Bunalmış ve yorgun hissediyorsanız bu hastalıklara dikkat edin!

Son zamanlarda sosyal medya platformlarında ‘yüksek işlevli depresyon’ adı verilen yeni bir kavram gündeme gelmeye başladı. Klinik Psikolog Sinem Özdener, depresyonda olmayan kişilerin bile kendisiyle özdeşleştirebildiği yüksek işlevli depresyonla ilgili, “Kişi, dışarıya karşı bir maske takar. En küçük olumsuzlukta kendisini yetersiz ve bunalmış hisseder. Sürekli yorgundur ancak içindeki bu depresif belirtilerin günlük yaşamını bozmasına izin vermez” ifadelerini kullandı.

Bunalmış ve yorgun hissediyorsanız bu hastalıklara dikkat edin!

Depresyonun önemli belirtilerini anlatan Sinem Özdener, son zamanlarda çok konuşulan ‘yüksek işlevli depresyon’da kişiler dışarıdan bakıldığında işlerine, okullarına normal şekilde devam ettiğini ancak depresyon belirtilerinin hastanın iç dünyasında yaşandığını söyledi.

Bunalmış ve yorgun hissediyorsanız bu hastalıklara dikkat edin! - Resim : 1

DEPRESYON BELİRTİLERİ İÇ DÜNYADA YAŞANIYOR 

Bilindiği üzere depresyon tanısı alan bir kişi, yaşadığı yoğun duygusal durumdan dolayı günlük hayatın sorumluluklarını yerine getirmemeye, davranışsal olarak kendini sabote etmeye meyillidir. 

Yüksek işlevli depresyonun klinik bir bozukluk veya tanınmış bir tanı olmadığını belirten Medicana Ataşehir Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Sinem Özdener, son dönemde gündeme gelen bu kavramla ilgili, “Yüksek işlevli depresyonun en belirgin özelliği, kişinin dışarıya karşı bir maske takması ve içinde hissettiği depresif belirtilerin işlevini bozmasına izin vermemesidir” dedi.

7 ÖNEMLİ BELİRTİ VAR!

Klinik Psikolog Özdener, yüksek işlevli depresyonun 7 belirtisini şöyle sıraladı:"Kişi, dışarıdan bakıldığında gündelik hayattaki sorumluluklarını yerine getirir ancak içinde boşluk ve uyuşukluk duygusu hakimdir. Kişi sürekli bir yorgunluk hisseder. Düşük enerjiyle mücadele zaman zaman kişiyi umutsuzluk hissine ve bu durumdan hiç kurtulamayacakmış gibi bir düşünceye sokmaya teşvik edebilir.

UYUŞTURAN AKTİVİTELER TERCİH EDERLER 

Bu duyguların yanı sıra kişi kendini uyuşturan aktivitelere daha çok vakit ayırır. Bunlardan bazıları sosyal medyada çok uzun süre gezinmek, sürekli hazır yemek yemek ve saatlerce video oyunları oynamaktır. Kişi bu aktivitelere çok uzun süre vakit ayırarak aslında içindeki boşluk duygusunu uyuşturmaya ve ondan kaçmaya çalışır.
Normalde kişinin üstünde o kadar büyük bir etkisi olmayacak bir olayın büyük bir tetikleyici olabilmesi de belirtilerden biridir. Günlük hayatta ortaya çıkan olumsuz olaylar, kişinin yetersizlik inancını pekiştirme potansiyeli taşır ve bu inancı tetikler. Bu inancın tetiklenmesiyle en küçük olaylar bile bunaltıcı hissettirebilir.

EN UFAK BİR HATA, BAŞARISIZLIK HİSSİ VERİR 

Bu duygu durumu aynı zamanda kişinin kendini eleştirmesine ve dikkati çok fazla kendine yöneltmesine sebep olur. Kişi zamanla kendinin en büyük eleştirmeni haline gelir. Başka bir deyişle kendine çok yüklenir. En ufak bir hata bile kişiye başarısızlık hissi verir.
Bir başka belirti ise kişinin eskiden keyif aldığı aktivitelerden artık zevk almıyor oluşudur. Hepimiz zaman zaman günlük hayatımızda bize keyif veren küçük zevklere vakit ayırırız. Ancak bu durumda kişi keyif aldığı bir durum oluşturmakta zorlanır ve hayatını eskisi kadar renklendirmediğini hisseder. Bu durumun getirdiği bir etken ve bir başka belirti kişinin kendini sosyal açıdan izole etmesidir. Eskisi gibi zevk alınmaması ve umutsuzluğa kapılma duygusu kişiyi denemekten vazgeçirme potansiyeline sahiptir. Kişi zamanla kendini aile ve arkadaşlarından soyutlar ve kendi kendine kalmak ister. Bu durum da çoğunlukla dış çevreden fark edilir."