Çalışma hayatında ağır ve riskli şartlar altında görev yapan milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren yıpranma payı, namıdiğer "fiili hizmet süresi zammı", erken emeklilik kapısını aralamaya devam ediyor.
Son dönemde özellikle sosyal medyada yayılan bilgi kirliliği ve kafa karışıklığı, bu kritik hakkın kaldırıldığı yönünde asılsız iddiaların ortaya atılmasına neden oldu.
Oysa Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatlarında yer alan bu uygulama, belirli meslek gruplarındaki işçi ve memurlara, maruz kaldıkları zorlu koşullar nedeniyle fazladan prim günü kazandırarak emeklilik yaşını öne çekme imkânı sunmayı sürdürüyor.
ERKEN EMEKLİLİKTE MESLEK FAKTÖRÜ
Kamuoyunda yıpranma hakkı olarak bilinen bu avantajdan her çalışan yararlanamıyor.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenen ve ağır, yıpratıcı şartlar içeren kırk beş farklı meslek kolu bu kapsama giriyor.
Yeraltı maden ocaklarında, tünel yapımlarında, demir-çelik ve çimento fabrikalarında çalışan işçiler bu listenin en dikkat çeken gruplarını oluşturuyor.
Bunun yanı sıra asit, kurşun, arsenik ve cıva üretimi gibi kimyasal risk taşıyan işlerde görev yapanlar, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, Sahil Güvenlik Komutanlığı, emniyet ve MİT personeli de yıpranma payından faydalanabiliyor.
Ceza infaz kurumları personeli, basın yayın organlarında çalışan gazeteciler, su altı görevlileri, alüminyum sanayisi, termik santral çalışanları, sağlık personelleri, cam işçileri ve itfaiyeciler de erken emeklilik hakkı tanınan bu özel meslekler arasında yer alıyor.
Yıpranma payı sisteminin temelinde, normal şartlarda çalışılan üç yüz altmış günün üzerine, mesleğin risk derecesine göre eklenen fazladan hizmet süreleri yatıyor.
Bu süreler, çalışılan sektöre göre bir yıl içinde altmış gün ile yüz seksen gün arasında değişiklik gösteriyor.
Örneğin, yeraltı maden işçileri her yıl için yüz seksen gün ek süre kazanırken, askeri personel, polis, MİT mensupları, basın çalışanları ve cıva üretiminde görev alanlar doksan gün ek hizmet süresi elde ediyor.
Kurşun, arsenik ve cam işlerinde çalışanlara ise her yıl için altmış gün ilave ediliyor. Cıva üretiminde çalışan bir işçiyi baz aldığımızda, on iki ay süren bir çalışma dönemi kuruma on beş ay olarak yansıyor ve bu durum doğrudan erken emekliliğin önünü açıyor.
Bu hakların elde edilebilmesi ve hesaplamaların yaş haddinden düşülebilmesi için riskli mesleklerde en az üç bin altı yüz gün çalışılmış olması şartı aranıyor.
Hesaplama formülü ise oldukça pratik bir matematiksel yönteme dayanıyor. Her tam yıl için altmış gün eklenen mesleklerde toplam çalışma günü 0.17 ile, doksan gün eklenenlerde 0.25 ile, yüz seksen gün eklenenlerde ise 0.50 ile çarpılarak kazanılan fiili hizmet süresi zammı net olarak ortaya çıkarılabiliyor.
6/8
Geçtiğimiz yıl Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan duyuruların kamuoyunda yıpranma payının kaldırıldığı şeklinde yorumlanması tamamen bir yanlış anlamadan ibaret.
Kurumun gerçekleştirdiği denetimler, tehlikeli iş yerlerinde çalışmasına rağmen doğrudan riske maruz kalmayan personelin de usulsüz bir şekilde bu haktan yararlandırılmaya çalışıldığını ortaya koydu.
Örneğin, kimyasal üretim yapan bir fabrikada çalışan ancak üretimle ilgisi olmayan bir sekreterin, şoförün, danışmanın veya aşçının yıpranma payı kapsamında SGK'ya bildirilmesi yasalara aykırı bulunuyor.
alışanın bu haktan yararlanabilmesi için kanun kapsamındaki iş yerlerinde bizzat o yıpratıcı işi fiilen yapması ve söz konusu risklere doğrudan maruz kalması gerekiyor.
İşverenlerin yaptığı bu hatalı bildirimler, ilerleyen yıllarda emeklilik vakti gelen çalışanların büyük mağduriyetler yaşamasına ve emeklilik işlemlerinin onaylanmamasına yol açıyor. Bu nedenle doğru meslek kodlarıyla bildirim yapılması konusunda en büyük sorumluluk yine işverenlere düşüyor.
Emeklilik yaşınızda bir indirim olup olmadığını öğrenmek için e-Devlet'te yer alan "SGK Tescil ve Hizmet Dökümü" ekranına bakılması gerekiyor. Hizmet dökümünde prim günlerinin yanında "FHSZ" (Fiili Hizmet Süresi Zammı) ibaresi ya da 2A, 3A gibi özel kodlar yer alıyorsa, yıpranma payı hakkınız sisteme işlenmiş demektir.