Sera Tokdemir'in yeni dizisi belli oldu

Sera Tokdemir TRT 1'in sevilen dizisi Tozkoparan'ın kadrosuna katıldı.

Google Haberlere Abone ol
Kaynak: Birsen Altuntaş - tv100

Fotoroman Film'in yapımcılığını üstlendiği dizinin yönetmen koltuğunda Hakan Şahin oturacak. Burak Kut yeni sezonda kadrosunda olmayacağı dizide Gökhan Atalay ve Burak Alkaş'ın yanı sıra Fırat Albayram da rol alacak. Bu ay sonu sete çıkacak olan dizide ayrıca Ülkü Hilal Çiftçi takım kaptanı Duygu rolüne hayat verecek.

 Sera Tokdemir kimdir?

Ahmet Tokdemir ve Serap Tokdemir'in kızları olarak 1981 yılında Mersin'de doğdu. Liseyi Özel Akdeniz Palmiye Koleji'nde bitirdi. 2000 yılında Bilkent Üniversitesi'nden (TOMYO) mezun oldu. 2003 yılında dönemin Beşiktaş kalecilerinden olan Göksel Gencer ile evlendi, bu evliliğnden Boran Göksel Gencer adında bir oğlu oldu. 2009 yılında eşinden ayrıldı.

Zirve Sanat Merkezi'nde tiyatro, şan ve diksiyon eğitimi alarak tiyatroya başladı. 2009 yılında Plato Film Okulu'nda Ayla Algan yönetiminde oyuncu yönetimi, beden dili, dublaj, sinema-dizi-reklam oyunculuğu eğitimi aldı.

Birçok sinema, dizi, reklam ve klip çalışmalarında yer alan oyuncu, 2010 yılında Elbiseler Fora ekibine katılmıştır. İlk çıkışını, Kanal D'de yayınlanan Kanıt ve sonrasında ATV'nin sevilen dizisi Hayat Devam Ediyor ile yapmıştır. Hayat Devam Ediyor dizisi için, söz ve müziği kendine ait diziyle aynı adı taşıyan bir şarkı seslendirmiştir. 2013 yılında Ben de Özledim dizisinde rol almıştır. 2014 sonbaharında başlayan Kertenkele dizisinde "Zehra" karakterini canlandırmıştır.

Tozkoparan dizisinin konusu

10 yaşında hayatının bir çok alanında problemler yaşayan bir çocuğun okçulukla tanıştıktan sonra arkadaşlar kazanmasını ve bütün hayatının değişmesini konu alıyor.

Tozkoparan adlı çocuk dizi projesi; akciğer hastalığı olan ve İstanbul'da yaşayan Mete ismindeki küçük bir çocuğun, gittikçe kötüleşen hastalığının tedavisi için küçük bir kasabaya taşınmalarıyla başlayan macerayı konu almaktadır.

Mete ailesiyle yaşayan, on yaşlarında, akıllı, zeki, fakat içine kapanık, astım hastası bir çocuktur. Onun en önemli özelliği ise okçuluğa meraklı ve hayalperest olmasıdır. Okçuluğa merakı olmasına rağmen hastalığı nedeniyle, o bu sporu hayallerinde yaşamak zorunda kalmıştır. Çünkü ailesi, özellikle de annesi hastalığı nedeniyle Mete'nin üstüne fazla titreyen pimpirikli bir kadındır. Mete'nin astımı büyük bir şehir olan yaşadıkları İstanbul'da hava kirliliğine bağlı olarak gün geçtikçe kötüleşmeye başlayınca, ailesi de Mete'nin sağlığı için ani bir taşınma kararı alır. Böylece kısa süre içerisinde yeşili bol ve tertemiz havası olan bir kasabaya taşınırlar. Tüm aile için ilk günler oldukça kötü geçer. Çünkü çocuklar doğup büyüdükleri yerden, daha da önemlisi okullarından ve arkadaşlarından ayrılmak zorunda kalmışlardır. Ablasının bu durumdan Mete'yi sorumlu tutmasıyla da işler daha da karmaşık bir hal alır.

Fakat bir süre sonra ise Mete gittiği okulda okçuluk üzerine eğitim verildiğini öğrenir. Aslında bu eğitim Mavi ay ve Kara Yel adı verilen, okulun iki grubu arasındadır. Bu iki grup hocalarının gözetiminde kendi aralarında sürekli müsabakalar yapmaktadır. Bu müsabakaların amacı ise yılsonu okullar arası düzenlenecek olan okçuluk turnuvasında okulu hangi grubun temsil edeceğinin belirlenmesidir. Mavi ay ve Kara Yel Takımlarındaki çocuklar birbirlerinin tam zıttı karakterlere ve özelliklere sahiptir. Maddi ve manevi olarak birbirlerinden tamamen farklı olan bu iki grubun mücadelesi adeta iyilerle kötülerin savaşıdır. Mete zor geçen ilk günlerin ardından, okul müdürü olan babası sayesinde bu gruplardan Kara Yel'e katılır. Kara Yel üyeleri kendisini kabullenmez ve takımdan ayrılır. Mavi ay Takımı arkadaşlık bağları daha güçlü olan çocuklardan meydana gelmektedir Mete'yi takımlarına davet ederler. Mete kısa sürede bu çocukların sevgisini ve saygısını kazanıp onlarla arkadaş olmayı başarır. Artık o da Mavi ay takımının bir üyesidir. Arkadaşlarıyla etkileşimi artan ve hayallerini süsleyen okçuluk sporunu yapmaya başlayan Mete, zamanla içine kapanık ruh halinden sıyrılıp, kendi karakterini ortaya çıkarmaya başlar. Kasabanın temiz havası ise o farkında olmadan krizlerinin azalmasına, dolayısıyla hastalığı yenmesine neden olacaktır.