Devlet Bahçeli: ABD-İsrail İran'dan elini çekmeli
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündeme dair açıklamalarda bulundu. İran'ın ABD için yeni bir Vietnam'a dönebileceğini vurgulayan Devlet Bahçeli, Türkiye'ye yönelik tehlikeler hakkında; "Hiçbir tehdide eyvallah demeyiz, diyemeyiz" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 28 Şubat'ta Orta Doğu'da başlayan savaşa dair açıklamalarda bulundu.
"ABD-İSRAİL İRAN'DAN ELİNİ ÇEKMELİ"
Devlet Bahçeli "Türkiye’mizi ve aziz milletimizi riske atacak, hedef yapacak, hatta İran’la ve diğer bölge ülkeleriyle çatıştırmayı sağlayacak niyet ve emellere ağır başlı bir şekilde yaklaşmak esas olmalıdır" dedi.
"DÜNYA VE BEŞERİYET ÇOK AĞIR BİR BEDEL ÖDEYECEKTİR"
Bahçeli, "ABD-İsrail, İran’dan elini çekmelidir. Herkesi uyarıyorum, sıcak gelişmelerin her türlü ihtimale açık olması münasebetiyle körüklenen şiddet ateşi küresel ve bölgesel alana sıçramadan söndürülmelidir. Aksi halde dünya ve beşeriyet çok ağır bir bedel ödeyecektir" ifadelerini kullandı.
"İRAN YENİ BİR VİETNAM'A DÖNEBİLECEKTİR"
MHP lideri, "Yol yakınken ateşkes rejimi devreye girmelidir. Eller tetik yerine uzlaşma gayesiyle birleşmelidir. Aksi halde İran; ABD-İsrail ortaklığı için yeni bir Afganistan’a, yeni bir Irak’a, hatta yeni bir Vietnam’a dönebilecektir" değerlendirmesinde bulundu.
"HİÇBİR TEHDİDE EYVALLAH DEMEYİZ"
Bahçeli Orta Doğu'da Türkiye'ye yönelen tehditler hakkında "Hiçbir tehdide eyvallah demeyiz, diyemeyiz" dedi.
Devlet Bahçeli'nin açıklamalarının tam metni şöyle oldu:
Paylaştığınız bu kapsamlı ve hitabet gücü yüksek metni, içeriğindeki ana temalara göre bölümlere ayırarak, metnin kendi içinden seçilmiş çarpıcı ifadelerle ara başlıklandırdım:
MÜSTESNA VE MUAZZEZ BİR AKŞAMDA GÖNÜLLERİMİZİ BULUŞTURDUK
Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler, Basınımızın Değerli Temsilcileri, Böylesi müstesna ve muazzez bir akşamda sizlerle aynı sofranın etrafında gönüllerimizi buluşturduk; dualarımızı, dileklerimizi ve niyazlarımızı birleştirdik. Sizlerle paylaşacağım düşüncelerime geçmeden evvel muteber ve muhterem heyetinizi kemali hürmetle selamlıyorum.
Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerifi bir hafta sonra uğurlayacağız. Öncelikle tuttuğumuz oruçların, yaptığımız ibadetlerin, verdiğimiz fitre, sadaka ve zekâtların kabulünü Cenab-ı Allah’tan diliyorum. Manevi mükâfatları, nimet ve sevapları bir tek Rabbimizden bekleyerek Ramazan ayını idrak ediyoruz. Üzerimize farz olan Oruç ibadetini kalp huzuruyla yerine getiriyoruz. Bu kutlu ayda sabrın, sağduyunun, sükûnetin, suhuletin, yardımseverliğin, kardeşliğin, dayanışmanın, hatırlamanın, misafirperverliğin, cömertliğin arayış ve amacındayız. Ramazan’ın bolluk ve bereketini, mana ve muhabbetini ruhumuzun derinlerinde yaşıyoruz.
HER GECENİN SONU AYDINLIK, HER YOKUŞUN ARDI DÜZLÜKTÜR
Bölgesel sorunların, insani krizlerin, beşeri felaketlerin, tırmanan savaşların, kışkırtılan çatışmaların biteviye takviye edildiği hüsran verici bugünkü zaman diliminde, içinde bulunduğumuz mübarek ayın rahmet dolu atmosferinden ümidimizi hiç kesmedik. İsterdik ki, İslam âlemi huzur ve huşu içinde bir Ramazan geçirseydi. Dilerdik ki, silahların, bombaların, düşmanlıkların yerini barışçıl diyaloglar ile dostane ilişkiler alabilseydi. Olmadı, olamadı, maalesef Ramazan ayımız bölgemizde yaşanan savaş ve şiddet sahneleriyle perdelendi.
Karamsar olmanın, kötümserliğe hapsolmanın, umutsuzluğa kapılmanın hem insani, hem de İslami anlamda caiz olmadığını biliyor ve inanıyoruz. Hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine iman etmiş bizler için her gecenin sonu aydınlık, her yokuşun ardı düzlüğe çıkıştır. Bu nedenle umudumuzu kaybetmeyeceğiz, ihtiyatlı iyimserliğimizden ödün vermeyeceğiz. Yılmayacağız, yıkılmayacağız, yeise kapılmayacağız.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ YENİ YÜZYILIN MİLLİ DİRİLİŞ RUHUDUR
Eskiyen ve çürüyen 1945 sonrasının dünya düzenini ikame edecek yeni bir küresel sistemin kuruluş sancıları artarak devam ederken, devasa bir anafora dönüşen nevzuhur ara dönem insanlığın barış ve huzur özlemlerini adeta yutmaktadır. Bu mefluç, mefsuh ve metruk tablonun bütün komplikasyonları coğrafyaları A’dan Z’ye sarmıştır. Böylesi alacakaranlık dönemlerde, tehditlerin böylesine cüsse ve cüret kazandığı devirlerde dayanışma duygumuzu çok daha güçlendirmeli, milli birlik ve kardeşliğimizi olabilecek en üst seviyede perçinlemeliyiz.
Kaldı ki “Terörsüz Türkiye” hedefiyle yapmak istediğimiz de evvelemirde budur. Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde, “Terörsüz Türkiye”yi inşa ve ihya edecek milli diriliş ruhu inanıyorum ki nice mucizelere imza atacaktır. Türkiye sırtına binen ağırlıklarından hızla kurtulmaktadır. Uyanan ve ayağa kalkan devin önünü kesecek, tarihi yürüyüşünü kesintiye uğratacak hiçbir muhasım veya mütecaviz odak yoktur ve olması da mümkün değildir. Türk milleti muazzam bir uyanışın ivmesiyle yeni yüzyılı kardeşliğin yüzyılı yapacak, barış ve huzurla bu yüzyılın yapı taşlarını döşeyecektir.
BU COĞRAFYADA KARDEŞLİĞİ SAVUNAMAZSAK ASLA TUTUNAMAYIZ
“Terörsüz Türkiye” hedefi taviz değil, Türk ve Türkiye Yüzyılına yönelik kesif bir tahkimattır. “Terörsüz Türkiye” hedefi teslimiyet değil, Türk ve Türkiye Yüzyılının muzaffer ve muteber iradesinin kesin bir teminidir. Şayet Anadolu coğrafyasında birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi yürekten savunamazsak; sudan sebeplerle, ucuz hesaplarla, basit ve bayağı heveslerle onun bunun tazyik ve telkinleriyle birbirimizden uzaklaşırsak, biliniz ki, yurt yaptığımız bu topraklarda asla tutunamayız.
“Terörsüz Türkiye” hedefi ortak tarih ve kültürümüzün şemsiyesi altında, kardeşlikle geçen asırların geleceğin ülkü ve heyecanlarıyla eklemlendiği kaynaşma ve kucaklaşma potasıdır. Çevremiz kaynarken, ülkemizin ve milletimizin tertemiz çehresini dikkatle korumalıyiz. Mücavir toprakların altüst oluşu karşısında, tıpkı Akif’in dediği gibi biz bastığımız mukaddes vatan toprakların geçmeden tanıyacağız, düşüneceğiz altındaki binlerce kefensiz yatanı. Çünkü şehit oğluyuz, incitmeyiz, yazıktır atamızı; vermeyiz dünyaları alsak da bu cennet vatanı.
EDİRNE’DE SÖYLENEN ŞİİRİ ŞIRNAK’TA İŞİTECEĞİZ
İstiklalimizin manzum şaheserinin İlk Meclis’te kabul edilişinin 105’inci yıl dönümünde, ezelden beri hür yaşamanın şuuruyla, hiçbir korkuya, hiçbir korkuluğa takılmadan tam bağımsızlığımızı, milli varlığımızın tamamiyetini cesaretle, hamiyetle müdafaaya yeminliyiz. Bir kez daha ahlak kahramanımızı; edebi şanıyla, kalemi ve kelamıyla ufkumuzu meşale gibi aydınlatan Merhum Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle, minnetle, hürmetle yad ediyorum. İstikbalimizin yol haritasını, istiklalimizin şeref hakkıyla çizeceğiz. Bunu milletimizin benzersiz ve emsalsiz birlik ve kardeşlik bağlarıyla gerçekleştireceğiz.
Siyonist-emperyalist acımasızlık, komşu ülkelerin etnik ve mezhebi hassasiyetlerini kaşıyıp kanatmak maksadıyla plan üstüne plan yaparken biz herkesi kendimiz bileceğiz, her insanımıza kucağımızı açacağız, millete mensubiyet şuurunun ağırlık merkezinde gönüllerin ittifakını sağlayacağız. Edirne’de söylenen şiiri Şırnak’ta işiteceğiz. Hakkâri’de pişen aşı İzmir’de yiyeceğiz. Trabzon’da oynanan horona Van’da eşlik edeceğiz. Mardin’de, Tunceli’de, Siirt’te ağlayanın gözyaşını; Batman’da, Diyarbakır’da, Muş’ta, Bingöl’de kavrulmuş alınların terlerini Çorum’da, Samsun’da, Rize’de, Erzurum’da, Tekirdağ’da, Afyon’da, İstanbul’da sileceğiz.
HEDEFİMİZ BÜYÜK, HEYECANIMIZ DİRİ, KENDİMİZE GÜVENİMİZ ZİRVEDEDİR
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak ülkemizin hem bugününe hem de geleceğine ışık tutuyor, güvence oluyoruz. Bizim boş laflarla vakit kaybetmeye hakkımız yoktur. Bizim onun bunun tahrik ve tertiplerine boyun eğecek halimiz de yoktur. Yolumuza bakacağız, önümüze bakacağız, işimize bakacağız, mücadelemize bakacağız, Allah’ın izniyle 2053’de Süper Güç Türkiye’ye mutlaka ulaşacağız. Hedefi büyük, ama heyecanı küçük bir hareket değiliz. Dünyanın gidişatını Türkçe okumanın, Türkçe yorumlamanın yegâne çare olduğunu öngörüyoruz. Bu yüzden hedefimiz büyük, heyecanımız diri, kendimize güvenimiz zinde ve zirvededir.
ABD VE İSRAİL İÇİN EVDEKİ HESAP İRAN’A UYMAMIŞTIR
İran’ı hedef alan saldırıları görüyor ve takip ediyorsunuz. Haksız ve soysuz bir savaşın bütün sonuçları karşımızdadır. ABD ile İsrail’in İran karşısında teklemeye başladığı, iç kamuoylarında ise çözülmelerin hız kazandığı anlaşılmaktadır. Savaşın bölgesel mahiyet kazanması, etnik ve mezhebi bir hüviyete bürünmesi hususunda kahredici bir provokasyon devrededir. Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmek, İran’la Körfez ülkelerini çatıştırmak amacıyla karanlık planların yapıldığı da esasen sır değildir. Hiçbir tehdide eyvallah demeyiz, diyemeyiz. Görüldüğü kadarıyla, ABD ve İsrail için evdeki hesap İran’a uymamıştır. Karşılıklı diyalog ve diplomasiyle silahlar susmalı, siyaset konuşmalıdır.
DAVAMIZI ÇİĞNETMEYECEĞİZ, ÜÇ HİLALİ SOLDURMAYACAĞIZ
Bizim mücadelemiz ikna edilmişlerle değil inanmışlarla, kapı arasından bakanlarla değil kapıyı omuzlayıp içeri giren serdengeçtilerle yapılmış, bundan sonra da böyle olacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin son kalesi, son siperi, düşman karşısında atılacak son kurşunudur. Çakal olup Bozkurt’a diş gösterenler, münafıklığın her türlü yüzünü sahneye sürenler şunu özellikle unutmasın ki, davamızı çiğnetmeyeceğiz, üç hilali soldurmayacağız, al bayrağımızı indirtmeyeceğiz. Milliyetçi Hareket Partisi’ne zincir vurmak hiçbir alçağın harcı ve haddi değildir.
Kötüleri ve kötülükleri unutursak kanımız kurusun. Bizim işimiz kin değil muhabbettir; kibir değil mütevazılıktır. Tenimizden çıkarken canımız, şehadet ile kesilsin son nefesimiz. Cenab-ı Allah milletimizin, vatanımızın ve Türkiye sevdalısı siz aziz dava arkadaşlarımızın yar ve yardımcısı olsun.