Kalbin sesi kısık

Bugün ateş ve hava güçlü çalıştığı için bizler daha hızlı düşünüyor, daha çabuk karar almak istiyor, aynı anda birkaç konuya birden yetişmeye çalışıyoruz. Kafamızda fikir çok, heves çok, konuşacak konu çok. Ama iş uygulamaya, sabretmeye, bedeni sakinleştirmeye ve duyguyu yumuşatmaya gelince sistem biraz zorlanıyor.

Çünkü toprak ve su zayıf. Toprak eksik olunca “tamam da bunu nasıl yapacağız?” kısmı aksıyor. Günlük işler, düzen, para hesabı, bedenin ihtiyacı, uyku, yemek, ev işleri gözümüzde büyüyebiliyor. Su eksik olunca da ağlamak, anlatmak, yumuşamak, karşı tarafı gerçekten duymak zorlaşabiliyor. Her şeyi mantıkla çözmeye çalışırken kalbin sesini biraz kısmış oluyoruz.

Kalbin sesi kısık - Resim : 1

Peki dengelemek için ne yapalım? Önce toprağı yükseltelim. Çıplak ayakla toprağa basmak, evde çiçekle ilgilenmek, küçük bir alanı toparlamak, banka hesabına bakmak, borç-alacak listesini düzenlemek, puzzle yapmak, seramikle ya da hamurla uğraşmak çok iyi gelir. Yani büyük kararlar almadan önce hayatı biraz elle tutulur hale getirelim. Masa toplansın, çanta sadeleşsin, dolap düzenlensin; zihin de peşinden toparlanır.

Sonra suyu çağıracağız. Bol su içmek, duş almak, yüzmek, sahilde yürümek, rüyaları not etmek, boya yapmak, akvaryuma bakmak, evi buharla ferahlatmak iyi gelir. En önemlisi de “ben ne hissediyorum?” sorusunu geçiştirmemek. Hemen cevap bulmak zorunda değiliz. Bazen insanın ihtiyacı çözüm değil, biraz yumuşamaktır.

Kısacası bu transit bize şunu söylüyor. Heves güzel, fikir şahane ama beden ve duygu geride kalırsa denge bozulur. Ateş bizi harekete geçirir, hava bize fikir verir; fakat toprak planı kurar, su kalbi yumuşatır. Bu yüzden bu dönem büyük laflardan çok küçük alışkanlıklar işe yarar. Bir bardak su, kısa bir yürüyüş, düzenlenen bir çekmece, sulanan bir çiçek…

Bazen gökyüzünü dengelemenin en pratik yolu, evdeki dağınıklığı toplamaktan geçer.