca beni çok sever. O zaman gelmişti annesiyle. Annesi yalnız görmek istiyor, dedi. Ben anladım oyunu. Yok, dedim. Annesine yanında dur, dedim. Bak yıllar sonra bu oldu. Kadına ihtiyacım varsa kadın bulurum ben." dedi.

Bazı tanıkların kendisini sevdiğini, korkutularak aleyhine ifade verdirildiğini savunan Oktar, "30-40 yıl ceza alacaksın. İftira atarsan hukuki sonuçları olmayacak. Mesela Çağla. Beni çok seviyor. Korkuttular. Özgür iradeleriyle ifade vermediler. O şekilde çocukları dehşete düşürdüler. Çocuk korktu, yoksa deliler gibi sever beni" dedi. 

- "Ekarte etmeye çalışıyorlar"

Darvinizme ve Ateizme karşı olduğunu söyleyen Oktar, "Bunlara karşı çok güçlü mücadele ettiğimiz için, FETÖ gibi örgütlere karşı güçlü mücadele ettiğimiz için, bunun en etkili önleyicisi beni gördükleri için beni ekarte etmeye çalışıyorlar" iddiasında bulundu. 

Askere gidilmemesi yönündeki söylemi sorulan Oktar, "Askere gidilmemesi yönünde talimat verdiğim iddiası doğru değildir. 1.5 milyon Türk genci askerliğini bedelli yaptı. Benim 10-15 arkadaşım bedelli yaptı. Niye talimat vereyim askerliğini yapmasın diye. Askerlik benim için kutsal. Ben Turancılığı hedefliyorum. Nasıl öyle talimat veririm" sözleri ile yanıtladı. 

Oktar, bürokratları dinlettiği iddiasına ilişkin olarak, "Belki o şahıs o konuşmayı önemli gördüğünden kayda almış olabilir. Benim haberim yok. Belki onun dijital kaydını da almış olabilir. Ama burada suç yok. Amaç devlete, hükümete faydalı olmak" dedi. 

- FETÖ İlişkisi

FETÖ bağlantısı ve FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'e yönelik, "Fetullah Gülen beni çok sever ben de onu severim" sözleri sorulan Oktar, şunları söyledi: 

"FETÖ bağlantıma siz inanmamışsınızdır. Kafa olarak çok zıtız. Yaptığı çılgınlık ve delilikler, o kadar şehit vermemizden akıl dengesinin yerinde olmadığı bellidir. Aslında o devirde benden nefret ediyorlardı. O sözü söylediğimde daha da çok kızdılar. Daha fazla pislik yapmasınlar diye yaptım. Kitaplarımı yayınevlerinde satmıyorlardı.  Allah çok büyük bela verir başınıza. Halbuki nefret ederdim. Herkes el öpmeye gidiyordu, gazetelerini alıyordu, ben bunların hiçbirini yapmadım. " 

- herkul.org klasörü

Oktar, diz üstü bilgisayarında herkul.org klasörüne ilişkin olarak, "İnternet çok geniş bir alem. Herkül deyince pazulu, mazulu bir şey anlaşılır. Bu adamın bize karşı olduğunu herkes bilir. İnternette falan kin kusuyorlardı bize. Merak etmiş girmiş olabilirim. Bir çok site var. En anormal sitelere bile girilebiliniyor. Mühim olan oraya girip FETÖ'ye hizmet etmiş mi? Biz adamın ekibinden nefret ederiz. Bu adam ne yapmış, ne etmiş, merak etmiş olabilirim" sözleri ile yanıtladı. 

- "Benim silahım yok"

Örgüt üyelerine silah kullanma yönündeki talimatı sorulan Oktar, "Benim silahım yok. Devlet diyor ki arkadaşım sen o kadar sağlamsın ki hiçbir örgütle bağlantın yok, sana güvenerek silahı veriyoruz diyor. Güvenip veriyor. Hakim, polis, savcı, işadamının silahı var. Legal bir şey. Saldırı olabileceğini zannederek, tehlike anında gerekiyorsa çeker ama havaya doğru tutar. Canı çok ciddi tehlikeye giriyorsa kaçar" diye konuştu. 

- 'Ben tüm kadınlara aşığım'

Cinsel ilişkiye yönelik söylemleri hatırlatılan Oktar, "Ben tüm kadınlara aşığım. Hepsini çok seviyorum. Allah aşkı olarak. Şefkat duyuyorum" dedi. 

Mahkeme Başkanı, yoruldun, otur istersen dedi. Oktar otururken teşekkür edince sanık sandalyesinde gülüşmeler duyuldu. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, "Teşekkür etmenize bile gülen arkadaşlarınız var" dedi. Oktar, Allah rızası için çalışan Müslüman bir arkadaş grubu olduklarını öne sürerek, kaçmaya çalıştığı yönündeki iddiaya ilişkin olarak da, "Saklanacak olsam beni bulamazlardı. Niye saklanayım, suçum yok. Benim için bir şeref. Yani aklanmak istiyorum. Aklanmak için büyük bir imkan" dedi. 

- Adil Serdar Saçan: Oktar, İslamı nasıl kullandıklarını anlatıyor

Davada müşteki sıfatıyla yer alan ve 1999 yılında Adnan Oktar örgütüne yönelik ilk operasyonu yapan dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü hukukçu Adil Serdar Saçan, duruşma salonu önünde basın mensuplarına açıklama yaptı.

Adnan Oktar'ın savunmasına başlandığını ifade eden Saçan, "Devamlı İngiliz derin devletinden bahsediyor. 'Onlar bana operasyon yaptı. Benim alındığım gün dolar yükseldi' falan diyor. Somut suçlamalara cevap vermiyor. 'Niye öyle yapayım' gibi şeyler söylüyor" ifadelerini kullandı.

Organize Şube Müdürü olduğu dönemde 1999 yılında Adnan Oktar'a yapılan operasyonu da hatırlatan Saçan, "O operasyonunda da yine aynı şekilde ifadeler veriyordu. Somut suçlamalara karşı verdiği bir cevap yok. İslamı nasıl kullandıklarını anlatıyor aslında anlayan için" diye konuştu.

Adnan Oktar örgütünün FETÖ ile bağlantılı olduğuna inandığını söyleyen Saçan, "FETÖ'yü övmüş ifadesinde. Hakim soruyor. 'Kızdırmak için öyle söyledim' diyor. Onun ne dediğini okuyor hakim. 'Ben öyle dediğim için onlar bana daha çok kızıyorlardı' diyor. Ben FETÖ ile bağlantısı olduğunu düşünüyorum. Ben şikayetçiyim o konuda. Ergenekon davasına müdahale ettiler. Dosya var ortada. Bunlardan firarda olan birisi geldi benim aleyhime Ergenekon'da tanıklık yaptı ortada bir şey yokken" şeklinde konuştu.

- Fırat Develioğlu: "Onun gerçek yüzünü gördüm"

Adnan Oktar suç örgütüne yönelik açılan davaya müşteki sıfatıyla dahil olan iş adamı Fırat Develioğlu, 20 yıl önce örgüte katıldığını ve kısa süre sonra pişman olarak ayrıldığını ifade etti.

Basın mensuplarına açıklamada bulunan Develioğlu, "Adaletimiz gerekeni yaptı. Operasyon yaptı. 200'ü aşkın kişi var içeride şu anda. Daha örgüte bağlı kaçak kişiler var yurt dışında. İçeride dosyaların durumuna göre anladığımız kadarıyla çok ağır cezalar çıkacak. Çocuklarımıza dikkat edelim, sahip çıkalım. Çocuklarımızın eğitimsiz kişilerin ellerine düşmesine imkan vermeyelim. Bir tarafta FETÖ'sü, bir tarafta bu. Benim de ailem var. Yenilerin oluşmaması için bu işlerin içinde çıkacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Örgütün gerçek yüzünü yaşayarak gördüğünü söyleyen Develioğlu, "Onun akli yargılarının normal insan yargısı gibi olmadığını, sapık insan gibi çalıştığını görünce ayrıldım. Ben suç işlemek istemedim, ayrıldım. Ayrıldıktan sonra da peşimi bırakmadı, zarar vermeye çalıştı. Kızımın peşine kendi yakışıklı müritlerini taktı. Bir takım şeyler yapmaya çalıştı. Başarıya kavuşmadı. 1986 yılında ilk girmiştim. İlk başta başlayışta din daha hakimdi. Yıllar içinde örgüt lideri sapıtmaya başladı. Benim ilgimi çeken şey 1999'da bu hale getirilmişken, bu adam ondan sonra 20 yıl daha devam etti. FETÖ tarafından korunmuş olması da ana etken" dedi.

- Adnan Oktar'ı davul zurna ile karşıladı

Adnan Oktar'ın davasının görüldüğü Silivri Cezaevinin önüne gelen bir kişi, daha önce kendisinin de mağdur edildiğini öne sürerek, Adnan Oktar’ı duruşma salonu önünde davul ve zurna ile karşıladı.

Adnan Oktar’ın çeşitli yöntemler ile daha önce kendisini de mağdur ettiğini belirten Mahmut Alan, bugün Adnan Oktar’ın davasının görüldüğü Silivri Cezaevi içerisindeki mahkemenin önüne gelerek ilginç bir eylem yaptı. Yanında getirdiği ekiple birlikte duruşma salonu önüne erken saatlerde gelen Alan, davul zurna çaldırıp oynadı. Davul zurna eşliğinde, “Boluluyum Bolulu sevmiyorum ben onu, buradan böyle çıkınca Silivri’de alırsın soluğu” diyen Alan, duruşma salonu önüne bekleyen gazetecilere şunları söyledi:

"Kızları 16 yaşında olduğu için Avusturya’dan gelerek Türkiye’de ciddi mücadele veren bir abimiz ile bir mücadeleye girdik. O zamanlarda bizim Adnan Oktar’a herhangi bir tehdidimiz ve hakaretimiz olmamasına rağmen, beni kendisini öldürmeye teşebbüs etmem ile suçladı. Bundan dolayı Vatan Emniyet’te uzun süre gözaltında tutuldum. Daha sonra serbest bırakıldım. Daha sonra arkadaşlarımıza suç duyurusunda bulundular. Şu anda arkadaşlarım mahkemelerde uğraşıyor.”

- İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca hazırlanan 3 bin 908 sayfalık iddianamede Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu 226 sanık ile 125 mağdur-müşteki yer alıyor. İddianamede Adnan Oktar Suç Örgütü'nün kuruluşu, yapısı, kuralları, örgüt içi evlilikler, örgütün tarihsel gelişimi, ideolojisi, amacı, örgütün cinsel-mali sömürü düzeni, örgütün gelir kaynakları, silahlanma yapısı, örgütün hukuk grubu, propaganda faaliyetleri ve FETÖ ile ilişkisine ayrıntılı olarak yer veriliyor.

- Aramalarda çok sayıda silah ele geçirildi

İddianamede, örgüt üyelerinin ev aramalarında 79 tabanca, 23 tüfek ve 17 bin 596 adet fişek ele geçirildiği belirtiliyor.

İddianamede, 11 Temmuz 2018 tarihinde örgüte yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda, "Dragos" olarak tabir edilen örgüt merkezinde arama işlemlerini gerçekleştiren kolluk personeline yönelik olarak, hâli hazırda tutuklu bulunan örgüt mensubu Mert Sucu tarafından Özel Harekat Şube Müdürlüğü görevlisine 2 adet ateş açıldığı ancak çelik yelekten dolayı herhangi bir ölüm olay yaşanmadığı ifade edildi.

- 24 ayrı suçtan cezalandırılmaları isteniyor

İddianamede toplam 226 şüphelinin "Siyasal veya askeri casusluk suçuna teşebbüs", "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetme", "Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme" ve "Cinsel istismar" gibi toplam 24 ayrı suçtan cezalandırılmaları talep ediliyor.