Bekarın vay haline! Ev, market, tatil... "Sultanlık" değil, resmen 'Yalnızlık vergisi'
Türkiye’de hızla artan tek kişilik haneler, ekonomik sistemin “aile odaklı” yapısı nedeniyle her alanda daha yüksek maliyetle karşı karşıya kalıyor. Market alışverişinden kiraya, faturalardan tatile kadar birçok kalemde yalnız yaşayanlar daha fazla ödeme yaparken, bu durum “yalnızlık vergisi” olarak adlandırılan gizli bir ekonomik yükü gözler önüne seriyor.
TÜİK verileri, Türkiye’de tek kişilik hanelerin hızla arttığını ortaya koyarken, ekonomik düzenin hâlâ “çekirdek aile” modeline göre işlemesi dikkat çekiyor. Bu durum, yalnız yaşayan milyonlarca kişi için kamuoyunda “yalnızlık vergisi” olarak ifade edilen ek bir mali yük oluşturuyor.
Tek başına yaşayanlar, özellikle market alışverişlerinde birim başına daha yüksek fiyat ödemek zorunda kalıyor. Perakende sektöründe aile boyu ürünlerde birim fiyatlar daha düşük tutulurken, küçük gramajlı ürünlerde fiyatlar belirgin şekilde artıyor. Özellikle raf ömrü kısa olan şarküteri ürünlerinde bu fark daha net hissediliyor. Örneğin zincir marketlerde kilogramı yaklaşık 1.000 TL olan büyük boy salam ürünleri varken, tek kişilik tüketim için tercih edilen küçük paketlerde kilogram fiyatı 1.250 TL’ye kadar çıkabiliyor.
Benzer durum ambalajlı içeceklerde de görülüyor. 5 litrelik suyun litre fiyatı oldukça düşük kalırken, küçük pet şişelerde litre maliyeti katlanıyor. Bu nedenle yalnız yaşayanlar ya daha pahalı küçük ürünleri almak zorunda kalıyor ya da büyük paket alıp tüketemedikleri kısmı israf ediyor.
SABİT GİDERLER PAYLAŞILMIYOR
Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre, elektrik, su, doğalgaz ve internet gibi temel hizmetlerdeki ‘sabit bedeller’ de adaletsizliği derinleştiriyor. Bir eve giren internet hattının aylık 500 TL olan faturası, 4 kişilik bir ailede kişi başı 125 TL’ye denk gelirken, tek yaşayan kişi için bu tutar direkt 500 TL.
Aynı durum elektrik, doğalgaz, su faturaları için de geçerli. Dijital platformların sunduğu ‘Aile Paketleri’ ile ‘Bireysel Paketler’ arasındaki uçurum, yalnızları dijital dünyada da cezalandırıyor.
DIŞARIDA YEMEK MALİYETİ KATLANDI
Günümüzde bir lokanta ya da kafede tek kişilik ortalama bir öğünün fiyatı 500 TL seviyelerine yaklaşırken, aynı yemeğin evde hazırlanması çok daha düşük maliyetle mümkün oluyor. Marketten alınan malzemelerle hazırlanan bir öğünün porsiyon başı maliyeti yaklaşık 120-150 TL arasında değişiyor.
Bu fark, düzenli dışarıda yemek yiyenler için ciddi bir bütçe yüküne dönüşüyor. Her gün tek öğününü dışarıda tüketen bir kişinin aylık harcaması 15 bin TL’ye kadar çıkarken, aynı beslenme alışkanlığını evde sürdürmesi halinde bu tutar yaklaşık 4.500 TL civarında kalıyor. Bu da dışarıda yemek yemenin ev mutfağına kıyasla üç kat daha pahalıya geldiğini ortaya koyuyor.
1+1 EVLERİN KİRASINDA METREKARE FİYATI FAZLA
Şehir merkezlerinde 2+1 dairelerin kirası ile 1+1 dairelerin kirası arasındaki makas giderek daralıyor.
Beşiktaş’ta 100 metrekarelik bir evin kirası 40 bin TL (metrekaresi 400 TL) iken, 50 metrekarelik bir 1+1 dairenin kirasının 25-30 bin TL (metrekaresi 500-600 TL) bandında seyretmesi, yalnız yaşayanların metrekare başına daha fazla bedel ödediğini kanıtlıyor. Üstelik bir ailede kira ve aidat gideri 2 veya 3 maaşla bölüşülebilirken, tek yaşayan birey tüm bu yükü tek başına sırtlıyor.
BEKARA TATİL BİLE DAHA MASRAFLI
Turizm sektöründe otel rezervasyonları kişi sayısına değil, tamamen ‘oda’ bazlı çalışıyor. Örneğin; geceliği iki kişi için 5.000 TL olan standart bir odayı tek başınıza tutmak istediğinizde, maliyet matematiksel olarak yarıya, yani 2.500 TL’ye inmiyor. Sistem, yalnız konaklayanlardan ‘tek kişi konaklama farkı’ adı altında 4.000 TL ile 4.500 TL ücret talep ediyor. Yani bekâr bir vatandaş, tatile çıktığında yanında olmayan hayalî kişinin de parasını ödemek zorunda bırakılıyor.