Bugün gökyüzü bize sakin sakin oturup bekleyen bir tablo göstermiyor. Tam tersine, dünyada bazı başlıkların hızla öne çıkabileceği bir hava var. Uzak ülkelerden gelen haberler, mahkemeler, uluslararası kararlar, üniversiteler, göçmenlerle ilgili gelişmeler, sınır aşan meseleler, uçuşlar, seyahatler, dış politika ve inanç konuları daha fazla konuşulabilir. Bir karar aniden açıklanabilir, uzun zamandır bekleyen bir konu bir anda gündeme düşebilir. Sanki dünya sahnesinde birileri “artık bekleme zamanı bitti” der gibi daha net ve hızlı hareket edebilir.
Bazı günler vardır, insan hayatı daha yumuşak tarafından görmek ister. Hep mücadele etmek, hep yetişmek, hep bir şeyleri kontrol etmeye çalışmak yorucu gelir. Bugünlerde gökyüzü bize biraz nefes aldıran, kalbimizi yumuşatan ve insan ilişkilerinde daha tatlı bir kapı açan bir etki sunuyor.
Pazar günü gökyüzü bizi biraz yavaşlatıyor. Ay Balık burcunda olunca, “Bugün büyük meselelerle uğraşmayayım, biraz nefes alayım” hali daha baskın olabilir. Zorlu konulara göğüs germek yerine, akışta kalmak, keyifli şeylerle ilgilenmek, kısa bir gezi yapmak ya da sadece günü sakin geçirmek daha iyi gelir.
Haziran’ın ilk günlerindeyiz. Gökyüzü bize 6-10 Haziran arasında bazı konuların bir anda gündeme taşınabileceğini, fakat tam büyümeden kontrol altına alınmaya çalışılacağını gösteriyor. Yani ortada kriz yaratabilecek bir mesele var; ama bu mesele tamamen açığa çıkmadan, kamuoyunun önünde büyük bir sarsıntıya dönüşmeden tutulmak istenebilir.
Son günlerde gökyüzü bize çok net bir mesaj veriyor. Eski yöntemlerle yeni dünyanın hızına yetişmek artık mümkün değil. Bu yüzden gündem bir anda değişebilir. Sabah bambaşka bir şey konuşurken akşam kendimizi yepyeni bir haberin içinde bulabiliriz. Bir açıklama, bir kayıt, bir sızıntı, bir teknik arıza ya da yanlış yayılan bir bilgi… Hepsi bir anda geniş kitleleri etkileyebilir.
Bugünlerde ilişkilerde dengeyi korumak pek kolay olmayabilir. Hem bireysel hayatlarımızda hem de dünya genelinde “Nerede aksadı bu denge?” sorusu daha yüksek sesle karşımıza çıkabilir.
Bazen hayat bize çok basit bir yerden seslenir. “Artık aynı şekilde devam etme.” der. Çünkü bazı dönemlerde eski alışkanlıklar, eski düşünme biçimleri, eski çevreler ve eski yöntemler bizi ileri taşımamaya başlar. Bizler de bunu çoğu zaman hissederiz ama adını koymakta zorlanırız. Bir şey değişsin isteriz, fakat nereden başlayacağımızı bilemeyiz. İşte tam da böyle bir eşikten geçiyoruz. Bugünden itibaren küçük de olsa harekete geçenler, kendine yatırım yapanlar, bilgiye yaklaşımını değiştirenler ve teknolojiyi akıllıca kullananlar daha avantajlı olacak.
Haziran ayına gökyüzünde oldukça dikkat çekici bir değişimle başlıyoruz. Merkür burç değiştiriyor ve Yengeç burcuna geçiyor.
Gökyüzünde bazı dolunaylar vardır; gelir geçer. Ama bazıları vardır ki sadece bir gökyüzü olayı gibi çalışmaz. Sanki görünmeyen bir perde aralanır ve uzun zamandır biriken meseleler bir anda görünür hale gelir. 31 Mayıs’taki Mavi Dolunay tam da böyle bir yerde duruyor. Üstelik bu dolunay Yay burcunda gerçekleşiyor. Yani sadece iç güdüleri değil; ülkeleri, sınırları, eğitim sistemlerini, hukuku, göçleri, inançları, medyayı ve dünya düzenini de büyütecek bir etki taşıyor.
Ay Yay burcunda ilerlerken insanın canı çok kolay sıkılıyor. Sizde de öyle mi? Sabahkalkıyoruz ama aynı şeyleri yapmak istemiyoruz. Kafamız başka yerlere gidiyor. Bir andagezi videoları açıyoruz, uzak ülkeleri araştırıyoruz, ‘şurada birkaç gün geçirsek ne güzelolurdu’ diye düşünmeye başlıyoruz. Çünkü gökyüzü şu an bizi bulunduğumuz yerden birazçıkarmaya çalışıyor. Aynı rutin, aynı ortam, aynı gündem hepimize biraz dar geliyor.
Bazı dönemler vardır; normalde büyütmeyeceğimiz şeyler bile içimize oturur. İşte Venüs kare Satürn tam olarak böyle bir gökyüzü. Mesaj geç gelir alınırız, biri biraz mesafeli davransa “acaba benden mi uzaklaşıyor?” diye düşünürüz. Sevildiğimizi duymak isteriz ama aynı anda kendimizi geri çekeriz. Çünkü bu açı, ilişkilerde hem yakınlaşma isteğini hem de korunma duvarlarını aynı anda çalıştırır.
Mars ile Plüton arasındaki kare açı devreye girdiğinde ortam bir anda sertleşir. Son günlerde zaten hissediyoruz; herkesin siniri biraz daha kısa, tahammülü biraz daha düşük. Trafikte korna sesleri artıyor, sosyal medyada insanlar birbirine daha sert çıkıyor, küçücük meseleler büyüyor. Çünkü gökyüzü şu an sakin sakin oturalım enerjisinde değil. İçimizde sürekli bir “bir şey yapmalıyım, bir yere yetişmeliyim, kontrolü kaybetmemeliyim” baskısı çalışıyor. Özellikle Mars’ın Boğa burcunda olması yüzünden konu dönüp dolaşıp güvenlik meselelerine geliyor. Para, iş, düzen, ilişkiler, sahip olduklarımız… Kişiler elindekini korumaya çalıştıkça daha da gerilebiliyor.
Kurban Bayramımız kutlu olsun… Umarım bu bayram hepimize biraz huzur, biraz nefes ve uzun zamandır ihtiyacını hissettiğimiz güzel anlar getirir. Sofraların bereketli, yolların açık, kalplerin ise daha yumuşak olduğu bir bayram olsun.
Sabah uyanıyoruz, havada o bildiğimiz arife telaşı dolaşıyor. Bir tarafta yarım gün mesaiye yetişmeye çalışanlar, diğer tarafta son dakika bayram alışverişine çıkanlar… Telefonlar susmuyor, marketlerde sıra uzuyor, kuaförlerde saç kurutma makineleri aralıksız çalışıyor. Trafikte bile farklı bir ruh hali var. Kimisi memlekete gitme derdinde, kimisi tatlı tepsisi taşıyor, kimisi “kolonyayı aldın mı?” diye evden mesaj atıyor. Ama bütün bu koşturmanın içinde başka bir şey daha hissediliyor; herkes bulunduğu ortam biraz daha güzel olsun istiyor.
Bu pazar gökyüzü bizlere biraz şunu söylüyor; “Dur… Her şeyi aynı anda çözmeye çalışma.” Çünkü zihnin bir köşesi gelecek planları yaparken, diğer taraf geçmişte kalan meseleleri yeniden raftan indirebilir. Özellikle sabah saatlerinde durup dururken eski konuşmaları hatırlayabilir, gereksiz detaylara takılabilir ya da “ben bunu niye böyle yaptım?” diye kendi kendimizi yiyebiliriz. Ama dürüst olalım; pazar günü beynimizi toplantı odasına çevirmeye hiç gerek yok.