Metehan Demir

Metehan Demir

Biden’ın gelişi ne demek?

20 Ocak itibarı ile ABD’nin 46. Başkanı Joe Biden göreve yemin ederek başladı. Ne seçimmiş, dünya bunaldı. Bir türlü tantanası bitmedi.

Son olarak da iyice nefesler tutulmuştu. Çünkü, 6 Ocak‘taki Amerikan Kongresi baskınından sonra beklentiler 20 Ocak’taki yemin töreninde de büyük olayların olacağı şeklindeydi.

Aslında bu beklentiler biraz da heyecanlı Hollywood filmleri özentileriydi ve abartılıydı. Ama denildiğinin aksine bu beklenenler olmadı. Bundan sonra neler olur, Donald Trump ne adımlar atar göreceğiz.

Şimdi ise ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden ve Yardımcısı Kamala Harris bundan böyle tüm dünyanın merakla bekledikleri politikaları uygulamaya koyacak.

PERDE ARKASINDA KİM VAR?

Herkes Joe Biden’ın çok yaşlı olduğunu, 80 yaşına merdiven dayadığını ve yardımcısı Kamala Harris‘in daha etkin olmasının beklendigini söylüyor.

Ancak Biden‘ın bakanları ve kurmaylarına baktığımızda işin hiç de öyle olmadığını görüyoruz.

Çünkü detaylı olarak incelendiğinde; gelen isimlerin neredeyse tamamı, ABD’nin daha geçen gün görevi bırakan Donald Trump öncesi isim olan Barack Obama’nın yakın çalışma arkadaşları. Yani 3.Obama dönemi kapıda gibi.

Bu da, Türk Amerikan ilişkileri açısından son dönemi oldukça sıkıntılı geçen Barack Obama’nın hayaletinin geri döneceğine dair kuvvetli bir işaret.

Joe Biden gelir gelmez imzaladığı acil kararnamelerle de göçmen politikalarından sağlık sistemine dek bir çok bir çok eski Obama uygulamasını geri getirdi.

O BAŞLIKLAR

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Anthony Blinken dün bir açıklama yaptı. Ve Türkiye’yi sözde müttefik olarak tanımlayarak S-400 konusunda ‘Türkiye ısrar ederse’ daha fazla yaptırımların gelebileceği sinyali verdi.

Ek olarak ABD’nin yeni Savunma Bakanı adayı Lloyd Austin de ilginç bir marka. Austin, generallikten emekli olduktan sonra Rus S-400 füzelerini üreten Raytheon şirketinin yönetiminde yer almış kritik bir isim.
Patriot füzeleri S-400 füzelerininin dünyadaki en büyük rakibi.

GERÇEK NEDEN

Siz bakmayın Amerika’nın sudan bahanelerine.
Amerika’nın Rusya’dan bu füzeleri Türkiye’nin almasına karşı çıkmasının asıl sebebi F-35 uçaklarının kodlarının ele geçmesi değil.

Asıl mesele; eğer Türkiye bu S-400’leri Rusya’dan alırsa bir Nato üyesi ülke olarak emsal teşkil edecek. Böylece de, diğer almayı düşünen ülkelere de örnek olacak. Hem de öyle böyle ülkelere değil. Suudi Arabistan ve Hindistan mesela. Rus S-400’leri ciddi ciddi almayı düşünen ülkeler bunlar.

Televizyonlarda görüyorsunuzdur; ABD ile yeni bir sayfa açılacak mı, beyaz sayfa olacak mı diye.

BEYHUDE İŞLER

Sorular sorulup saatlerce anlamsız bir şekilde tartışılıyor.

SÜRECİN ŞİFRELERİ

Size şimdiden sürecin şifrelerini verelim. Ankara Washington arasında Johnson mektubunda 1970’lerdeki ilişki nasılsa, askerlerimizin başına çuval geçirildiği dönemlerde ilişkiler nasılsa ya da ilişkilerin iyi gibi göründüğü durumlarda durum nasıl sentetikse bundan sonra da Joe Biden döneminde Türk Amerikan ilişkileri aynen öyle olacak.

AYNI TAS AYNI HAMAM

Bir diğer deyişle, aynı tas aynı hamam. Ama asıl marifet burada ortaya çıkacak. Yani sürdürülebilir sorunlara rağmen müzakere edilebilir bir ortam becerisi. Küsüp oynamıyorum demeden menfaatler çerçevesinde iç ve dış dengeler de düşünülerek her ülke ile olduğu gibi Amerika Birleşik Devletleri ile de akıl oyunu ve bu satrancı en iyi şekilde oynayabilmek.

Bütün bunları yaparken de zayıf noktalarımızı olabildiğince güçlendirip dış darbelere karşı ekonomik ve siyasi anlamda güçlü durmak.

ANA BAŞLIKLAR

Joe Biden’ın yeni döneminde önümüzde bekleyen Türk Amerikan ilişkileri açısından ana başlıklar; Halkbank davası süreci, ABD Kongresi yaptırımları, Suriye, PKK terörü hamisi YPG VE PYD’ye verilen destek krizi, S-400 ile F-35’ler başlıkları.

Tüm bunlar olurken Avrupa Birliği’nin Türkiye ile ilişkilerde baskı unsuru olarak Joe Biden’ın göreve gelmesini beklediğini söylediğini de unutmayalım.

İsrail’in Arap ülkeleriyle tarihte görülmemiş işbirliklerine başladığını, Yunanistan ve İsrail’in bile Türkiye karşı ittifak anlaşması imzaladığını da belleğimizde tutalım.

İşte tam bu nokta da yedi düvelle önümüzdeki dönemde bir mücadelenin olabileceğini ama bundan da akıl oyunları ve ittifak çatlatan yaklaşımlarla çıkabileceğimize odaklanmak zorundayız.

Türkiye’nin önünde, akıllıca oynadığında çok parlak bir potansiyel ve gelecek var. Dış dünyadan ciddi anlamda yatırımcılar pandemi süreci sonrası Türkiye gelmeye hazırlanıyor.

Bu kadar potansiyeli birbirimizi yiyerek, aşırı duygusallıklarla berbat etmeyelim.
Türkiye’nin menfaatleri herşeyden önemli.

Hep birlikte iyi olalım.

Diğer Yazıları