Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Külliye'de önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla anma töreni düzenlendi. Erdoğan yaptığı konuşmada, "Darbeciler Marmaris'te veya İstanbul'da Atatürk Havalimanı'nda karşımıza dikilselerdi şehadete yürümek için bir an bile tereddüt etmeyecektik" dedi.

Google Haberlere Abone ol
Kaynak: tv100.com

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle;

Sözlerimin hemen başında 15 Temmuz gecesi FETÖ'cü hainlerin kurşunları ve bombaları altında son nefeslerini veren 251 şehidimize bir kez daha Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Gazilerimize sağlık ve afiyet temenni ediyorum. 15 Temmuz şehitlerimize borcumuzu ne yapsak ödeyemeyiz.

15 Temmuz Demokrasi Müzesi'ni onların aziz hatıralarını yaşatarak gelecek nesillerin bu büyük ihanet kalkışmasını daima hatırlamalarını, ibret almalarını sağlamak için inşa ettik.

Müzemizde 15 Temmuz hadisesi, Türkiye ve dünyada darbeler, bir mermi tehdidi, karanlığa atılmak, en uzun gece, İz Bırakanlar, Sala, Şehitlere Saygı, Demokrasi nöbetleri başlıkları altında 8 farklı temayla 8 ayrı salonda anlatılıyor.

Müzemizde 15 Temmuz gecesi milletimizin sergilediği o direniş ve ertesi gün aydınlık Türkiye'ye nasıl ulaşıldığı ziyaretçilere gösterilecek.

DÜNYADA BİR İLK!

Yaklaşık 66 bin metrekarelik müze bölümü, 57 metreye 75 metrelik elips kubbesi, 93 bin metrekarelik peyzaj alanı, 809 araçlık otoparkı ile bu eser inşallah şehitlerimiz hatırasını hep yaşatacaktır. Dünyada ilk defa tüm kapalı alanların salgın tehdidine karşı ozon teknolojisiyle temizleniyor olması da müzemizin diğer özellikleridir.
Türkiye'nin benzer ihanetlere uğramaması için FETÖ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine gizli-açık her türlü fitne, fesat odaklarına varlığımıza ve birliğimize kast eden tüm tehditlere karşı teyakkuz halinde olmayı sürdüreceğiz.

Milletimizin 15 Temmuz'un ardından tam 27 gün süreyle 81 vilayetimizin tamamında 24 saat kesintisiz şekilde sürdürdüğü demokrasi nöbetlerine katılan vatandaşlarımıza bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu nöbetler ülkemizin istiklaline ve istikbaline göz dikenlere 'topunuz birden gelin' diyerek meydan okuduğumuz bir başka destan olmuştur.

İhanet nöbetini FETÖ'nün bırakıp PKK'nın devraldığı, onun bırakıp DEAŞ'ın devreye girdiği, onların yetmediği yerde başkalarının sahn aldığı bu dönemin amacı Türkiye'ye diz çöktürmek, Türk milletini esir etmektir.

Allah'ın hesabı bütün hesapların üstündeydi ve o hesabı bunlar hiç düşünmemişti. TSK'nın FETÖ'nün veya kendini onun sahibi zannedenlerin değil, Türk milletinin ordusu olduğunu düşünememişlerdir.

O gece şehitler Tepesini boş bırakmamak için sokaklara çıkan kahramanlarımız sayesinde Türkiye'nin geçilmez olduğu bir kez daha görülmüştür.

Elbette her büyük mücadele gibi burada da kayıplarımız oldu. FETÖ'cü alçaklar tarafından şehit edilen 251 kardeşimizin her birinin hikayesi tek başına bu millete asırlarca ilham verecek ayrıntılarla doludur. İşte bunlardan bir tanesi de Ömer Halisdemir kardeşimizdi. Kendi yakın çalışma arkadaşlarından Erol Olçok bunlardan bir tanesiydi. Prof. Dr. İlhan Varank yine bunlardan bir tanesiydi.

Pek çok şehidimiz oldu. Çeşitli vesilelerle bizzat tanıştığımız, görüştüğümüz kardeşlerimizden şehitlik makamına uğurladıklarımız var.

"BİR AN BİLE TEREDDÜT ETMEYECEKTİK"

Allah şahittir, milletim de emin olsun ki eğer o gece darbeciler Marmaris'te veya İstanbul'da Atatürk Havalimanı'nda karşımıza dikilselerdi şehadete yürümek için bir an bile tereddüt etmeyecektik. Şehitler ölmez ifadesi bizim için kuru bir slogan değil. Her şey gibi şehitlik de nasip işidir.

Onları her hatırlayışımızda, gazilerimizle her bir araya gelişimizde aynı duyguyu tekrar yaşıyoruz. Rabbimiz bize bu makamı nasip etmediğine göre bu dünyada yerine getirmemiz gereken vazifeler var demektir.

İnşallah büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşana kadar durup dinlenmeden mücadeleyi sürdüreceğiz. Önümüze çıkartılan engelleri birer birer aşarak, tuzakları birer birer bozarak hedefimize yürüyoruz. Şimdi önümüzde 2023 hedeflerimize cumhur ittifakı olarak bütünleştirdiğimiz son bir eşik var. Onu da aştığımızda artık ülke ve millet olarak yeni bir döneme giriyoruz.