Murat Kelkitlioğlu

Murat Kelkitlioğlu

Yargıtay’daki maske takmış hainler

Geçtiğimiz günlerde Sabah gazetesinde Dilek Güngör yazdı. Oldukça dikkat çekici bir yazı. Öncelikle, FETÖ ile mücadele konusunda hangi noktada olduğumuzu ortaya koyması açısından yazıdaki bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum...

“…Bylock, Eagle, Tango’dan sonra istihbarat birimlerinin tespit ettiği 15 Temmuz’dan sonra açığa çıkan haberleşme sistemi, ‘ardışık arama yöntemi’ (FETÖ’nün sivil imamlarının, PTT’nin ankesörlü telefonları veya büfelerde olan kontörlü telefonlardan kendilerine bağlı olan askerleri arayıp, buluşma yer ve saatlerini bildirmesi, kendisine bağlı birden fazla askeri peş peşe araması) acaba sadece Türk Silahlı Kuvvetleri’nde mi kullanıldı? Soruyu sorar sormaz, kaynağım cevabı yapıştırdı: “Biraz sabret… Sence, FETÖ’nün en çok yuvalandığı Emniyet’te veya Yüksek Yargı’da hiç ankesöre takılan olmamış mıdır?”. Binlerce kripto hakimin, savcının, emniyetçinin olduğu listeden bahsetti. Hatta somut bir de örnek verdi. Anlattığına göre, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ’nün mahrem imamlarının 2014-2016 yılları arasında Ege Bölgesi’nde (Muğla ve Aydın) 4720 ankesörlü telefon üzerinden 107 adet ankesör kartıyla arama tespit etmiş. Ardışık arama yöntemiyle FETÖ imamlarıyla haberleşen hakim-savcılar şimdi üst düzey makamlarda… Listedeki isimleri duysanız şok olursunuz. Kimi Yargıtay’da daire başkanı, kimi üye, kimi bölge idare mahkemesinde görevli. Merak ediyorum, Yargıtay veya HSK bu kişilerle ilgili bir işlem başlattı mı?”.

Evet, Dilek Güngör’ün yazısındaki bilgiler bunlar. Gerçekten tüyler ürpertici. Anlaşılıyor ki, FETÖ’cüler başka kılıklarda yargı ve emniyette hala en etkin yerdeler. Güngör’ün bahsettiği isimler arasında Yargıtay’da Başsavcı vekili olan bile var.

Bütün bu bilgiler ışığında şimdi soruyorum!

FETÖ’cüleri tespit konusunda en sağlam kanıtlardan biri olan ankesörlü telefon konusunda Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nden şu ana kadar karar çıkmamasında bu isimlerin etkisi var mı? Bu kilit noktadaki isimler kararın çıkmasını engelliyor olabilir mi?

En can alıcı soru ise şu; FETÖ ile mücadelede elimizi sağlamlaştıran ankesörlü telefon yönteminin kanıt olamayacağı noktasında bir karar çıkarsa ne yapacağız?

Bunu düşünmek bile istemiyorum ama Yargıtay’dan çıkan “15 Temmuz tiyatro demek suç değil” kararını hatırlayınca aklım karışmıyor değil.

Adalet Bakanlığı’nın bu konuda hassas olması gerekiyor. Bakanlığın gerekli önlemleri aldığına, yüzlerini maskelemiş bu hainlerle ilgili harekete geçtiğine inanmak ve böyle düşünmek istiyorum. İnşallah yanılmam.

Diğer Yazıları