MHP lideri Devlet Bahçeli'den muhalefete çok sert dış politika göndermesi: Çok çarpıcı Lübnan çıkışı!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli muhalefete çok sert dış politika göndermesi yaptı. Ortadoğu’da yaşanan gerilimin yalnızca bölgesel bir çatışma olmadığını vurgulayan Bahçeli önemli mesajlar verdi. Çatışmaların Lübnan gibi ülkelere sıçramasına ilişkin Bahçeli, “Burada konuşulan mevzu herhangi bir parti rekabeti ya da seçim hesabı değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin önümüzdeki yüz yılını şekillendirecek güvenlik ve jeopolitik eşikten bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.

MHP lideri Devlet Bahçeli'den muhalefete çok sert dış politika göndermesi: Çok çarpıcı Lübnan çıkışı!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, belediye başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada, dünyanın yeni bir kırılma dönemine girdiğini belirterek, “İçinden geçtiğimiz dönem sıradan bir zaman dilimi değildir; zamanın akışı hızlanmış, coğrafyanın dili sertleşmiş, siyasetin yükü ağırlaşmıştır” dedi.

Küresel dengelerin yeniden kurulduğunu savunan Bahçeli, “Dünya, eski kavramlarla açıklanamayacak; eski ezberlerle yönetilemeyecek radikal bir kırılma eşiğine gelmiştir” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu’dan Avrasya’ya uzanan geniş hatta yeni bir hesaplaşma yaşandığını söyleyen Bahçeli, Gazze, Lübnan, İran, Suriye, Irak, Ukrayna-Rusya hattı, Afganistan-Pakistan gerilimi ile Çin-Hindistan rekabetine değinerek, “Bunların hiçbiri birbirinden kopuk ve tesadüfi hadiseler değildir” diye konuştu.

Yaşanan gelişmelerin yalnızca sıcak çatışma başlığıyla okunamayacağını vurgulayan Bahçeli, “Meselenin derininde enerji hatlarını ve ticaret koridorlarını kontrol etme mücadelesi, nüfuz alanlarının yeniden paylaşımı, vekâlet ağları üzerinden yürüyen rekabet, mezhebi ve etnik fay hatlarının stratejik biçimde harekete geçirilmesi bulunmaktadır” dedi.

Devlet yönetiminde zamanlama ve soğukkanlılığın önemine işaret eden Bahçeli, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Karar vermek için acele etmeyiniz; fakat karar verdikten sonra tereddüt etmeyiniz” sözünü hatırlatarak, Türkiye’nin “öfkeye kapılmayan, hamasetle savrulmayan, rehavete teslim olmayan; aklı, tecrübeyi ve milli menfaati merkeze alan soğukkanlı bir devlet çizgisine” ihtiyaç duyduğunu söyledi.

"ORTA DOĞU'NUN GENİŞ FAY HATTI YENİDEN HAREKETE GEÇİRİLMİŞTİR"

Bahçeli, bölgedeki savaş ve gerilim hattının genişlediğini belirterek, “Ortadoğu’nun geniş fay hattı yeniden harekete geçirilmiştir. Gazze’de başlayan ateş, Lübnan’a sıçramış, Suriye’ye gölgelenmiş, Irak’a temas etmiş, nihayet İran’ın merkezine kadar uzanan bir sarsıntı üretmiştir” dedi.

Bölgedeki mücadelenin yalnızca askeri hedeflerle sınırlı olmadığını ifade eden Bahçeli, “Devletlerin çevresel derinliği, caydırıcılık halkaları, bölgesel nüfuz ağları ve küresel hiyerarşide tutunma kabiliyetleri de sınanmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

Ortadoğu’da daha doğrudan bir çatışma evresine geçildiğini söyleyen Bahçeli, “Ortadoğu’da uzun yıllar vekâlet hatları üzerinden yürütülen mücadele artık çevreden merkeze doğru yönelen daha doğrudan bir safhaya geçmiştir” ifadelerini kullandı.

"İSRAİL MERKEZLİ YENİ GÜVENLİK TASARIMI"

Bir asır önce cetvelle çizilen sınırların bugün yeniden tartışmaya açıldığını savunan Bahçeli, “Bugün ise aynı coğrafyanın statükosu bu defa Amerika Birleşik Devletleri’nin stratejik yaklaşımı ve İsrail’i merkeze yerleştiren yeni bir güvenlik tasarımı üzerinden yeniden şekillendirilmek istenmektedir” dedi.

Bu girişimin bölgenin yalnızca siyasi haritalarını değil, tarihsel hafızasını ve toplumların meşru beklentilerini de örseleme riski taşıdığını belirten Bahçeli, Ortadoğu’nun ikinci kez dış merkezli bir dizayn girişimiyle karşı karşıya bırakıldığını söyledi.

"İRAN'DAKİ BİR ÇÖZÜLME TÜRKİYE'Yİ DE ETKİLER"

Konuşmasında İran’a özel başlık açan Bahçeli, “İran sıradan bir ülke olmadığı gibi, yaşayacağı muhtemel bir sarsıntı da sıradan bir iç karışıklık şeklinde görülemez” dedi.

İran’da yaşanabilecek kontrolsüz bir zayıflamanın zincirleme sonuçlar doğuracağını vurgulayan Bahçeli, “İran’da yaşanacak kontrolsüz bir zayıflama yahut çözülme yalnız Tahran’ın iç meselesi olarak kalmayacak; dalga dalga çevre ülkelere yayılan yeni bir istikrarsızlık kuşağı üretme potansiyeli taşıyacaktır” diye konuştu.

Bu tablonun Türkiye açısından doğrudan güvenlik başlığı olduğunu söyleyen Bahçeli, “Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu tablo doğrudan doğruya milli güvenlik, sınır emniyeti ve bölgesel istikrar dosyasıdır” dedi.

Suriye deneyimini hatırlatan Bahçeli, “Bir bölgede devlet boşluğu oluştuğu an oraya akıl, vicdan, izan ve merhamet yerleşmez; önce silah yerleşir, sonra istihbarat yerleşir, ardından vekâlet savaşı yerleşir” ifadelerini kullandı.

"LÜBNAN YALNIZ LÜBNAN'IN MESELESİ DEĞİLDİR"

Lübnan başlığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, “Lübnan, Ortadoğu’nun küçültülmüş haritası; aynı zamanda büyütülmüş çelişkisidir” dedi.

Lübnan’daki tabloyu devlet otoritesinin zayıflaması üzerinden okuyan Bahçeli, “Devlet zayıfladıkça cemaatler büyür; cemaatler büyüdükçe dış nüfuz kolaylaşır, dış nüfuz yerleştikçe milli egemenlik aşınır” diye konuştu.

Lübnan’ın Türkiye açısından yalnızca duygusal bir dayanışma başlığı olmadığını belirten Bahçeli, “Lübnan meselesi yalnız Lübnan’ın meselesi değildir; aynı zamanda bölgenin geleceği ve Türkiye’nin güvenliği ile doğrudan bağlantılı bir stratejik meseledir” dedi.

Doğu Akdeniz vurgusu yapan Bahçeli, “Denizden komşumuz olan Lübnan çökerse yalnız bir ülke çökmüş olmaz; Doğu Akdeniz’de yeni bir istikrarsızlık kuşağı doğar” ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE YANGININ BÜYÜMESİNE HİZMET EDEN BİR AKTÖR HALİNE GELEMEZ"

Türkiye’nin nasıl bir yol izlemesi gerektiğine değinen Bahçeli, “Türkiye krizin akıntısına kapılan bir ülke konumuna sürüklenemez” dedi.

Türkiye’nin bölgesel krizlerde dengeleyici bir rol üstlenmesi gerektiğini belirten Bahçeli, “Türkiye yangının büyümesine hizmet eden bir aktör hâline gelemez; bilakis yangını sınırlayan, gerilimi dengeleyen, kutuplaşmayı yatıştıran ve bölgesel aklı yeniden inşa eden merkez ülke konumunu güçlendirmek zorundadır” diye konuştu.

Bahçeli, Türkiye’nin stratejik hattını da, “Türkiye’nin stratejik istikameti savrulma değildir; düzen kuran bir denge siyasetidir” sözleriyle özetledi.

Stratejik sükûnetin pasiflik olmadığını ifade eden Bahçeli, “Soğukkanlılık tereddüt yahut gevşeklik sayılmaz; öfkenin bulanıklığından arınmış, hesaplanmış ve hedefe yönelmiş bir güç yoğunlaşmasıdır” dedi.

Büyük devletlerin sloganlarla değil hesapla hareket ettiğini söyleyen Bahçeli, “Büyük devletler kriz zamanlarında hamasetle savrulmaz; kuvvet, zaman ve istikamet hesabını aynı anda yapar” ifadelerini kullandı.

MUHALEFETE SERT SÖZLER

Bahçeli, konuşmasının önemli bölümünde muhalefeti de hedef aldı. İç siyasetin günübirlik polemiklere sıkışmaması gerektiğini belirten Bahçeli, “Muhalefet adına yerel ölçekte dahi kalıcı bir eser ortaya koyamayan; bir yanda bir kifayetsiz, öte yanda bir muhteris figürün ve onların payandası, sözcüsü konumuna yerleşmiş sözüm ona bir liderin dar ufuklu rekabetinin Türkiye’nin stratejik atmosferini belirlemesine müsaade edilemez” dedi.

Devlet ciddiyetinin kişisel ihtirasların gölgesinde yürüyemeyeceğini söyleyen Bahçeli, “Milletin kaderi günübirlik siyasi hesapların dar koridoruna hapsedilemez” ifadelerini kullandı.

Muhalefete açık çağrıda bulunan Bahçeli, “Türkiye’nin etrafında ateş çemberi daralırken, hâlâ belediye kulisleriyle, kişisel ikbal hesaplarıyla, medya parıltısıyla, günübirlik polemiklerle oyalanan bir siyaset çizgisi, memlekete yük olur” dedi.

Muhalefetin jeopolitik tabloyu okuyamadığını savunan Bahçeli, “Muhalefetin bir kısmı, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu büyük jeopolitik sınamanın mahiyetini kavrayabilecek bir ufka sahip görünmemektedir” diye konuştu.

Özgür Özel’e göndermede bulunan Bahçeli, “Okyanuslar kabarırken ufukta, onlar kendilerince ÖZGÜR bir halet-i ruhiye içinde sığ sularda çamurla oynamayı marifet saymaktadır” ifadelerini kullandı.

Eleştirilerinin devamında Bahçeli, “Bu sığlığın etrafında bir de kulak entelektüelleri, meyhane malumatfuruşları ve isimlerini anmaya dahi değmeyecek bazı zevatın gürültülü yorumları dolaşmaktadı. Burada konuşulan mevzu herhangi bir parti rekabeti değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin önümüzdeki yüz yılını şekillendirecek güvenlik ve jeopolitik eşikten bahsediyoruz" dedi.

"İÇ CEPHE TAHKİM EDİLMEDEN DIŞ CEPHE KORUNAMAZ"

Bahçeli, milli birlik vurgusunu da öne çıkardı. “İç cephe tahkim edilmeden dış cephe korunamaz” diyen Bahçeli, kardeşlik ve toplumsal mutabakatın Türkiye’nin dış baskılara karşı direncini artıracağını söyledi.

Türkiye’nin etnik, mezhebi ve siyasi fay hatları üzerinden zayıflatılmasına dönük her girişimin doğrudan milli güvenlik meselesi olduğunu savunan Bahçeli, “İçerde birlik kudret üretir. İçerde kardeşlik caydırıcılık üretir. İçerde çözülme ise dışarıda iştah kabartır” ifadelerini kullandı.

Cumhur İttifakı’nın önemine de değinen Bahçeli, “Cumhur İttifakı, basit bir seçim ortaklığı sayılmaz; Türkiye’nin ağır zamanlarında devlet ile millet arasındaki bağı tahkim eden, güvenlik ile siyaset arasındaki eşgüdümü kuvvetlendiren, iç cepheyi tahkim eden tarihî bir irade birliğidir” dedi.

SINIR GÜVENLİĞİ AB, BM VE KÖRFEZ ÇAĞRISI

Bahçeli, konuşmasında somut başlıklar da sıraladı. İran hattında doğabilecek her ihtimale karşı hazırlık yapılması gerektiğini belirten Bahçeli, “Her şeyden önce sınır güvenliği en üst düzeyde tahkim edilmelidir. İran hattında doğabilecek her ihtimal için çok katmanlı bir hazırlık yapılmalıdır” dedi.

Muhtemel göç baskısı, kaçakçılık, vekil silahlı yapılar, terör sızmaları ve ekonomik yansımaların eş zamanlı ele alınması gerektiğini söyleyen Bahçeli, “Devlet aklı ihtimalleri küçümsemez; en kötü senaryoyu dahi hesaba katarak hazırlığını yapar” diye konuştu.

Avrupa Birliği ile erken koordinasyon kurulmasını isteyen Bahçeli, “Türkiye, Avrupa karşısında yalnız yük taşıyan bir sınır ülkesi konumuna sıkışamaz” dedi.

Birleşmiş Milletler zemininde insani güvenlik başlığının güçlü biçimde sahiplenilmesini isteyen Bahçeli, Türkiye’nin “yalnız bir tarafın sesi olarak değil, bölgesel vicdanın ve uluslararası sorumluluğun temsilcisi olarak hareket etmesi gerektiğini” söyledi.

Körfez ülkeleriyle de kurumsal iş birliği çağrısı yapan Bahçeli, “Ortadoğu’nun istikrarı rekabetin derinleşmesiyle değil, rasyonel iş birliği kanallarının güçlenmesiyle mümkün olacaktır” ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE KRİZLERİN ORTASINDA İSTİKAMET TAYİN EDEN BİR DEVLETTİR"

Bahçeli, konuşmasının devamında Türkiye’nin edilgen bir ülke olmadığını belirterek, “Türkiye, krizlerin ortasında istikamet tayin eden bir devlettir” dedi.

Türkiye’nin gücünün yalnızca askeri kapasitesinden gelmediğini söyleyen Bahçeli, “Türkiye’nin gücü yalnız askeri kapasitesinden neşet etmez, tarihî tecrübesinden, devlet geleneğinden ve kriz zamanlarında sergilediği stratejik akıldan gelmektedir” diye konuştu.

KÜRESEL SİSTEM, HİNDİSTAN VE ORTA KORİDOR VURGUSU

Küresel güç mimarisinin yeniden şekillendiğini ifade eden Bahçeli, ABD’nin mevcut düzenin yükünü taşımakta zorlandığını, Rusya’nın oyun kurucu merkez güç vasfının aşındığını, Çin’in ise boşlukları ölçerek ilerlediğini söyledi.

Hindistan’a da özel yer ayıran Bahçeli, “Bu denklemin bir diğer yükselen aktörü de Hindistan’dır” dedi.

Yeni dönemde enerji hatlarının yanı sıra ticaret koridorları, limanlar, demiryolları ve deniz geçitlerinin belirleyici hâle geldiğini vurgulayan Bahçeli, “Küresel rekabetin yeni sahası, malların, enerjinin ve verinin dolaştığı hatların kontrolüdür” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin jeopolitik öneminin arttığını belirten Bahçeli, “Türkiye yalnızca bir sınır ülkesi değildir. Türkiye kıtaların kesiştiği, geçiş yollarının düğümlendiği ve medeniyet havzalarının buluştuğu merkez bir devlettir” dedi.

Orta Koridor projesine dikkat çeken Bahçeli, “Orta Koridor yalnız Türkiye’nin bir projesi değildir; Avrasya’nın geleceğini ilgilendiren bir stratejik teklif niteliğindedir” diye konuştu.

Türkiye’nin yeni dönemde yalnız kriz yöneten değil, yeni düzenin kurucu aktörlerinden biri olabileceğini savunan Bahçeli, “Türkiye’nin kaderi, başkalarının çizdiği haritaların içinde savrulmak değildir. Türkiye’nin kaderi, haritaların yeniden çizildiği masalarda söz sahibi olmaktır” dedi.

Konuşmasının sonunda Türkiye’nin dış politikadaki temel yaklaşımını özetleyen Bahçeli, “Bizim anlayışımız nettir. Türkiye mazlumlar için vicdan, kendi vatandaşları için emniyet ve huzur ülkesi olmak mecburiyetindedir” ifadelerini kullandı.