Kahramanmaraş'taki saldırganın babasının ifadesi ortaya çıktı: Psikolog uyardı... 'Onu poligona götürdüm'
Kahramanmaraş’taki kanlı olayın ardından tutuklanan baba, ifadesinde olayda kullanılan silahların kendisine ait olduğunu söyledi. Silahların kilitli sandıkta tutulduğunu belirten baba, oğlunun silahlara son dönemde ilgi duymaya başladığını ve kısa süre önce poligonda atış yaptırdığını anlattı.
Kahramanmaraş’ta yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran olayla ilgili soruşturma sürerken, saldırganın babasının ifadesi ortaya çıktı. Baba, olayda kullanılan silahların kendisine ait olduğunu belirterek, silahların evde kilitli sandıkta muhafaza edildiğini ancak oğlunun bu sandıkları nasıl açtığını bilmediğini söyledi. İfadesinde oğlunun son dönemde silahlara ilgi duymaya başladığını anlatan baba, kısa süre önce birlikte atış poligonuna gittiklerini de açıkladı.
İŞTE BABANIN İFADESİ
İfade tutanağında yer alan bilgilere göre Mersinli, olayla ilgili herhangi bir suçunun bulunmadığını belirterek, isnat edilen iddiaları kabul etmediğini söyledi. Oğlunun yaşadığı süreçten dolayı zor bir dönem geçirdiklerini ifade eden Mersinli, olayın kendisiyle bir ilgisinin olmadığını savundu.
Mersinli, oğlunun psikolojik olarak zor bir süreçten geçtiğini, zaman zaman tedavi gördüğünü ve bu durumun olayla ilişkilendirilmemesi gerektiğini dile getirdi. Ayrıca evlerinde yapılan aramalara da değinen şüpheli, ele geçirilen materyallerin suç unsuru taşımadığını öne sürdü.
İfadesinde, oğlunun bazı davranışlarının yanlış anlaşılmış olabileceğini belirten Mersinli, olay günü ve sonrasında kendi rutin hayatına devam ettiğini, suç teşkil edecek herhangi bir eylemde bulunmadığını ifade etti.
Şüpheli, üzerine atılı suçlamaları reddederek serbest bırakılmayı talep etti. Mahkeme ise dosyada yer alan deliller ve mevcut durum doğrultusunda değerlendirme yaparak şüphelinin tutuklanmasına karar verdi.
İfadesi şu şekilde:
Şüpheli Uğur Mersinli savunmasında, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığında ve emniyette ayrıntılı olarak ifadelerini verdiğini, o ifadelerinin doğru olduğunu, aynen tekrar ettiğini, ben emniyette polis başmüfettişi olarak hâlihazırda görev yaptığını, benim üç çocuğum vardır, çocuklarımdan bir tanesi İsa Aras Mersinli, İsa Aras Ayşer Çalık Ortaokulunda 8. sınıfta okumaktadır, eşim Peyman Pınar Mersinli ise edebiyat öğretmeni olarak görev yapmaktadır.
Olayın gerçekleştiği gün, yani 15/04/2026 tarihinde sabah evde kızım Gökçe İdil, eşim, annem, İsa Aras ve bir de zihinsel özürlü kardeşim vardı, olayın gerçekleştiği gün ben İsa Aras’ı sabah evde bıraktım, İsa Aras’ın tostunu yaptım, yemeğini yedikten sonra tekrar geri yattım, okula gitmedi, okula niye gitmiyorsun diye kendisine sordum, kendisi bana gülerek cevap vermedi, annesi geldi, annesine de bağırdı, bizde baş edemeyince, gitmiyorsan gitme dedik, İsa Aras evde kaldı.
Ben tekrar geri yattım, 12.00’da uyandım, İsa Aras’ı oturma odasında telefonla uğraşıyordu, daha sonra ben ekmek almak amacıyla evden çıktım, kasaptan et alıp eve dönerken Akdo kavşağında siren sesleri duydum, bir gazeteci arkadaşım aradı, bana siren sesleri neden geliyor dedi, gazeteci bana Ayşer Çalık’ta bir olay olduğunu ancak kendisinin de bilmediğini, olay yerine gittiğini söyledi, gazeteci arkadaş ile konuştuktan sonra evimin önüne gittim, evden çantamı, malzemelerimi bıraktım, eşim bana İsa’nın arkadaşının kitabını unuttuğunu ve İsa’nın bu kitabı arkadaşına teslim etmek için okula gittiğini söyledi.
Ben daha öncesinde siren seslerini duyduğum için Ayşer Çalık Ortaokuluna gittim, eşim bana sadece İsa Aras’ın çantasını alıp çıktığını söyledi, çanta içerisinde herhangi bir şey olup olmadığına ilişkin bana bilgi vermedi, okulun önüne vardığımda okul ana baba günüydü, kendimi zor zor içeriye attım, olayın ne olduğunu sorduğumda daha öncesinden tanışıklığım olan polis arkadaşlar benim oğlumun yaralı olduğunu söylediler, ben de olay yerine oğlumun mağdur olduğu düşüncesiyle gittim, daha sonra olay yerinde bulunan iki rütbeli kolluk personeli alarak emniyete götürdüler, ben emniyet müdürlüğündeyken olayın aslını vefat eden çocuklar olduğunu ve oğlumun vefat ettiğini öğrenmiş oldum.
Daha sonra savcı talimatıyla gözaltı işlemleri yapıldı. Oğlum İsa Aras’ın olay kapsamında kullandığı silahlar ve mermiler bana aittir. Benim kendime ait 7 tane taşıma ruhsatlı silahım vardır, iki tane de av tüfeğim vardır. Bunlarda mevzuat kapsamında sahipliği kendime ait olan tüfeklerdir. Oğlum İsa Aras olay yerine bana ait silahlardan 5 tanesini alıp götürmüş.
"SİLAHLARIM KİLİTLİ SANDIKTAYDI"
Benim silahlarım yatak odamda muhafaza edilmektedir. Silahların ve mermilerin hepsi kilitli masa sandığı içerisindedir. Şarjörler silahlara takılı vaziyette bulunmaz. Ben silahları içime alacağım zaman silahları şarjörleri farklı sandıklar içerisinden alarak dışarı çıkarırım. Söz konusu masa sandıkları kendinden kilitli sandıklardır.
İsa Aras sandıkları nasıl açtığını öğrenmiş ancak ben kendisinin yanında sandıkları açtığımı hatırlamıyorum. Sandıklar sürekli olarak kilitli vaziyettedir. Olay günü oğlum İsa Aras’ın sandıkları nasıl açtığını bilmiyorum. Oğlum İsa Aras söz konusu sandıkları nasıl açtığını internetten öğrenmiş olabilir. Oğlum Aras çok iyi bir internet kullanıcısıydı.
PSİKOLOG ÇOK ZEKİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ
Kendisine ait VPN interneti bile vardı, ana dili gibi İngilizce konuşmaktadır. Çok zeki bir çocuktur. Oğlumun tipik ergenlik ve sınav sorunları, stresleri bulunmaktaydı. Oğlumu bu durum nedeniyle emniyetteki psikolog arkadaşlara götürdüm. Ancak emniyetteki psikolog arkadaşlar olumsuz bir durum olmadığını, oğlumun çok zeki olduğunu söylediler.
İLERLEYEN ZAMANLARDA TEDAVİ GEREKEBİLECEĞİNİ SÖYLEDİLER
Yaklaşık 2 aydır da evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa İsa Aras’ı götürüyordum. Söz konusu psikolog ise oğlumun toplumla uyum noktasında problemi yaşayacağını, biraz takip edilmesi gerektiğini, ilerleyen zamanlarda psikiyatrik tedavi gerekebileceğini söyledi. En son 3 hafta önce psikoloğa gitmişti ancak son zamanlarda psikoloğa gitmekten kaçındı.
SIK SIK SAVAŞ OYUNU OYNADIĞINI GÖRDÜM
Oğlum bilgisayar ve cep telefonunu İngilizce modda kullandığı için benim İngilizce bilmemem nedeniyle oğlumun cep telefonu ve bilgisayarda ne ile meşgul olduğunu takip edemedim. İsmini bilmemekle birlikte oğlum sık sık savaş oyunu oynadığını gördüm.
ARKADAŞLARI SİLAH ATIŞI YAPMIŞ
Ben kendisine ne yaptığını sorduğumda ise bana 6 ya da 7 tarzında cevaplar vererek geçiştirdi, sağlıklı bir cevap alamadım. Oğlum İsa’nın öncesinde silahlara merakı yoktu ancak yaklaşık 1 ay öncesinde bana arkadaşlarının silahla atış yaptığını, kendisine ne zaman atış yaptıracağımı sordu.
Yine yaklaşık bir ay önce işten gelip kısa süreliğine silahı yatak odasında şifonyerin yanına bırakmıştım. Oğlumun silahı eline almaya yeltendiğini gördüm ve kendisine kızdım. Kendisinin silahlara meraklı olduğunu fark ettiğim için ben kendisine silah kültürümüzden bahsettim. Silahın namus olarak adlandırıldığından bahsettim.
"İLERDE SANA DA SİLAH ALABİLİRİZ"
Yine kendisine emekli olduğumda kendisine silahlardan bir tanesini bırakacağımı söyledim. Bu söylemdeki kastım oğlumun silaha karşı hevesini ötelemekti. İleride sicilin temiz olursa ve iyi bir okul okursan sana da silah alabiliriz diyerek kendisine umut sattım.
AMERİKA'DA HERKESİN SİLAH ALABİLDİĞİNİ SÖYLEDİ
Ancak bunun üzerine oğlum bana Amerika’da herkesin silah alabildiğini, kendisinin ülkemizde kimlerin silah alabileceğini, taşıyabileceğini sordu. Oğlum arkadaşlarının silah ile ateş ettiklerini, benim de kendisine silah ile ateş ettirmemi söyledi. Bu konuşma geçtiğimiz hafta Perşembe ya da Cuma gerçekleşmiş olabilir.
POLİGONA GÖTÜRDÜM
Ben de kendisine haftaya güneşli bir günde poligona atış yapmaya gideceğimi, kendisini de götürebileceğimi söyledim.
Daha sonra bu hafta Pazartesi günü emniyetten poligona giderek kendim silah ile atış yaptım.
HEDEF ALARAK ATIŞ YAPILACAĞINI SÖYLEDİM
Oğluma karşıdaki hedefi gösterdim. Silahın rastgele kullanılmayacağını, hedef alınarak atış yapılacağını söyledim. Ben de oğlum atış yaparken birkaç fotoğraf ve videosunu çektim.
Bundaki kastım hatıra olarak kalmasıydı ve hevesini kırmaktı. Fotoğrafları daha sonra WhatsApp üzerinden oğlum İsa’ya gönderdim.
Emniyetten öğrendiğime göre oğlum söz konusu fotoğrafları arkadaşlarına göstermiş, arkadaşları hayretle karşılamış. Benim evimde silahlar, mermiler, şarjörler dolu vaziyette bir arada bulunmaz.
Oğlum gördüğü bir şeyi unutmaz. Silahlar ve mermilerin muhafaza edildiği masa sandıklarının üç düğmesi vardır. Söz konusu üç düğmeye temas edildiği anda sandıklar açılır.
ODASINA GİRDİĞİMDE HER ŞEYİ KAPATIRDI
Çocuğum sürekli bilgisayar ve cep telefonu ile meşgul olduğu için merak edip kontrol etmek istedim ancak oğlum bana şifreleri vermedi. Yani zararlı içeriklerden etkilenebileceğini düşünerek kontrol etmek istedim. Oğlum cep telefonu ve bilgisayarda oyun oynarken bir taraftan İngilizce konuşurdu ancak ben kendisini ne konuştuğunu anlamazdım. Oğlum interaktif (konuşmalı, çevrim içi) oyunlar oynardı. Odasına girdiğimde ise her şeyi kapatırdı, bize hiçbir şey göstermek istemezdi. Biz de bu nedenle bu zamana kadar olumsuz bir durumunu tespit edemedik.
Olay günü ve olaydan önce bir tartışmamız olmadı. Oğlumun dakikası dakikasını tutmazdı. Oğlumun duygu durumu sürekli değişkenlik gösterirdi. Oğlumun daha öncesinde rehber öğretmeni ile görüşmüştük. Oğlum sınavlardan düşük not aldığı zaman agresif hareketler sergilerdi ancak oğlumun öğretmenlerine ve öğrencilere karşı herhangi bir olumsuz hissiyatta bulunduğunu fark etmedim. Hatta zaman zaman okulda sana zorbalık yapan seni hor gören arkadaş ya da öğretmen olup olmadığını sordum ancak kendisi bana hayır öyle bir şey yok dedi. Oğlumun zaten arkadaş çevresi çok kısıtlıydı. Oğlum lise toplam 8 senede 3 yıl okula gidebildi. Çünkü eğitim döneminin bir kısmı pandemi, bir kısmı deprem dönemine denk geldi.