Devlet Bahçeli'den dikkat çeken açıklama: Türkiye NATO'da temel kaldıraçtır
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Ankara'daki NATO Zirvesi'ne yönelik dikkat çeke mesajlar veren Bahçeli, "Türkiye NATO'da temel kaldıraçtır" dedi. Askeri hastanelerin yeniden açılmasına ilişkin çağrıda bulunan Bahçeli, "NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye'dir" ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
Konuşmasına ABD İran mutabakatıyla başlayan Bahçeli, İsrail'e tepki göstererek, "Uluslararası nizam hamlelerin yalnızca masa üzerinde yapılmadığı bir durum ortaya çıkmıştır. Netanyahu barışı amaçlayan mutabakata direnmeyi marifet sanmakta" dedi.
ANKARA'DAKİ NATO ZİRVESİ
Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi'ne ilişkin de konuşan MHP Lideri, "NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Türkiye bugün NATO'nun önündeki bütün hayati ve kritik başlıkların tam kalbinde duran bir devlettir." ifadelerine yer verdi.
"ASKERİ HASTANELERİN AÇILMASI MİLLİ BEKA MESELESİDİR"
Askeri hastanelerin yeniden açılması çağrısında bulunan Bahçeli, "NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye'dir. Askeri hastanelerin yeniden açılması gerekir. Bu hastanelerin yeniden açılması milli beka meselesidir" dedi.

Bahçeli'nin açıklamalarının satırbaşları şu şekilde;
Uluslararası nizam hamlelerin yalnızca masa üzerinde yapılmadığı bir durum ortaya çıkmıştır. Gözü dönmüş şer odaklarının gizli ajandaları ortaya çıkmaktadır. Bölgenin göğsüne hançer gibi saplanmış siyonist odak, barışa engel olmaktadır ve çıkar sağlamaya çalışmaktadır. Bölgede barış iklimini baltalamak isteyenler var. Barış iklimini baltalamak isteyen ajanlar sahnede.
Şurası iyi bilinmelidir ki masada kurulan her hayati cümlenin sahada sarsılmaz bir irade ile korunması kaçınılmaz bir hakikattir. Katil İsrial sömürge düzeneğidir. Netanyahu barışı amaçlayan mutabakata direnmeyi marifet sanmakta.
ANKARA'DA DÜZENLENECEK NATO ZİRVESİ
Karadeniz'de sular durulmuyor. Ukrayna ve Rusya savaşı da bölgesel istikrarın önünde engel olarak da durmaktadır. Ne zaman barışı esintisi olsa başka olaylar gelişmektedir.
Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir.
Cumhur İttifakı ile tahkim edilen devlet aklı da bu zirvede krizleri okuyan, tehditleri gören, fırsatları tartan ve Türkiye'nin haklı tezlerini dünyaya haykıran stratejik iradesiyle bir kez daha kendisini gösterecektir.
"NATO EMİR-KOMUTA MERKEZİ DEĞİLDİR"
Ancak sözü evirip çevirmeden açıkça söylemek lazımdır. NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. Ankara merkezli istikbal ve milli beka hukukumuz, kaynağını dışarıdan alan tüm ittifakların üzerindedir. NATO, güvenlik ihtiyaçlarının ve savunma zaruretlerinin doğurduğu bir ittifaktır. Bu ittifakın varlık sebebi, karşılıklı saygı, eşit muamele, hakkaniyetli yük paylaşımı ve tehdit algısında dürüstlüktür.

"TÜRKİYE, NATO'DA TEMEL KALDIRAÇTIR"
Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihî hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize denk, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan önce Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Dondurucu soğuğun, amansız yokluğun ve cehennem ateşi çemberinin içinde tek bir adım bile geri atmayan o çelikten irade, müttefikliğin lafla değil ancak kahramanlıkla mühürleneceğini tarihin hafızasına kazımıştır.
"NATO YENİ BİR DÖNEMİN BAŞINDADIR"
Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. Brüksel'de yapılan son savunma bakanları toplantısında caydırıcılık, savunma kapasitesinin artırılması, mühimmat stokları, savunma harcamaları, nükleer caydırıcılık ve Rusya-Ukrayna Savaşı gündemin merkezine oturmuştur. Türkiye bugün NATO'nun önündeki bütün hayati ve kritik başlıkların tam kalbinde duran bir devlettir. Karadeniz'in stratejik sularında bir güvenlik mimarisi inşa edilecekse herkes peşinen kabul etmelidir ki Montrö ile tahkim edilen boğazlar üzerindeki mutlak egemenliğimiz o masanın temelini teşkil edecektir.
Eli kanlı terör örgütlerine harf oyunlarıyla isim değiştirip meşruiyet elbisesi giydirme devri kapanmıştır. Aynı masada sahte dayanışma fotoğrafları verip Türkiye'nin beka hudutlarını kemiren hain yapılara siyasi ve askerî alan açma kurnazlığı boşa düşmüştür.
"ASKERİ HASTANLER YENİDEN AÇILMALI"
Sivil sağlık sistemlerinin ve hastanelerin savaş cerrahisi ile cephe gerisi lojistiğinde ordumuzun kendine has ihtiyaçlarını tam manasıyla karşılaması mümkün değildir. Şüphesiz her hastanemiz kıymetlidir. Şehir hastanelerimiz, eğitim ve araştırma hastanelerimiz ile üniversite hastanelerimiz aziz milletimize büyük hizmetler sunmaktadır. Fakat askerî sağlık sistemi, savaş ve çatışma anında apayrı bir refleks ve seferberlik hazırlığı ortaya koymaktadır. Bir ordunun topu kadar tabibi, tüfeği kadar tıbbı, zırhı kadar sıhhiyesi de o ordunun şanındadır. Caydırıcılığındadır.
Savaş meydanında kanayan yarayı vaktinde saramayan bir devletin zaferi her zaman eksik kalmaya mahkûmdur. Askerî hastanelerin yeniden yapılandırılması, Gülhane ruhunun çağın modern ihtiyaçlarına göre yeniden ihyası ve harp cerrahisinin güçlendirilmesi, tekraren ifade ediyorum, millî beka meselesidir. Gençliğinin baharını, mesleğinin yarınını, anasının duasını, babasının ocağını, yârinin hasretini geride bırakıp vatan nöbetinde duran Mehmetçiğimize, aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize karşı borcumuz, askerî hastanelerin yeniden açılmasıdır. Bu borç, cepheden ameliyathaneye ve rehabilitasyon hizmetlerine kadar uzanan güçlü, disiplinli ve uzmanlaşmış bir askerî nizamla tamamlanmak zorundadır.