Piyaf'ın ilk şarkısı 'Meğer' dinleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor

15 yılı aşkın süredir müzikle iç içe olan Fikri Aydın Birinci ve Onur Söyler’in kurduğu grup Piyaf'ın ilk şarkısı Meğer, 2 Mart'ta dinleyicisiyle buluşacak.

Google Haberlere Abone ol

Fikri Aydın Birinci ve Onur Söyler’in kurduğu grup Piyaf ile ilk şarkıları Meğer’i konuştuk.

*Öncelikle sizi tanımakla başlayalım; kimsiniz, neler yaparsınız, nasıl bir araya geldiniz?

Onur Söyler: 99 depreminden sonra insanlar İstanbul'dan kaçarken biz İstanbul'a gitme kararı aldık, ailece.Çok marjinal bir baş kaldırı desek sanırım yerinde olur. Aydın ile taşındığımız mahallede tanıştık. Mahallede top koştururken, bisiklete binerken tanıştık.Mahalle kültürünü ve 'mahallede oyunlar oynayan çocuklar' döneminin son neferleri sayılırız herhalde. O yıllardan beri gelişen bağlarla beraber dostluk kurduk bu tabi doğal halde oluşan bir durumdu o yüzden de çok kıymetlidir. Bir işte çalışmanın yanı sıra hobi olarak şiir yazmayı, bestelerle uğraşmayı huy haline getirdim diyebilirim bunun dışında günlük araştırmalar, baharda piknik, yazın tatil deniz ve gezi ara sıra kitaplara kaldığım yerden devam ederim.

Fikri Aydın Birinci: Evet çok eski bir dostluğumuz var Onurla. Birlikteliğimizin temeli sokağa dayanıyor. Bebekliğimden beri müzik dinleyip şarkılara eşlik etmeyi sevdiğimi söyler ailem.Barış Manço Adam Olacak Çocuk fanıymışım. Ama asıl müzikle yolculuğum Onur'un sayesinde oldu diyebilirim. Babası müzik öğretmeni ve çok da iyi bir udidir.Onur'un da genetik bir eğilimi vardı müziğe.Bazen gitar çalardı ve gerçekten hayranlıkla onu izlerdim.Ve bir gün ailemden karne hediyesi olarak bilgisayar değil de gitar istemekle başladı her şey diyebilirim.

'Grubu nasıl kurduk?' konusuna gelince aslında biz bir grup değiliz.Kurmak diye bir kavram da yok aslında bizim için. Zamanla kendiliğinden oluşan bir ikiliyiz demek daha doğru olacaktır. Kendiliğinden oluşunca daha sağlam bir temel üzerine inşa edilmiş oluyor bence.

*Peki öyleyse, bu ikilinin ismi nereden geliyor?

Aydın: Az önce bahsettiğim gibi grup kurma gibi bir girişimimiz olmadığı için isim koymak da bu hususta mecburiyet oldu bizim için.Ama şunu da görmüş olduk ki hemen hemen her isimde bir topluluk ismi görmek mümkün.Özgün bir isim bulmakta çok zorlandık.Bu noktada kız kardeşim Aysu bu ismi önerdi.Bizim de hoşumuza gitti, içimize sindi ve bu isimle yola çıktık.Kendisine sizin aracılığınızla da teşekkür ederiz. Anlamına gelecek olursak; bizim kendimizle ve toplumla ilişkilendirdiğimiz anlamı, insanların hayat mücadelelerinde sarf ettikleri büyük gayret ve koşuşturmaya rağmen mesafe kat edememeleri. Biz de buna ithafen en azından müziğimizde kat edeceğimiz yolu düşünmeden sadece istediğimizi yapma kararlılığını göstermek istiyoruz. Normalde piyafın anlamı atların koşmadan durdukları yerde yaptıkları ritimsel hareket, koşuyormuş gibi yapması. Biz biraz fazla içselleştirdik sanırım. Atlar bunu bilseler dörtnala koşarlardı herhalde...

* Müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

Onur: Farklı yeteneklerde insanların bir araya gelerek meydana getirdikleri türlü yemeği gibi.Tarz olarak da modern pop ve barok dönem ezgilerinin iç içe olduğu bir sound diyebilirim.

Aydın: Onur'un karnı acıktı herhalde.(Gülüyor) Bence müzik tanımlanabilecek bir olgu değil.Tam anlamıyla duygu ve hissettiğinle alakalı.Bir şekil vermeye çalışmak dinleyiciyi zorunlu bir kabın şeklini almaya zorlamak gibi geliyor bana. Zaten günümüzde yeteri kadar belli şekillere bürünüp kutuplara ayrılıyoruz. En azından sanatta ve bilhassa müzikte insanlar sadece duygularını dinlemeli.

* Meğer, yazdığınız ilk şarkı mı? Bize biraz yazılma sürecinden, hikayesinden bahseder misiniz? Kullandığınız bir metot var mı beste yaparken?

Onur: İkimiz de beste yaparız, şiir yazarız. Zaten grubun bestekarları da gitaristleri de vokalleri de biziz. Birbirimizi çok amaçlı kullanıyoruz yani.Benim izlediğim sabit bir metot yoktur, lakin 'kelimelerin birbiri ardına düşmesi' diye kendi kendime adlandırdığım bir tekniği kullanırım .Bu teknik,bir kelimenin yapısına uygun olmayan başka bir kelime ile yan yana geldiğinde zihinde uyandırdığı uyumsuzluk olarak da açıklanabilir.

Meğer 2004 yılbaşı gecesi bestelendi.Daha evvelden ufak ufak yazıyordum zaten.Nakarat haricinde bir şiirdi aslında ama geçen yıl tamamını melodik bir hale getirdik.İnsanlarımız anlamak yerine almanın üzerine inşa etmişler hayatlarını ve bunun sonucu tabi ki bireysel çöküşler ve yalnızlığı kadersel olarak yaşamalarıdır. Parça bunu anlatır.

*Kimlerle çalıştınız? Stüdyoda kayıt süreci nasıl geçti, çıkan sonuçtan memnun musunuz?

Aydın: Müzik adına proje bazında ilk ciddi işti bu.Parçanın yapım aşamasında çok değerli Semih Önyer ve Utku Yalın aranjörlüğünde yaylılarımızı Ongun Akar, davulu Gencay Kıymaz, piyanoyu Semih Önyer, gitar ve bass gitarı Utku Yalın,back vokali Betül Altın üstlendi. Buradan emeği geçen herkese tekrar teşekkür ederiz. Studyo süreçlerine pek dahil olmadık biz genel hatlarıyla istediğimizi ilettik kompozitörümüz Semih Önyer ve Utku Yalın gerekeni başarıyla gerçekleştirdi ortaya çok beğendiğimiz, hepimizin içine sinen bir eser meydana gelmiş oldu.

*10 yıllık bir sahne geçmişiniz de var, yıllardır çeşitli mekanlarda çaldınız. Youtube’a girmeye nasıl karar verdiniz?

Onur: Benim sahne geçmişim pek yok aslında. En büyük tecrübem Aydın'ı sahnedeyken dinlemek (Gülüyor) Youtube'a girelim diye özellikle üzerine düşünüp bir karar almadık sadece bir kitleye ulaşmanın günümüzde en yaygın yollarından bir tanesi oluşu bizi buraya otomatik olarak attı zaten.

Aydın: Evet benim sahne deneyimim var. Epey eski denilebilir ama büyük bir orkestra ile değil daha çok iki gitar bazen de 3'üncü farklı enstrümanlar ile akustik performanslar yapıyorduk, üniversite zamanından beri. Bazen özel etkinlikler, dayanışma günleri ve bazı anmalarda da yine birlikte sahneler aldık ama kendi şarkılarımızı hiç icra etmedik bu sahnelerde.Meğer'i bir kaç kez söyledik. Evet Onur genelde arka planda olmayı tercih eder ama uygun ambians oluşursa onu dinlemek keyif verir.

*Birlikte çalışmanın zorluklarından bahsedilir hep, siz böyle şeyler yaşadınız mı? Fikir ayrılıklarına düştüğünüz oluyor mu?

Onur: Grup, almak üzerine kurulmuş bir toplumun mecburi sonucudur.Grup olabilmek, kalabalık halde bir işi yapabilmek son derece önemli ve geliştiricidir. Sorunun olmadığı yerde gelişim de olmaz.Tabi ki sorun derken kuruntulardan takıntılardan bahsetmiyoruz. Hatalar, fikir ayrılıkları tabi ki oluyor olmalıdır da. Fakat bunların üstesinden rahatlıkla gelebilecek niteliklere de sahibiz. Mühim olan bizce en etik ve en doğru davranışa ulaşabilmek.

*Farklı işlerle de uğraşıyor musunuz? Müzik sayesinde mi geçiminizi sağlıyorsunuz?

Onur: Evet farklı işlerde de uğraşıyoruz.Müzik doğada bir meyvedir aslında ve bazı canlıları doyurduğu kesin lakin görüyoruz ki bu bizim karnımız değil (Gülüyor) Müzik, duygularımızı ve duyguların meydana getirdiği boşlukları doyurma görevini başarıyla yerine getiriyor.

* Klip çekiminiz nerede gerçekleşti? Nasıl bir çekim oldu?

Aydın: Normalde diğer şarkılarımızı da düşünerek birbirini tamamlayan dizi klip projesi fikri vardı kafamımzda.Senaryosunu kendimiz yazdığımız, kurgusunu kendimiz yaptığımız. Bununla alakalı bir deneme de yaptık fakat olumsuz bir netice aldık.Şarkı süresi istediğimiz duygu ve mesajın geçmesine yetmedi. Şarkının duygusunun dışına çıktığımız kanaatine vardık.Sonrasında İlker Özkap şarkımızın klibini çekmeyi kabul etti. Oyunculuğunu da tiyatrocu olarak kendi oyunlarının provaları olmasına rağmen bizi kırmayarak kabul eden Doğuş Akkoyunlu üstlendi.Ha burada karakterimizin bir nebze olsun yalnızlığına ortak olan köpeğimiz Ejder var.Keyifli bir klip süreci oldu.Evinin kapılarını bu klip için bizlere açan Aysu Etik'e tekrar teşekkür ederiz.

*Şarkıyı ilk olarak bir teaser’la tanttınız. Tamamı ne zaman dinlenebilecek, yayın tarihi nedir?

Aydın: Evet bir teaser'le tanıtım yaptık. Herhangi bir aksilik olmaz ise Salı günü (25 Şubat) tüm müzik platformlarında ve kendi Youtube kanalımızda olacak. Klibimiz de haftaya Pazartesi (3 Mart) Müzik Play'de yerini alacak.

* Peki siz kimleri dinlersiniz, ilham aldığınız isimler var mı?

Aydın: Tabi ki beğendiğimiz takdir ettiğimiz hayran olduğumuz sesler, yazarlar, bestekarlar var ama ilham farklı bir durum. Özgün bir çerçevesi olan bir eser meydana getirmek için önce kendiniz ile baş başa kalmalısınız.Tam anlamıyla kendi ruhunuza dokunabilecek kadar saydamlaşabilmeniz ve özgür hissetmeniz gerekiyor en azından bizim için öyle. Genel olarak bir çok şey dinliyoruz, okuyoruz, izliyoruz.Yazmaya kalksak 3 sayfa yetmez herhalde. Ama her an her hissiyatta hep aynı şeyleri dinlemiyoruz. Farklı müzik türlerinin ve sanatçıların en azından bizim için farklı duygularımıza hitap ettiğini söyleyebiliriz. Eserleri yaratırken müzik temelinizin sağlam sanatçılar tarafından atılmış olması da büyük avantajdır bunu ek olarak belirtmek isterim.

*Bundan sonraki planlarınız nelerdir, bir sonraki şarkı ne zaman gelecek? Yoksa albüm mü demeliyiz?

Onur: Şu anda hazırda şarkılarımız var ve yeni beste çalışmalırımız da devam ediyor. Malumunuz korkunç bir tüketim çağı yaşıyoruz ve bu sanatı da kapsıyor maalesef özellikle sosyal medya mecralarında. Albüm de bu doğrultuda oldukça zorlayıcı olur kanaatindeyiz.Şu an için uygun periyodik zaman aralıkları ile mevcut şarkılarımızı dinleyicimizle buluşturma gayreti içinde olacağız.

Aydın: Bunlar dışında çalıp söylemekten keyif aldığımız başka sanatçılara ait şarkıları da kendi ev kayıt odamızda akustik kayıtlar şeklinde Youtube kanalımızda dinleyicimizle buluşturma projemiz var.Bir şarkı ile başladık devamı da gelecek yakın zamanda.