İşte Gülben Ergen'in ifadesine tv100 ulaştı: Ben aksi bir şey yapmadım
Sanatçı Gülben Ergen, İstanbul Zeytinburnu sahilinde ölü bulunan Fatmanur Çelik ve kızıyla ilgili sosyal medya paylaşımları nedeniyle Bakırköy Adliyesi’nde ifade verdi. Ergen, anne ve çocuğa destek olmak amacıyla hareket ettiğini belirterek hakkında yapılan suç duyurusuna karşı takipsizlik talep etti ve "Bakanlığın çalışmalarına ilişkin aksi bir beyanda bulunmadım." dedi.
İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde ölü bulunan Fatmanur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler’in ölümüne ilişkin sosyal medyada yaptığı paylaşımlar nedeniyle Gülben Ergen hakkında soruşturma başlatıldı.
Sanatçı Gülben Ergen, İstanbul’da hayatını kaybeden Fatmanur Çelik ve kızıyla ilgili yaptığı paylaşımlar sonrası hakkında başlatılan süreç kapsamında Bakırköy Adliyesi’ne giderek ifade verdi.
Ergen ifadesinde, Fatmanur Çelik’in çağrısı üzerine Ramazan ayında Çekmeköy’deki evine giderek anne ve kızını ziyaret ettiğini, çocuğun sağlık durumunun kötü olduğunu gözlemlediğini belirtti. Çocuğun tedavi sürecine destek olduğunu ifade eden Ergen, Koç Üniversitesi Hastanesi’nde yatışın sağlanmasına yardımcı olduğunu söyledi.
Anneyle yaptığı görüşmelerde en büyük kaygının çocuğun babaya verilmesi olduğunu aktaran Ergen, bu konuda destek verdiğini ve ilgili kurumları bilgilendirdiğini dile getirdi.
Süreçte yalnızca insani yardım amacıyla hareket ettiğini vurgulayan Ergen, Bakanlık tarafından yapılan suç duyurusuna üzüldüğünü belirterek, “Atılı eylemler yargılamayı gerektirmez” diyerek hakkında takipsizlik kararı verilmesini talep etti.

İşte Gülben Ergen'in ifadesi:
"Milli Eğitim Bakanlığının izni onayı ile Çocuklar Gülsün isimli derneği kurucusu ve başkanı 61 tane ana okulu açtım. Fatma Nur’un adliye önünde yapmış olduğu, “can güvenliğim yok, ölürsem arkamdan intihar etmesinler” dediği eylemde Gülben ERGEN’e sesleniyorum, gelsin kızımın durumunu bizzat evimizde görsün açıklaması üzerine 2026 yılı ramazan ayında Fatma Nur’un evine (Çekmeköy) gidip kendisi ve kızını ziyaret ettim. Kızının sağlıkla anlamda ne kadar kötü durumda olduğuna şahit oldum. Yaptığımız görüşmede Fatma Nur’un en büyük korkusunun kendisine tecavüz eden kızına da istismarda bulunan çocuğun babasına çocuğun teslim edilmesi kaygısıydı. Bu konuda kendisine destek verdim.
"ABLA KARDEŞ GİBİ GÖRÜŞME YAPTIK"
Yaptığımız görüşmede kendisinin ve çocuğunun cinsel istismar ve cinsel saldırı eylemi ile ilgili dava olup olmadığını sormadım. Ancak yaptığımız görüşmede hatırladığım kadarıyla eşi ile boşandığını ancak boşanmış olduğu eşinin bu suçlardan yargılanmadığını söyledi. Onun dışında abla kardeş gibi görüşme yaptık. Yapılan görüşmedeki amacım çocuğun mağduriyetinin önlenmesine yönelikti.
“ÇOCUĞUN DURUMU ÇOK KÖTÜYDÜ”
Fatma Nur ile sonrasında da telefon ile görüşmelere devam ettik. Çocuğun tedavisi için Koç Üniversitesi yatışını ben sağladım. Çünkü çocuk su içmiyordu, yemek yemiyor konuşmuyordu. Evdeki halinden sonra tedavi amacıyla hastaneye yatışının sağlanması amacı ile hastaneden biri ile görüştüm. Daha sonra Fatma Nur’a telefon ettim ve hastaneye gidip gidemeyeceğini sordum. Gidebileceğini söyledi ve aynı gün ilgili hastaneye gidip çocuğun yatışını sağladı.
Hastanede sanıyorum 9-10 gün kadar çocuk yatarak tedavi gördü ve bu süreçte bana defalarca kez teşekkürde bulundu. Daha sonra hastaneden taburcu oldu.
"FATMA NUR'DAN BİR YAKINMA DUYMADIM"
Benim aile evinde yaptığım ziyaret esnasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Müdürlüğünün çocuğu ile ilgilenmediği ve herhangi bir yardımlarının bulunmadığı konusunda bana herhangi bir şey söylemedi. Kesinlikle bu konuya ilişkin Fatma Nur’dan bir yakınıma duymadım. Ancak yukarıda ifademde belirttiğim gibi annenin temel kaygısı çocuğun kendisinden alınarak boşanmış olduğu eşi olan babaya verilmesiydi. Ayrıca kendisi ile yaptığım görüşmede çocuğun kendisinden alınmayacağını çünkü kendisi ve kızını istismar eden ve hakkında dava açılan babaya çocuğun verilmeyeceğini defaatle belirttim.
"BAKANLIĞIN ÇALIŞMALARINA AKSİ BİR BEYANDA BULUNMADIM"
Ayrıca ben yaşanan süreçle ilgili Aile Bakanlığı Mahinur hanımı da bilgilendirdim. Bu konuya ilişkin imkanlarım dahilinde çocuğa yardımcı oldum. Bunun dışında Bakanlığın çalışmalarına ilişkin aksi bir beyanda bulunmadım.
Yukarıda ifademde belirttiğim üzere ben bu süreçte basın yayın yolu ile bana seslenen Fatma Nur’a karşı kayıtsız kalamadım bu nedenle kendisi ile temasa geçtim.
İmkanlarım dahilinde kendisine yardımcı oldum. Bu nedenle Bakanlık tarafından yapılan suç duyurusuna yönelik son derece üzgünüm. Suç duyurusuna konu atılı eylemler yargılanmayı gerektirmemektedir. Bu nedenle hakkımda takipsizlik kararı verilmesini talep ederim"
AVUKATLARDAN ORTAK SAVUNMA
Ergen’in avukatları Emek Ali Emre ve Dilan Doğan Emre de müvekkillerinin beyanlarına katıldıklarını açıkladı.
Savunmada, yapılan paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında olduğu ve kamu barışını bozacak herhangi bir unsur taşımadığı vurgulandı.
Ayrıca Ergen’in sürece bir anne duyarlılığıyla yaklaştığı ve kamuoyunda farkındalık oluşturmayı amaçladığı ifade edildi.
NE OLMUŞTU?
Gülben Ergen olayı, İstanbul’da Zeytinburnu sahilinde ölü bulunan Fatmanur Çelik ve kızına ilişkin süreçte yaptığı paylaşımlar nedeniyle gündeme geldi.
Gülben Ergen, Çelik’in daha önce yaptığı “can güvenliğim yok” şeklindeki çağrısı sonrası aileyi ziyaret ettiğini ve yaşananlara dikkat çektiğini açıkladı. Olay sonrası sosyal medyada yaptığı paylaşımlar ve açıklamalar nedeniyle hakkında inceleme başlatıldı.Bu kapsamda Ergen, Bakırköy Adliyesi’ne giderek ifade verdi.