Çocukların dijital dünyasına yeni sınırlar! Levent Eraslan'dan 'dijital rüşt' vurgusu: Çocukları algoritmalara bırakmayın
Çocukların sosyal medya kullanımına yönelik yeni düzenlemeler gündemdeki yerini korurken, TAGEV Eğitim Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Levent Eraslan'dan dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Eraslan, dijital mahremiyet, algoritmaların çocuklar üzerindeki etkileri ve ailelerin sorumluluklarını ele alarak sosyal medya yasaklarının ötesinde dijital okuryazarlığın önemine işaret etti.
Sosyal medyada yeni dönem: Levent Eraslan'dan 'dijital rüşt' vurgusu
Türkiye Aydın Gençler Vakfı (TAGEV) Eğitim Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Levent Eraslan, çocukların sosyal medya kullanımına yönelik yeni düzenlemeleri değerlendirdi. Sosyal medyada yaş sınırının tek başına yeterli olmadığına dikkat çeken Eraslan, çocukların dijital dünyada güvenli ve bilinçli bireyler olarak yetiştirilmesinin önemini gündeme taşıdı.
10 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandığı belirtilen düzenleme, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımının yasaklanmasını, 15-17 yaş grubuna ise özel güvenlik önlemleri uygulanmasını öngörüyor. Eraslan'ın değerlendirmesinde, düzenlemenin yalnızca yaş sınırlaması değil, çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik kapsamlı bir yaklaşım olduğu vurgulandı.
DİJİTAL RÜŞT KAVRAMI ÖNE ÇIKIYOR
Yeni düzenlemeyi "dijital rüşt" kavramı üzerinden ele alan Eraslan'a göre çocukların sosyal medya kullanımında belirleyici unsur yalnızca yaş değil, dijital olgunluk düzeyi olmalı.
Dijital rüşt; bireyin çevrim içi riskleri tanıyabilmesini, kişisel bilgilerini koruyabilmesini, manipülasyonu fark edebilmesini ve teknolojiyi sorumlu şekilde kullanabilmesini kapsıyor.
Bu çerçevede yaş sınırlamaları, çocukları dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmaktan çok, güvenli bir dijital yaşam için gerekli becerileri kazandırmaya yönelik bir hazırlık süreci olarak değerlendiriliyor.
ALGORİTMALARA VE KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ REKLAMLARA DİKKAT
Sosyal medya platformlarının kullanıcıları ekran başında daha uzun süre tutmayı amaçlayan algoritmaları da düzenlemenin önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Eraslan'ın değerlendirmesinde, sonsuz kaydırma ve otomatik içerik önerme gibi özelliklerin çocukların dikkat ve zaman yönetimi üzerindeki etkilerine dikkat çekiliyor. Bu risklere karşı yalnızca ailelerin değil, teknoloji şirketlerinin ve kamu kurumlarının da sorumluluk üstlenmesi gerektiği öne çıkıyor.
Çocuklara yönelik kişiselleştirilmiş reklamların sınırlandırılması da dijital mahremiyet açısından önem taşıyor. Eraslan, bu konudaki yaklaşımını "Çocukluk dönemi, şirketlerin tüketici profili oluşturmak için kullanabileceği bir saha değildir." sözleriyle ortaya koyuyor.

DİJİTAL MAHREMİYET İÇİN YENİ KORUMA ALANLARI
Yeni düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerde, yaş doğrulama sistemleri ve çocukların kişisel verilerinin korunması da önemli yer tutuyor.
15-17 yaş grubundaki kullanıcıların hesaplarının gizli tutulması, canlı yayın ve mesajlaşma özelliklerine sınırlamalar getirilmesi gibi önlemler, çocukların dijital ortamdaki güvenliğini artırmaya yönelik adımlar arasında gösteriliyor.
Bununla birlikte yaş doğrulama süreçlerinde kişisel verilerin korunması ve bilgilerin gereksiz şekilde platformlarla paylaşılmaması gerektiği vurgulanıyor.
AİLELERE VE EĞİTİM SİSTEMİNE ÖNEMLİ GÖREV
Çocukların dijital dünyadaki güvenliğinin yalnızca yasal düzenlemelerle sağlanamayacağına dikkat çekilen değerlendirmede, aile rehberliği ve dijital okuryazarlık eğitimi de öne çıkıyor.
Ebeveynlerin çocuklarıyla güvene dayalı iletişim kurması, eğitim kurumlarının ise dijital risklere karşı farkındalığı artırması önem taşıyor.
Sosyal medya kullanımına getirilen sınırlamalarla birlikte çocukların ekran dışında geçirecekleri zamanın spor, sanat, kitap ve sosyal etkinliklerle desteklenmesi de öneriliyor.
Eraslan'ın değerlendirmesine göre temel hedef, çocukların sosyal medyaya hangi yaşta erişeceğinden çok, dijital dünyada mahremiyetlerini ve bireysel iradelerini koruyabilecek olgunluğa ulaşmalarını sağlamak.