Leonardo Da Vinci Türkiye'de Adana'ya neden geldi?

Dünyanın en önemli tarihsel isimlerinden olan Leonardo Da Vinci, Türkiye'ye gelerek Adana'yı ve Toroslar'ı ziyaret etti. Ziyaretin sebebi ise çok ilginç...

Google Haberlere Abone ol
Kaynak: tv100.com

Araştırmacı yazar Haluk Uygur, köşe yazısında dünyanın en önemli isimleri arasında yer alan Leonardo Da Vinci hakkında bugüne kadar ortaya çıkmamış bir gerçeği tespit etti.

Sel afetine çare olabilmesi için Adana'ya davet edilen Leonardo Da Vinci'nin bölgeye gelerek incelemelerde bulunduğu ve özellikle Toroslar'ı ele aldığı ortaya çıktı. Tüm belgelerin yer aldığı yazıda "O zamanki ismi ile Klikya’ya, Toros Dağları’ndan gelen sel afetine çare bulması için davet edildiğini biliyor muydunuz?" denildi.

Adana’yı işaretlediği bir Türkiye haritası çizmiş

Haluk Uygur yazısında şu ifadelere yer verdi:

Altınoran atölyelerinde anlatacağım Sanat Tarihi dersi için Da Vinci’nin sanatsal ve bilimsel gözlemlerini anlattığı defterlerinin tercümelerini karıştırırken; bir çok kişinin dikkat etmediğini düşündüğüm (çünkü hiç bu konuda yazılmış bir makale veya yazı görmedim) uzunca yazılmış bazı notlara, çizimlere ve üzerinde Adana’yı özellikle işaretlediği bir Türkiye haritasına rastladım.

Dokuz bin sayfa olduğu söylenen defterlerinin dört sayfasını ayırdığı bölümde, Suriye Defterdarı’na hitaben yazılmış iki mektubun kopyası vardı.Belli ki Defterdar; Toroslar’dan gelen ve tufan gibi yok edici bir sele karşı, nasıl bir önlem almaları gerektiğini Da Vinci’ye sormuştu, usta da mektubunda ona yanıt veriyordu.

"Calindra (Aydıncık) şehrine girdim"

Mektubunda öncelikle Toroslar’dan gelen sel felaketinin tüm dünyada yaşandığından bahsederek defterdarı rahatlatmaya çalışıyor, arkasından da devam ediyordu;

“ (…)ülkenizin bu bölgesinde, beni görevlendirdiğiniz konuda çalışmak üzere amacımıza en uygun olan şehre, Calindra şehrine girdim. Bu şehir Toros Dağları’nın eteklerinde yer alır ve batıya doğru büyük Toros Dağları’nın zirvelerini görür.”

Da Vinci birinci mektubunu Toros Dağları’nın zirvelerini, bu zirvelerde güneşin nasıl doğup, nasıl battığını uzun uzadıya anlatarak bitiriyor.

Serge Bramly’nin Leonardo Da Vinci’yi anlattığı kitabın Türkçe versiyonunun 391. sayfasında da, yazarın 1514 yılında sel felaketleri ve tufanla uğraştığı, özellikle Suriye’deki sel felaketinin onu etkilemesi üzerine defterine tufan resimleri çizdiğini yazdığını fark edince, Calindra diye bahsettiği ve Toros Dağları eteğinde bulunan o şehrin peşine düştüm.

Calindra ile Aydıncık

Karşıma ise elli yıl önceki ismi Gilendere, eski dönemdeki ismi ise Calyndra olan, günümüzde Mersin’in bir ilçesi olarak yaşayan Aydıncık çıktı.

Gerçekten de Da Vinci’nin bahsettiği yıllarda Aydıncık, Avrupalı tacirlerin sıkça uğradığı bir limanmış. Tam o yılları bilemem ama bölgenin (tabi ki bu arada Adana’nın) tarih boyunca çok sel yaşadığını, hatta aynı bölgede olan Adana’nın selden yok olacağının efsane edildiğini bilmeyen yoktur.

Leonardo ikinci mektubunda ise Suriye Defterdarı’ndan özür dilemektedir;

“Saygıdeğer Defterdar, sitemlerinizde ima ettiğiniz üzere, beni tembellikle suçlamayınız. Bana gösterdiğiniz teveccüh ve sağladığınız yararlar beni bu kadar büyük ve dehşet verici olayın sebebini itina ile ve sabırla anlatmaya yöneltti. Bunu yapabilmek için zamana ihtiyacımız vardı”

Arkasından da hem Küçük Asya’nın (yani Anadolu) hem de Toroslar’ın jeolojik özelliklerini anlatmaya başlıyor;

Leonardo Da Vinci Toroslar’ı anlatıyor

“Haziran ayı ortalarında, güneşin geldiği belli bir noktada Toros Dağı’nın gölgesi öyle bir yükseğe ulaşır ki bu gölge 12 günlük mesafedeki Sarmatya (Kafkasya) sınırlarını; Aralık ayının ortasında ise kuzeye doğru bir aylık yol mesafesindeki Hiperborya (Sibirya) Dağlarını bulur.(…) Toroslar’ın özellikle güneye bakan, bol ürünün alınabildiği, çok güzel su kaynaklarının ve nehirlerin bulunduğu eteklerinde, zengin bir halk yaşar (Çukurova ve halkından bahsediyor). Üç mil kadar yukarı çıkınca büyük köknar, kayın ve buna benzer ağaçların bulunduğu ormana ulaşırız. Bu ormanlardan üç mil kadar sonra ise geniş çayırlar ve otlak alanlar gelir.(…) Ormanlık alanın üstünde kalan her şey çıplak kayalıktır”

Leonardo Da Vinci’nin haritasındaki Adana ve Taşköprü

Yazdıklarından Da Vinci’nin Toroslar üzerinde dolaştığını ve çokça vakit geçirdiğini hemen anlıyoruz.

Usta’nın bölgeye geldiğini en önemli kanıtı ise; İskenderun Körfezi’ni, Seyhan (belki de Ceyhan… Çünkü kenarında Chıanı yazıyor. Ama İtalyancada “c” harfinin “s” diye okunduğunu dikkate alırsanız Seyhan da olabilir.) Nehri’ni ve hatta Adana’yı açıkça gösteren bir harita çizimi de yapmış olması. Ancak bölgede Seyhan ve Ceyhan isimli iki nehir olduğunu anlayamamış, ikisini tek nehir zannetmiş. İlginçtir bu harita üzerinde tam Adana’nın bulunduğu yerde bir de köprü var. Biraz ötede bir köprü daha görülüyor. (Taşköprü ve Misis Köprüsü olma ihtimali yüksek) Daha uzun olan köprünün kenarında köprü “ponte” yazıyor. Hatta köprünün adı da yazılı ama ben okuyamadım.

Bu bilgilerden yola çıkarak dünya sanat tarihinin gelmiş geçmiş en büyük ustasının bölgemize, belki de Adana’ya, ama tartışmasız bir şekilde Aydıncık’a geldiğini; bölgenin yöneticilerinden destek, belki de para aldığını ve bölgemizin hala sorunu olan sel felaketine çareler düşündüğünü öğreniyoruz.

Yararlanılan Kaynaklar;
1/Leonardo’nun Defterleri/Leonardo Da Vinci- Editör H.Anna Suh
2/Aydıncık Günaydın, Kelenderis/Mustafa Yalçıner
3/Leonardo Da Vinci/Serge Bramly

Kaynak: Gündem Adana / Haluk Uygur