Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan net mesaj: Türkiye kimseye sırtını dönmez
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çırağan Sarayı'nda “Uluslararası Adalet Zirvesi”nde açıklamalarda bulundu. Gazze'yi savunmaya devam edeceklerini kaydeden ve İsrail'e tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayanlara sırtını dönmez." mesajını verdi. Erdoğan ayrıca, Birleşmiş Milletler'de 5 üyeli yapının sağlıklı ve adil olmadığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çırağan Sarayı'nda “Uluslararası Adalet Zirvesi”nde açıklamalarda bulundu. Birleşmiş Milletler'de 5 üyeli yapının sağlıklı ve adil olmadığını söyleyen Erdoğan, "Birileri odadaki fili görmemekte ısrar etse de mevcut sistemin hakkaniyetli ve sürdürülebilir olmadığını artık herkes biliyor." dedi.
Gazze'yi savunmaya devam edeceklerini kaydeden ve İsrail'e tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze, bir soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü. Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayanlara sırtını dönmez." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının satırbaşları şu şekilde;
"Şu anda farklı ülkelerden, farklı bölgelerden gelen konuklarımızla bu tarihî salonda bir aradayız. Vatandaşı olduğumuz devletlerin, mensubu olduğumuz milletlerin birbirinden farklı anayasaları, hukuk sistemleri, yasal ve idari mevzuatları var.
Aynı şekilde burada temsil edilen her devletin, her milletin kendine has bir hukuk geleneği, kurallar manzumesi ve birbirinden farklı teamülleri var. Fakat yasama süreçlerimiz, yargılama usullerimiz, hukuku tatbik etme biçimlerimiz ne kadar farklı olursa olsun, adalet dediğimizde hepimizin zihninde beliren düşünce zannediyorum aynıdır.
"ADALET MAZLUMU ZALİMDEN KORUMA KUDRETİDİR"
Adalet, haklıya hakkının teslim edilmesidir. Adalet, güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir. Adalet, mazlumu zalimden koruma kudretidir. Adalet, devletin üzerine bina edildiği temeldir. Bu yönüyle adalet, insanlığın ortak hedefi, ortak ideali, ortak mefkûresidir. Şu gerçeklerin hepimiz çok net farkındayız. Vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz. Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet olmaz. Aynı şekilde, mükâfat ve mücazat dengesinin iyi kurulmadığı, hak ve özgürlüklerin giderek aşındığı bir ortamda adalet kendisine yer bulamaz.
"BM'DE 5 ÜYELİ YAPI ADİL VE SAĞLIKLI DEĞİL"
Devletin en temel sorumluluğu nasıl ki adaleti tevzi etmekse, kural ve ilke temelli olduğu iddia edilen uluslararası sistemin de asli misyonu küresel barış ve güvenliği tesis etmektir. Nitekim 81 yıl önce San Francisco'da imzalanan ve bugünkü sistemin hukuki zeminini oluşturan Birleşmiş Milletler Şartı'nın birinci maddesi, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkindir.
Uluslararası barış ve güvenlik ise hepimiz biliyoruz ki adalet olmadan sağlanamaz. Bugün ne yazık ki hem temsil hem işlev hem de meşruiyet açısından ağır yara almış, güven ve itibar erozyonuna uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız. Birleşmiş Milletler çatısı altındaki 190'dan fazla ülkenin iradesinin, veto imtiyazına sahip sadece beş üyenin kararlarına bağlı olduğu bir yapının adil ve sağlıklı olmadığının hepimiz bilincindeyiz. Birileri odadaki fili görmemekte ısrar etse de mevcut sistemin hakkaniyetli ve sürdürülebilir olmadığını artık herkes biliyor. Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda. Uluslararası anlaşmalar, deyim yerindeyse, hükmünü yitirmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda.
"BİR KESİM YOKLUK İÇİNDE DİĞER KESİM LÜKS İÇİNDE YAŞIYOR"
Dünyanın bir bölümü son derece kısıtlı şartlar altında, yokluk ve yoksulluk içinde hayata tutunmaya çalışırken lüks ve şatafat içinde yaşayan diğer bir kesim sistemin tüm nimetlerinden faydalanıyor. Soruyorum, dünya genelinde sayısı 60.000'i ancak bulan bir avuç elitin 4 milyar insandan üç kat daha fazla servete, gelire ve imkâna sahip olması adil midir? Hakkaniyetli midir? Çevreyi hoyratça kirleterek zenginleşen gelişmiş ülkelerin, iklim değişikliğinde hemen hiçbir etkisi olmayan ülkeleri yalnız bırakması adil ve hakkaniyetli midir? Krizlerin çatışmaları tetiklediği, çatışmaları savaşların takip ettiği, savaşların ise istikrarsızlıkla neticelendiği bir tabloda sistemde bir sorun yok diyebilir miyiz? Sistemdeki yapısal sorunları enerji güvenliğinden ticaret yollarına, lojistik ve ulaştırma koridorlarından teknolojik ve sivil altyapıya kadar her alanda hepimiz yaşamıyor muyuz?
"HÜRMÜZ'DEKİ TIKANIKLIK, ONCA ÇABAYA RAĞMEN BİR TÜRLÜ GİDERİLEMEDİ"
Küresel petrol ihracatının yüzde 35'inin geçtiği Hürmüz'deki tıkanıklık, onca çabaya rağmen aylardır bir türlü giderilemedi. Rusya ve Ukrayna arasında dört buçuk yılı geride bırakan savaş, her ay binlerce can kaybıyla hâlen devam ediyor. Lübnan'da, Yemen'de, Somali'de, Sudan'da, bölgemizin ve dünyanın daha pek çok yerinde neler yaşandığını hepimiz görüyoruz.
"GAZZE TOPLAMA KAMPINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ"
Hepsinden önemlisi, Gazze'de tam üç yıldır tüm dünyanın gözleri önünde insanlar vahşice öldürülüyor. Siviller acımasızca şehit ediliyor. Çoğu çocuk ve kadın, 74.000'den fazla Gazzeli katledildi. Savaşta bile dokunulmaması gereken okullar yerle yeksan edildi. Üniversiteler, hastaneler, ibadethaneler vuruldu. Binlerce çocuk elini, ayağını, vücudunun bir azasını kaybetti. Gazze, kendini uluslararası hukukun üstünde gören kibirli, radikal ve öldürmeye doymayan bir soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü.
"TÜRKİYE TAVRINI ÇOK NET BİÇİMDE ORTAYA KOYMUŞTUR"
Biliyorsunuz, ülkemizin katkılarıyla geçen yıl bir ateşkes tesis edilmişti. Filistinli kardeşlerimizin riayet ettiği bu ateşkes, İsrail hükümeti tarafından binlerce kez ihlal edildi. Ateşkesin yürürlüğe girdiği 11 Ekim 2025'ten bu yana 1.500 Filistinli bu saldırılarda katledildi. 5.000'den fazla insan yaralandı. Üzülerek ifade etmek isterim ki bu acı manzara karşısında uluslararası toplumun gerekli tepkiyi vermediğini, yargı ve yaptırım mekanizmalarının olması gerektiği şekilde işletilmediğini görüyoruz.
"TÜRKİYE KİMSEYE SIRTINI DÖNMEZ"
Türkiye, gerek Uluslararası Adalet Divanında açılan davaya müdahillik başvurusu yaparak gerek İsrail'le ticari işlemlerini tamamen durdurarak gerekse Küresel Sumud Filosu'na yönelik silahlı saldırının asıl faillerine kırmızı bülten çıkartarak tavrını çok net biçimde ortaya koymuştur. Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayan, haksızlığa uğrayan insanlara da sırtını dönmez. Gazze'de işlenen soykırımın failleri hukuk önünde hesap vermedikçe uluslararası sistemin adaletli olduğunu kimse iddia edemez. Uluslararası iradenin yansımadığı bir Birleşmiş Milletler sisteminin meşru ve hakkaniyetli olduğunu kimse söyleyemez. Uluslararası mahkeme kararlarının tanınmadığı, uygulanmadığı, dikkate bile alınmadığı bir sistemin barış ve güvenlik üretmesi düşünülemez. Türkiye olarak her fırsatta işte bu yüzden “Dünya beşten büyüktür.” diyoruz. Tam da bu yüzden “Daha adil bir dünya mümkündür.” diyoruz.
"MAZLUM VE MAĞDURLARIN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
Türk milletinin bir evladı ve bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak ömrümüz vefa ettikçe, gücümüz yettiği, dilimiz döndüğü müddetçe mazlum ve mağdurların sesi olmaya, onların da hakkını, hukukunu savunmaya inşallah devam edeceğiz. Bulunduğumuz her platformda, yer aldığımız her masada güçsüzlerin, gariplerin, yoksulların, kimsesizlerin sesi olmayı sürdüreceğiz. Sizlerden de bu gayretlerimize azami katkı beklediğimizi bugün bir kez daha vurgulamak istiyorum.
"SUÇ COĞRAFYASI KÜRESELLEŞTİ"
Sizlerin güçlü desteğini beklediğimiz bir diğer husus, sınır aşan suçlarla ve organize suç örgütleriyle mücadeledir. Çok iyi bildiğiniz gibi suç coğrafyası artık tek bir ülkenin hudutlarıyla sınırlı değildir.
Teknolojiyle beraber suç coğrafyasının da küreselleştiğine, elektronik para kuruluşları, kripto varlıklar, soğuk cüzdanlar ve sosyal medya gibi araçların suç örgütleri tarafından çok etkin biçimde kullanıldığına şahit oluyoruz. Sınır aşan suçlarla mücadelenin başarısı, ülkeler arasındaki iş birliğinin seviyesiyle doğru orantılıdır.
"HUKUK DIŞINA ÇIKANLAR HİÇBİR YERDE HUZURLU OLMAMALI"
İster adi suçlu ister uyuşturucu tüccarı ister terör ve organize suç örgütü üyesi olsun, hukukun dışına çıkan hiç kimseye dünyanın hiçbir yerinde rahat ve huzur olmamalıdır. Suç işleyip ülke dışına çıkarak adaletten kaçabileceğini sananlar, nereye saklanırlarsa saklansınlar, kendilerini güvende hissetmemelidir. Türkiye olarak biz bunu temin etmekte, bunu hissettirmekte kararlıyız. Sadece 2026'nın ilk dokuz ayında 294 kişinin ülkemize iadesini sağladık. Aynı dönemde farklı aramalar kapsamında 736 kişiyi ülkemize getirdik. Uluslararası adli iş birliği er ya da geç ama gereğini mutlaka yapacaktır."