Prof. Dr. Ceyhan'dan çarpıcı koronavirüs açıklamaları

Porf. Dr. Mehmet Ceyhan, Okan Bayülgen ile Nokta programına canlı telefon bağlantısı ile katıldı. Prof. Ceyhan, salgında maalesef seyahat kısıtlaması yapılmadığını, açıklanan tedbirlerle salgının bitmesinin zor olduğunu ve salgının Türkiye'nin tüm köylerine yayılmış durumda olduğunu söyledi.

Google Haberlere Abone ol
Kaynak: tv100.com

Prf. Dr. Mehmet Ceyhan tv100 ekranlarında yayınlanan Okan Bayülgen’in hazırlayıp sunduğu Nokta programının canlı yayınına telefon bağlantısı yaparak konuk oldu. Prf. Ceyhan koronavirüs salgınıyla ilgili canlı yayında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Prf. Ceyhan, Koronavirüs salgınıyla ilgili olarak, “Salgının başındaki gibi İl Hıfzısıhha Kurulu kararlarıyla bir şehirde alınan önlemlerin Türkiye’deki salgını bitirmede hiçbir etkisi yok. Çünkü artık bu salgın Türkiye'nin köylerine kadar yayılmış durumda. Salgında iki önemli tedbirden biri Seyhat kısıtlamasıydı. Maalesef bu yapılmadı. Örneğin; İstanbul'da aldığımız tedbirlerle vakaları azaltsanız bile İstanbul'dan on binlerce insan Türkiye'nin değişik yerlerine elini kolunu sallayarak gidiyor. Hatta bu son tedbirler de de bununla ilgili önlem alınmadı. Bu şekilde açıklanan tedbirlerle de bu işin bitmesi çok zor” dedi.

Prof. Dr. Ceyhan’ın canlı yayından açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;

“Yüksek sesle konuşmak başlı başına problem”

İlk olarak virüsün insandan insana nasıl bulaştığına dair açıklamalarda bulunan Prof Ceyhan, yüksek sesli konuşmaya dikkat çekti. Ceyhan,” İki insan karşı karşıya 1,5 metreden daha yakın bir mesafede otururken sadece konuşursa virüs karşıdakine ancak 50 dakikada bulaşıyor. Normal veya alçak sesle konuşmaya başlarsa 5 dakika da bulaşıyor.

Bağırarak konuşursa, örnek olarak şarkı söylerlerse virüs karşı tarafa 1 dakika içerisinde bulaşıyor. Bir tane öksürük ya da hapşırık bulaşıcılık için yetiyor.

Yüksek sesle konuşmak başlı başına problem. Virüs bulaşmasını 10 kat arttırıyor. Camiler açılırken insanların hep birlikte ilahi söylemesi ya da herhangi bir yerde bağırarak konuşulması örneğin sınıflarda, okullarda sakıncalı diyoruz” dedi.

“Dünya genelinde bir tecrübesizlikle çok yanlış öngörüde bulundular”

Prf. Dr Ceyhan açıklamalarına şöyle devam etti;

“Yazın bulaş arttıran başka faktörler de oldu. Yaz aylarında kalabalıklaşmaya neden olan ve insanların artık bu iş yokmuş gibi, salgın yokmuş gibi davranmaları büyük faktör.

Tabii bilim adamlarının da bunların içerisinde devletlere danışmanlık hizmeti veren bilim adamları da var. Sadece Türkiye için söylemiyorum. Dünyanın genelinde biraz tecrübesizlikle çok yanlış bir öngörüde bulundular.

Bu virüsün kış virüsü olduğu, yazın öleceği ve dolayısyla pandeminin biteceği şeklinde bunu öyle bir zamanda söylediler ki; zaten devletler ekonomik şartların sıkıntısıyla nasıl kurtulacağız diye düşünürken, bütün devletler aşağı yukarı bu tedbirler kademeli kaldırılacak birdenbire kaldırılmayacak derken bu yanlış öngörülerden destek alıp birdenbire haziran başından itibaren Türkiye'de dahil bütün ülkeler bütün tedbirleri kaldırdılar.

Arkasından yazın ki son derece yanlış bir öngörüydü tarihteki salgınlara baktığımız zaman görüyoruz ki; genellikle yazın tam sıcak aylarında en büyük salgın yapmışlar. Maalesef bu hatta pahalıya patladı.

Bütün ülkeler haziranda tedbirleri kaldırdıktan sonra temmuzdan itibaren artışa geçti. Şu anda kışın kapalı ortamlarda yaşamaktan falan bahsediyoruz. Ama zaten temmuzdan itibaren artış başlamıştı.Her hafta bir önceki haftadan daha yüksek vaka sayılarına ulaşmıştık. Ama maalesef bu durum da çok dikkat çekmedi.

Tatil yörelerinde kalabalıklaşma, politik toplantılar, dini toplanmalar araya kurban bayramı girdi. Derken virüs yayılmaya başladığını gördük.

“İş işten geçmişti”

Bazı tedbirler alınması gerekirdi bu iş bu noktaya gelmezdi. Nisan ayından beri söylüyorum. Söylediğimiz 5 tane basit tedbir. Eğer bunlar alınsaydı bu duruma gelinmezdi.

Bu tedbirler son dönemde yeni yeni alınmaya başladı. Bunlardan bir tanesi kademeli mesai ve esnek mesai idi. Sadece İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de parça parça alındı. Ama artık iş işten geçmişti.

“Hiçbir etkisi yok”

Bir diğer önemli nokta da şu oldu. Şu anda geldiğimiz nokta öyle bir nokta ki, artık salgının başındaki gibi böyle İl Hıfzısıhha Kurulu kararlarıyla bir şehirde alınan önlemlerin Türkiye’deki salgını bitirmede hiçbir etkisi yok.

Çünkü artık bu salgın Türkiye'nin köylerine kadar yayılmış durumda. Örneğin İstanbul'da aldığımız tedbirlerle vakaları azaltsanız bile İstanbul'dan on binlerce insan Türkiye'nin değişik yerlerine elini kolunu sallayarak gidiyor. En önemli tedbirlerden bir tanesi Seyahatin kısıtlanmasıydı. Maalesef bu da yapılmadı. Hatta bu son tedbirler de de alınmadı. Bugün açıklanan tekbirlerle de bu işin bitmesi çok zor. Seyahat kısıtlaması bu salgının ilden ile yayılmasını önleyebilecek bir tedbirdi.

Çağlar hoca söyledi. Neticede bir kişi 10 ay içerisinde 55 milyon vaka oluşturdu.
Siz İstanbul’da tedbiri alıyorsunuz. Ama adam Kars’a gidiyor. Bu sefer de vaka artışı Kars’ta başlatıyor.

Sonra İstanbul'da vakalar azalınca tedbirler gevşiyor. Kars’taki geri dönüyor. İstanbul'da yeniden bir artış başlıyor. Dolayısyla bu seyahat yasağı son derece önemliydi.

Bu hastalık bulaşı açısından grip gibi değil. İlk defa böyle bir hastalıkla karşı karşıyayız. Çok farklı bir bulaş özelliği var. Örneğin; Grip de, her gripli hasta bulaştırıcıdır. Ortalama 1 ya da 2 kişiye bulaştırır. Çünkü burada hep 1 rekat sayısı dedik. Türkçesi bulaştırma katsayısı Aradan geçen sürede anladık ki bu rekat sayısı falan çalışmıyor bu kovid sürecinde.

Çünkü bu bir homojen yayılım göstermiyor. Mesela 100 kişi virüsü alıyor. 100 kişinin 40’ı virüsü hiç bulaştırmıyor. Bu hikayeyi sıkça duyarsınız. Ama bir 20 kişi var ki; bunlar fırsatını bulur kalabalık bir yere girerse oradan yüzlerce vaka çıkıyor. Bunu henüz dünyada kimse bilmiyor. Bildiğimiz birşey var kalabalıklaşmayı önleyemez iseniz bu alınan tedbirlerle bu salgını önlemeniz mümkün değil.