Gladyo siyasetinin işaretleri belirdi…

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş yalnızca iki ülke arasındaki bir savaş değildir. Gerçekte Ukrayna sahasında Rusya ile ABD-Avrupa arasında sergilenen hegemonik bir güç savaşıdır.

Asıl savaş bu güçler arasında.

Ukrayna bu güç savaşının alanı.

Bu savaş bizim savaşımız değil.

Bizim de içinde olmamızın istendiği bir savaş; ama asla taraf olmamamız gereken bir savaş bu.

Tehlikeli ve riskli bir savaş bu.

Türkiye’ye çok şey kaybettirir

Türkiye’ye sıçraması halinde Türkiye’ye kaybettirecek çok tehlikeli bir savaş bu.

O yüzden Erdoğan liderliğindeki Türkiye başarılı bir dış politika izliyor.

Ama görünen o ki ABD ve Avrupa bundan rahatsız.

Onların rahatsız olması sorun değil.

Lakin içimizden birilerinin Türkiye’nin bu anlamlı ve değerli tarafsızlık politikasını ABD-Avrupa hassasiyeti çerçevesinden suçlama konusu yapması manidar.

Akşener’in sözleri Gladyo'yu hatırlattı  

Sanki Rusya bize harp ilan etmiş de o soğuk savaş döneminin Gladyo argümanlarıyla siyaset yapmayı salık veren birilerinin olması Türkiye siyaseti açısından ziyadesiyle üzücü.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener’i dinlerken o soğuk savaş dönemine ait Gladyo argümanlarının siyasete nasıl tehlikeli bir biçimde taşındığını gördüğümde ülkem adına üzüldüm.

Gladyo'nun bir ayağını da FETÖ oluşturuyordu.

Açığa çıktı!

Şimdi Gladyo'nun siyasi ayağıyla mı karşı karşıyayız diye düşünmeye başladım. Meral Hanım aleni bir biçimde Türkiye’nin ABD’nin başını çektiği blokla beraber Ukrayna’nın yanında yer alıp Rusya ile harp anlamına gelen bir duruş içinde olmamızı salık verdi.

Rusya’nın ülkemize yönelik bir tehdidi olsa eyvallah.

Ukrayna’dan bize ne diyenlerden değiliz.

Rusya’nın işgalini de ilhakını da saldırılarını da haksız ve hukuksuz bulup eleştiren bir ülkeyiz.

Her iki ülkeye de sorunun çözümü için barışı salık veren bir ülkeyiz.

Her iki ülkeyle de dostane ilişkiler sürdüren ve savaş halinde de her iki ülkenin İtimat edip görüştüğü tek ülkeyiz.

Durup dururken Rusya’ya harp ilanı anlamına gelecek bir düşmanlık siyasetinin içine girmek de neyin nesidir?

İnönü’yü övenlerin Erdoğan’ı suçlaması büyük tutarsızlık

İnönü’yü ikinci Cihan harbinde Türkiye’yi tüm ısrarlara ve baskılara rağmen savaşa sokmadığı için yere göğe sığdıramayanların bugün kalkıp Erdoğan’ı suçlamaları en basitinden tutarsızlık ve ilkesizlik örneğidir.

Ötesini demeyi şimdilik maslahata uygun görmüyoruz.

Bu ülkede Gladyo'nun siyasetini yapmak ülkeyi felaketin içine sürüklemekten farksızdır.

Dün Esed zaliminin yanında yer alanlar…

Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin anlayışıyla bugünün Türkiye’sine rota çizmeye çalışmak, Türkiye’yi hem o güç odağının yedeğine koşmak hem de ateşin içine atmak anlamına gelir.

Türkiye’nin mağdurların ve mazlumların yanında yer almasını hatırlatanlar niçin Esed zaliminin ve Sisi darbecisinin yanında yer aldıklarını açıklamalıdırlar evvela.

Suriye’nin mağdur ve mazlum halkına, üstelik dindaşımız olan bir halka kucak açtığı için Erdoğan’ı yerden yere vuranlar, “Suriye’nin içişleri'ne karıştığı için” Erdoğan’ı suçlu ilan edenler nedense bugün zalim Rusya’nın karşısında mazlum Ukrayna’nın yanında aktif yer almamız gerektiğini söylemeye başladılar.

Tarafgir politika Türkiye’ye kaybettirir

İlginç ve düşündürücü değil midir bu?

Tam da Amerika’nın istediği bir şeyin sözcülüğünü yapmanın milliyetçilikle veya mağdura sahip çıkmakla alakasını bilen varsa beri gelsin.

Rusya’nın zalimliğine ve Ukrayna’nın mazlumluğuna vurgu yapmak ne ahlaki bir duruş ise iki ülkenin savaşına taraf olmayıp Türkiye’ye kaybettirecek yanlış tarafgir politikalardan kaçınmak da o kadar doğru bir duruştur.

Gladyo ağzıyla Erdoğan’a saldıranlar ve Erdoğan’ı ABD siyasetiyle Rusya’nın karşısına dikmeye çalışanlar bu ülkeye en büyük kötülüğü ederler, biline!