Kılıçdaroğlu'ndan Kanal İstanbul resti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kanal İstanbul ile ilgili olarak "Bir kişi ben yapacağım diyor. İlla ben Karadeniz’i Marmara ile buluşturacağım diyor. Yapamazsın kardeşim. Zaten yapamayacaksın. Zaten ilk seçimde gidecksin" diye konuştu.

Google Haberlere Abone ol

Yerel Yönetimler ve Turizm Zirvesi açılışında konuşan Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

Ayafosya'yı Sultanahmet'i düşünün. Baktığınız zaman arkasında yüksek beton blokları. Kent estetiği kavramının ne kadar değerli olduğunu anlıyoruz.

 Her kentin meydanları var. Yüzbinlerce insan nerede toplanacak, nerede eğlenecek, nerede miting yapacak? Yüz milyonlar enerjisini nerede boşaltacak? Meydanlarda. Meydanları yasakladığınızda turist neden gelsin?

 21. yüzyılın bir gerçeği var. Sadece ülkeler yarışmıyor. Metropoller de birbirleri ile yarışıyor. Paris'e giden turist sayısı İstanbul'a gelenden fazlaysa dönüp bir bakmamız lazım. Neden? Güvenlik sıkıntımız var demek ki. Oturup bir masaya bakmamız lazım neyimiz eksik.

Paris'e gittiğinizde hemen hemen her yerde ressamları görürsünüz. Niçin bizde yok? Böyle alanlarımız yeterli mi? Hayır. O zaman yolun başındayız demektir, biraz daha çaba harcamamız gerekiyor.

Biz asla şikayet etmiyoruz, her türlü engeli aşıp bu ülkeye hizmet etmeye devam edeceğiz. Biz kendi beldemize ilçemize ilimize gelen turistleri Türkiye'den memnun olacak şekilde ayrılacak şekilde çaba göstereceğiz. Yeni konaklama vergisi getirildi. Bütün ülkelerde belediyelere verilmesi lazım ama merkez hükümete gitti. MTV'lerin de belediyelere verilmesi lazım. Bu da yapılmıyor.

Çarpık kentleşme varsa kent kimliğini kaybeder. En tipik örneği İstanbul’dur. Bir siyasal anlayış sonradan dönüp bir iç hesaplaşmayla 'Biz ihanet ettik, etmeye devam ediyoruz' diyorsa oturup hepimizin düşünmesi lazım.

İhanetin katmerlisi geliyor

Sadece İstanbul’a ihanet midir bu? Yoksa bu Türkiye’nin tarihine de bir ihanet midir? Bunu böyle anlamak gerekiyor.

Tabela kirliliğinin yaşandığı bir kentle tabela kirliliğinin olmadığı bir metropol düşünün. Başına her an bir tabela düşebilir.

İstanbul’un tarihini kültürünü korumak zorundayız. Bu kadim şehrin bütün sorunlarını çözmek zorundayız. Şimdi ihanetin katmerlisi geliyor.

"İlk seçimde zaten gideceksin"

Turist bu ülkeye geldiğinde kentin 24 saat canlı olduğunu anlamalı. Paris’te bir yılda otele verilen otel ücretiyle, Türkiye’de beş yıldızlı otele verilen para aynı. Turizm diyence sadece tatil olmamalı. Türkiye dünyada yankılanacak çabalar göstermelidir. Tabii bütün bunları yerel yönetimler yapacak da nasıl yapacak? Parayla yapacak. Yerel yönetimlerin bütçesi olacak. Bütçesi olmazsa zora düşebilirler.

Efendim 'Kanal İstanbul'u yapacağız', neye göre yapacaksınız? Herkes "Hayır" diyor, bir kişi "Yapacağım" diyor. Hangi para hangi fizibiliteyle yapacaksın? Yapamazsın kardeşim. İlk seçimde zaten gideceksin. Hiç kimse buraya para ayırmaya kalkmasın. Hiç kimse 5 kuruş para ayırmaya kalkmasın. Ayırdıkları paranın kuruşu dahi verilmeycektir. İstanbul'a ihanete doymadılar mı? Bir tarihe kültüre rant gözüyle bakılabilir mi? Bir tarih bir kültür beton ormanına dönüştürülebilir mi? Ağaç bile bırakmadınız. Meydan bile bırakmadınız. Bir kişi her şeyi bilirim diyorsa hiçbir şey bilmiyordur.