Hoş Geldin Ekim

Global gündemde ekimin ilk günleri, büyük açıklamaların arkasındaki küçük ayrıntıları önümüze getirebilir. Bir projenin bütçesi,  anlaşmanın şartları,  kurumun yıllardır ertelenen sorumluluğu konuşulabilir. Bizler de haberleri izlerken aynı soruya takılabiliriz. “Peki, bunun bedelini kim ödeyecek?”

Bir konserin ışıkları,  yayının teknik ekibi, siparişi kapımıza getiren çalışan… Günlük hayatımızda sonuçlarını gördüğümüz pek çok işin arkasında adını bilmediğimiz insanlar bulunuyor. Ekim başında bu insanların emeği, çalışma koşulları ve hakları daha görünür hâle gelebilir. Gösterişli bir organizasyonun ardından ödenmeyen ücretlerin ya da paylaşılmayan kazancın konuşulması olasıdır. Alkışı alanla işi taşıyan arasında daha adil bir düzen kurulması gerekebilir.

Hoş Geldin Ekim - Resim : 1

 

Evlerimizde de benzer hesaplar açılabilir. Tamirciyi küçük bir arıza için çağırırız, konu tesisata kadar uzanır. Uygun fiyatlı bulduğumuz bir ürünün servis şartlarını öğrenince yeniden düşünürüz. Ortak bir masrafı paylaşırken herkesin “adil” kelimesinden aynı şeyi anlamadığını fark edebiliriz. Hayat, okumadan geçtiğimiz sözleşme maddesini önümüze getirip biraz daha dikkatli bakmamızı isteyebilir.

İlişkilerimizde ise söylenenle anlaşılan arasındaki fark önem kazanabilir. Bizler yardım istediğimizi düşünürken karşımızdaki kişi kendisine yeni bir sorumluluk verildiğini düşünebilir. Bir işi birlikte yapmayı kabul ederken kimin ne kadar zaman ayıracağını konuşmamış olabiliriz. Sonra herkes kendi hesabına göre haklı çıkar. Henüz kırılmadan, yorulmadan, meseleyi büyütmeden beklentilerimizi açıkça anlatmak iyi gelebilir.

Üstelik her çözüm yeni bir şey satın almaktan geçmeyebilir. Onarılan bir eşya, yeniden değerlendirilen bir malzeme, yarım kalan bir iş bize düşündüğümüzden fazla fayda sağlayabilir. Dolapta bekleyen bir cihazın, kullanılmayan bir odanın ya da yıllardır biriktirdiğimiz bir becerinin işe yarayabileceğini görebiliriz. Elimizdekine dikkatle bakmak, yeni bir imkânın başlangıcı olabilir.

Sizler de ekime girerken verdiğiniz sözlerle ayırabildiğiniz zamanı yan yana koyabilirsiniz. Birine destek olmak isterken kendi işlerinizi sürekli erteleyip ertelemediğinize bakabilirsiniz. Her talebi kabul etmek kolaydır; kabul ettiklerimize yetişmek ise ayrı bir emek ister. Daha açık konuşmak, yükü paylaşmak ve emeğimizin karşılığını istemek ilişkilerimize de işlerimize de iyi gelebilir.

Hoş geldin ekim. Şu “sonra konuşuruz” dediğimiz meseleleri, birbirimizi hâlâ dinleyebiliyorken konuşalım.