Tuğba Sarıünal’ın yeni romanı “Yarını Hatırla” okurla buluştu! Zamanın illüzyonuna kapı aralayan roman

Tuğba Sarıünal’ın Ortapia Yayınları etiketiyle yayımlanan yeni romanı “Yarını Hatırla”, hafıza, zaman, kimlik ve insanın seçimleri arasındaki ilişkiyi psikolojik bir kurgu üzerinden sorguluyor. Geçmiş ile gelecek arasındaki sınırları belirsizleştiren eser, okuru yalnızca karakterlerin hikâyesine değil, kendi hatıraları ve kararları üzerine de düşünmeye davet ediyor.

Tuğba Sarıünal’ın yeni romanı “Yarını Hatırla” okurla buluştu! Zamanın illüzyonuna kapı aralayan roman

Tuğba Sarıünal’ın yeni romanı “Yarını Hatırla”, hafıza, zaman ve insanın seçimleri arasındaki ilişkiyi psikolojik bir kurgu üzerinden ele alıyor.

Yazar Tuğba Sarıünal’ın yeni romanı “Yarını Hatırla”, raflardaki yerini aldı. Psikolojik derinliği, bilimsel merakı ve zaman kavramını merkeze alan kurgusuyla dikkat çeken roman, “İnsan gerçekten yalnızca geçmişini mi hatırlar?” sorusundan hareket ediyor.

Ortapia Yayınları tarafından yayımlanan eser, okuru yalnızca olayların peşinden sürükleyen bir hikâye sunmakla kalmıyor; hafıza, kimlik, seçimler ve insanın kendi varoluşuyla kurduğu ilişki üzerine düşünmeye çağırıyor.

Zamanı bilinen ve doğrusal anlamının dışına taşıyan romanda, geçmiş ile gelecek arasındaki sınırlar giderek belirsizleşiyor. Hikâye ilerledikçe karakterlerin yaşadıkları kadar, okurun zaman ve gerçeklik algısı da dönüşmeye başlıyor.

Tuğba Sarıünal’ın yeni romanı “Yarını Hatırla” okurla buluştu! Zamanın illüzyonuna kapı aralayan roman - Resim : 1

İNSANIN ZAMANLA DEĞİL, KENDİSİYLE MÜCADELESİ

“Yarını Hatırla”, insanın en büyük mücadelesinin zamanla değil, kendi zihni ve seçimleriyle olduğunu vurguluyor. Roman, gerçekleşmiş olaylarla henüz yaşanmamış ihtimaller arasındaki ilişkiyi psikolojik bir anlatımla ele alırken, insan hafızasının gerçeği nasıl şekillendirdiğini sorguluyor.

Her bölümde yeni sorular ortaya çıkaran eser, merak duygusunu son sayfaya kadar canlı tutmayı amaçlıyor. Romanın anlatısı, okuru yalnızca karakterlerin yaşadığı olayları değil, kendi hatıralarını, korkularını ve kararlarını da yeniden değerlendirmeye yöneltiyor.

Eserin temel yaklaşımını, “Bazen bir kitabın en büyük başarısı, okunduktan sonra başlamasıdır” ifadesi özetliyor.

DÜNYANIN EN KUSURSUZ İLLÜZYONİSTİ: ZAMAN

Romanın arka kapak metninde zaman, dünyanın en kusursuz illüzyonisti olarak tanımlanıyor. Bir saniyeyi bir ömre dönüştürebilen, bir ömrü tek bir ana hapsedebilen bu görünmez güç; henüz yaşanmamış acıları bugüne taşıyor, bitmiş hikâyeleri yeniden başlatıyor.

Zamanın, ayrılıkları özleme, bekleyişi cehenneme ve korkuyu gerçeğe dönüştürebildiği anlatılan metinde şu ifadelere yer veriliyor:

“Işığa çıkmadı. Perde açmadı. Sahne bile kurmadı. Çünkü insanlar, gördüklerine değil; inandıklarına teslim oluyorlardı.”

Romanın dikkat çeken bir diğer cümlesi ise hikâyenin merkezindeki gerilimi ortaya koyuyor:

“Bazı suçlular delilleri yok ederdi. ‘O’ ise zamanı yok ediyordu.”

Varoluşu geniş bir perspektiften sorgulayan, yüksek bilinç ve kadim bir anlatım tonuyla kaleme alınan “Yarını Hatırla”, psikolojik roman okurlarına zaman, hafıza ve insan zihni üzerine katmanlı bir okuma deneyimi sunuyor.