Kurumsal şirketlerde artan işten ayrılmaların arkasında artık yalnızca ücret, yönetici anlaşmazlığı ya da kariyer beklentisi gibi klasik nedenler bulunmuyor.
İnsan kaynakları verileri, özellikle büyükşehirlerde çalışan genç profesyonellerin stres, tükenmişlik ve iş-hayat dengesi sorunları nedeniyle daha hızlı iş değiştirdiğini ortaya koyuyor.
Şirketlerdeki istifaların yüzde 40’ının stres ve tükenmişlik kaynaklı olduğu belirtilirken, Türkiye’de yıllık antidepresan tüketiminin 65 milyon kutuyu, psikiyatri başvurularının ise 9 milyonu aştığı ifade ediliyor.
Yüksek personel sirkülasyonu, işe alım süreçleri ve yeni çalışanların adaptasyon maliyetleri şirketler üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor.
Bu maliyeti azaltmak isteyen işverenler ise son dönemde çözümü, çalışanlara sunulan kurumsal sağlık poliçelerini genişletmekte buluyor.
Türkiye Gazetesi'nden Kaan Zenginli'nin haberine göre, şirketlerin grup sağlık sigortası taleplerindeki öncelikler de genç çalışanların beklentilerine göre değişiyor.
Geçmişte yatarak tedavi limitleri ve anlaşmalı hastane ağı öne çıkarken, bugün poliçelerde psikolog ve psikiyatri desteğinin bulunup bulunmadığı ilk sorulan konular arasında yer alıyor.
Sektördeki değişimi değerlendiren sigorta acentesi yöneticisi Ahmet Yılmaz, işverenlerin artık çalışan psikolojisini ayakta tutmak zorunda kaldığını belirterek, “Geçmişte şirketler grup poliçesi yaptırırken sadece yatarak tedavi limitlerine ve anlaşmalı hastane ağına bakardı. Bugün ise yeni nesil personeli işe alırken veya elde tutmaya çalışırken masadaki ilk konu ‘Pakette psikolog ve psikiyatri desteği var mı?’ oluyor. Gençlerin yoğun çalıştığı teknoloji, finans ve medya gibi sektörlerde bu teminat artık ekstra bir imkân değil, çabuk vazgeçen personeli içeride tutmak için mecburi bir standart hâline geldi” şeklinde konuştu.
MAAŞ DEĞİL, DEĞER GÖRMEK İSTİYORLAR
Uzmanlara göre genç çalışanlar için iş-hayat dengesi, ruh sağlığı ve kurum içinde değer görmek, ücret kadar hatta bazı durumlarda ücretten daha önemli hâle geliyor.
İnsan Kaynakları Uzmanı Şebnem Paker konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Yeni jenerasyon için iş-hayat dengesi ve mental sağlık, çoğu zaman maaşın bile önüne geçiyor. Çalışma hayatına yeni katılan gençlerin strese karşı tolerans eşiği geçmiş kuşaklara göre çok daha düşük. En ufak bir kriz anında aidiyet duygusu hızla kaybolabiliyor ve istifa ilk seçenek hâline geliyor. Artık şirketler, yeteneği elde tutmanın yolunun sadece finansal tatminden değil, çalışanın ruh sağlığına yatırım yapmaktan geçtiğini çok net anladı. Kurum içi psikolojik destek uygulamaları, sirkülasyonu durdurmak ve genç çalışana ‘senin yanındayım’ mesajını vermek için elimizdeki en güçlü koz hâline geldi.”
SEANS ÜCRETLERİ 9 BİN LİRAYA KADAR ÇIKIYOR
Özel terapi ücretlerinin yükselmesi de çalışanların profesyonel desteğe erişimini zorlaştırıyor.
Uzman bir klinik psikoloğun seans ücretlerinin 3 bin ila 9 bin lira arasında değişmesi, birçok çalışanın terapi desteğini kendi imkânlarıyla düzenli olarak sürdürmesini engelliyor.
Bu nedenle şirketler, grup sağlık poliçelerine psikolojik danışmanlık ve terapi hizmetlerini de eklemeye başladı. Fiziksel görüşmelerin yanı sıra online terapi seçeneklerinin poliçelere dahil edilmesiyle çalışanların desteğe daha kolay ulaşması amaçlanıyor.
TERAPİ DESTEĞİYLE KURUMSAL AİDİYET
İşverenler, psikolojik destek paketleriyle çalışanların stresle başa çıkma gücünü artırmayı, işten ayrılma oranlarını düşürmeyi ve kurumsal bağlılığı güçlendirmeyi hedefliyor.
Sigorta sektörü uzmanı Elif Karaca, uygulamanın şirket bilançolarına ve çalışan tutumuna etkisine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Yeni nesil çalışanlar, stres yönetimi ve iş-hayat dengesi konusunda çok daha hassas ve desteğe muhtaç. Özel terapi ücretlerinin yüksekliği ise onları bu alanda desteksiz bırakıyor. İşverenler, çabuk pes eden, iş beğenmeyen ve sürekli istifa eden personelin şirkete verdiği zararı net bir şekilde gördü.
Bu nedenle poliçelere yıllık 4 ila 6 seanslık fiziki veya online psikolojik danışmanlık paketleri ekletiyorlar. Bu adım, stres toleransı düşük olan genç çalışana bir nevi kalkan olurken, sürekli iş değiştirme alışkanlığının önüne geçerek kuruma olan aidiyeti de gözle görülür şekilde artırıyor.”