Canikli: Fitch suçüstü yakalanmıştır

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Canikli, "Fitch suçüstü yakalanmıştır. Aslında suçüstü yakalanan sadece Fitch değildir. Kadrolu baykuşların yanında kadrosuz olup da kadro peşinde koşan baykuşlara da suçüstü yapılmıştır" dedi.

Canikli: Fitch suçüstü yakalanmıştır

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli, Fitch Ratings'in, Türkiye'nin kredi notunu "BB-" olarak teyit etmesi, not görünümünü ise "durağan"dan "negatif"e çevirmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Canikli, Fitch'in, Karadeniz'deki 320 milyar metreküp doğal gaz keşfinin açıklanmasının ardından duyurduğu kararın, objektif ve nötr olmadığını belirtti.

Fitch'in açıklamasından 2 gün önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından önemli bir müjdenin olacağının kamuoyu ile paylaşıldığını hatırlatan Canikli, "Fitch, doğal gaz keşfiyle ilgili gelişmeden sonra yapacağı değerlendirmenin, doğal gaz keşfinin ekonomik sonuçlarını da içereceğini, daha doğrusu piyasalar tarafından bu şekilde algılanacağını biliyordu." değerlendirmesinde bulundu.

Fitch'in doğal gaz keşfini öğrendiğinde normalde bu gelişmeyi analizine dahil etmesi gerektiğini, analiz için süre yeterli değilse de açıklamanın ertelenmesi gerektiğini vurgulayan Canikli, şöyle devam etti:

"Bir kez daha vurgulamak gerekir ki Fitch suçüstü yakalanmıştır. Aslında suçüstü yakalanan sadece Fitch değildir. Kadrolu baykuşların yanında kadrosuz olup da kadro peşinde koşan baykuşlara da suçüstü yapılmıştır. Fitch'in ne kadar objektif ve tarafsız bir yöntem ve içeriğe sahip olduğunu, Türkiye ekonomisiyle ilgili yaptığı değerlendirmelerin gerçekçi ve bilimsel olduğunu ve üst akıl tezinin çöktüğünü sevinç naraları atarak haykırıyorlar. Fitch'in avukatlığını yapıyorlar."

"Değişkenler hiçbir konuda tahminde bulunmamıza katkı sağlamaz"

Canikli, Fitch'in, Türkiye'nin görünümünü negatife çevirirken "döviz rezervlerinin azalması, cari açık ve negatif reel faizi" temel gerekçe gösterdiğini hatırlatarak, Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinde bir düşüş olduğunu, 2013'te 136 milyar dolar olan brüt toplam rezervlerinin bugün 88 milyar dolara gerilediğini kaydetti.

Ekonominin bir dengeler manzumesi ve ekonomide her bir değişkenin veya parametrenin bir denklemin parçası olduğunu bildiren Canikli, değişkenlerin statik analizinin anlamlı olmadığını ve hiçbir konuda tahminde bulunulmasına katkı sağlamadığını aktardı.

Canikli, Türk lirasının değer kaybına uğradığına yönelik iddialara ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Türk lirasının değer kaybını önlemek amacıyla Merkez Bankası döviz rezervlerinin önemli ölçüde eritildiği gibi bir iddia ileri sürülürken, içini dolduracak anlamlı nedensellik bağlantılarının ortaya konulması kaçınılmazdır. Aksi halde iddia havada kalacak ve kahvehane sohbeti konusu olmaktan öteye geçemeyecektir."

"Karar, eğer ekonomik ve rasyonel değilse, subjektif ve siyasi bir karardır"

Döviz rezervinin 2013'te yabancı portföy yatırım değerini karşılama oranının yüzde 130 iken bu oranın 14 Ağustos 2020'de yüzde 189,6'ya yükseldiğini aktaran Canikli, şunları kaydetti:

"Basit bir oran analizi ile dahi bugünkü döviz rezervlerimizin, Fitch'in Türkiye ekonomisine en yüksek notları verdiği yıllardaki döviz rezervlerimizden çok daha fazla döviz talebini karşılama kapasitesine sahip olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Fitch'in, döviz rezervlerindeki düşüşü not indirimi için gerekçelerden birisi olarak ifade etmesinin hiçbir bilimsel ve rasyonel dayanağı bulunmamaktadır. Böyle bir karar eğer ekonomik ve rasyonel değilse subjektif ve siyasi bir karardır. "

Canikli, Fitch'in not indirimine gerekçe gösterdiği negatif reel faizin ABD ve Avro bölgesi dahil dünyanın büyük bölümünde uygulanan bir model olduğunu hatırlattı.

Canikli, böyle dönemlerde reel sektörün ve finansal kurumların muhtemel çöküşünün engellenebilmesi için piyasanın ihtiyacı olan likiditenin sağlanması gerektiğini, bu zorunluluğun çok büyük miktarda parasal genişlemeyi beraberinde getirdiğini aktardı.

"Türkiye, tercihini kaynakların ülkede kalması yönünde kullandı"

Tüm dünyanın Kovid-19 salgınının ekonomiler üzerindeki muhtemel yıkıcı etkilerini, çok büyük parasal genişleme ve negatif reel faizli finansman modeliyle çöküşe dönüşmeden atlatabildiğini belirten Canikli, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Tüm gösterge ve endeksler, Türkiye için hızlı bir toparlanmanın başladığını gösteriyor. Eğer pandemi sürecine Türkiye ekonomisi yüksek nominal faiz (artı değerde reel faiz) oranıyla girmiş olsaydı toparlanması mümkün olmazdı. Bu gerçek ortadayken doğru uygulanan bir politikayı (negatif reel faizi), Fitch'in not indirimi için gerekçe yapmasının hiçbir bilimsel ve rasyonel izahı bulunmamaktadır. Esasında ekonominin toparlanmasında etkili olan bu politika, başarılı bir şekilde uygulandığı için pozitif bir değerlendirmeye esas teşkil edebilirdi.

Türkiye bir tercihte bulundu ve tercihini kaynakların ülkede kalması yönünde kullandı. Beğenmeyen yabancı portföy yatırımcısı (sıcak para) yurt dışına çıktı. Türkiye hiçbir şey kaybetmedi. Hatta bu çıkışla birlikte döviz piyasası üzerindeki baskı da azaldı. Çünkü faiz oranına duyarlı DİBS'te (Devlet İç Borçlanma Senetleri) yabancı yatırımcı kalmadı. Borsa İstanbul (BİST) halka açık şirketlere yatırım yapan yabancı yatırımcı, yurt dışına çıkış açısından daha istikrarlı ve tahmin edilebilir durumdadır."

"2020'deki cari açığın temel sebebi Kovid-19 nedeniyle turizmde yaşanan kayıplar"

Canikli, 2020'deki cari açığın temel sebebinin salgın nedeniyle turizmde yaşanan kayıplar olduğuna dikkati çekerek, bu durumun yapısal bir problemden kaynaklandığını, ağustostan itibaren de turizm sektörünün normalleşmeye başlamasıyla birlikte cari açıkta iyileşmenin başlayacağının ortada olduğunu ifade etti.

Bu tür değerlendirmelerin sadece derecelendirme kuruluşları üzerinden, ekonomiye yönelik algı operasyonu amacıyla yapıldığını vurgulayan Canikli, şunları kaydetti:

"Seçilmiş yönetimleri devirmek için kullanılan yapıların nasıl ve kimler tarafından desteklendiği ve korunup kollandığına ilişkin projeler bugünkü analizin dışındadır. Bugün uygulanan ekonomik politika ve modele kronik muhalefette bulunan entelektüel kesim ve siyasilerin alternatif politika olarak ortaya koydukları tek bir model vardır; yüksek reel faiz yoluyla ağırlıklı olarak portföy yatırımı için yabancı sermayenin ikna edilmesi ve Türkiye'de kalmasının sağlanmasıdır."