İşte o gecenin telsiz konuşmaları!

“Polislere uzun namlulu silah verin, darbeci askerleri hiçbir kuruma sokmayın” talimatını ilk veren emekli Emniyet Müdürü Mahmut Karaaslan, o geceyi anlattı: “Tüm arkadaşlarıma ‘Bu bir istiklal mücadelesidir, vatanı için canını verenlerle vatan hainlerinin mücadelesidir’ çağrısı yaptım.”

Google Haberlere Abone ol

Hürriyet'ten Fevzi Kızılkoyun'un haberine göre 15 Temmuz'da Ankara Emniyet Müdürü olan Karaaslan “Polise uzun namlulu silah verin, darbecileri hiçbir kuruma sokmayın” talimatını verip girişimi nasıl püskürttüklerini anlattı.

 “O akşam terör, istihbarat, KOM daire başkanlarının da bulunduğu bir yemekteydim. Saat 21.00 sıralarında Genelkurmay Kavşağı’ndan silah sesleri geldiği haberini aldım. İlgili yardımcımı gönderdim, ‘Silah sesleri Genelkurmay Karargâhı içinden geliyor’ diye aradı. Hemen Genelkurmay’ın olduğu noktaya gittim. ‘İçeriye teröristler sızmış’ diye bilgi verilmiş, arkasından içeriden bir subay, ‘Asker cinnet getirdi’ diye bize haber gönderdi. Bir tuhaflık vardı, hemen Genelkurmay Harekât Merkezi’ni aradım, ‘Bize de ne olduğu konusunda bilgi vermiyorlar’ deyince bir şeylerin ters gittiği artık ortadaydı. Vali ve Emniyet Genel Müdürü’nü arayarak ‘Sağlıklı bilgi verilmiyor. İç darbe var sanırım’ dedim. Bunu dediğimde henüz İstanbul’da köprüler kapatılmamıştı. F-16’lar Ankara üzerinde uçuş yapmaya başlayınca ‘Artık tamam’ dedim, ‘bu FETÖ darbesidir’.

 Daha hiçbir şey netleşmemişken telsizden Ankara’daki tüm polis teşkilatına ‘Kritik, hassas noktadaki kurumlar ve emniyet müdürlüklerine hiçbir asker sokulmayacak. Ateş edilirse misliyle karşılık verin’ talimatını verdim. Tüm personeli göreve çağırdım. Silah ve mühimmat ihtiyacı olur diye yine telsizden ‘Görevliyi beklemeyin, depoların kapılarını kırın. Herkes uzun namlulu silahları alsın’ emri verdim. Silah ihtiyacı olur diye Emniyet Genel Müdürlüğü’nden kamyonlarla uzun namlulu silahları aldırıp personele dağıtılmasını sağladım. Tüm kritik noktalara arkadaşları yönlendirdim. 

 Kahramanlar püskürttü

Tümgeneral Arif Çetin (Halen Jandarma Genel Komutanı) aradı, ‘Darbeciler Jandarma Genel Komutanlığı’nı işgal etti’ dedi. 40 kişilik Özel Harekâtçı polis birliğini Beştepe’deki Jandarma Genel Komutanlığı’nı kurtarması için gönderdim. O kahramanlarımız saatlerce darbecilerle çatıştı ve sabaha karşı Jandarma Genel Komutanlığı’nı darbecilerden temizledi. Emniyet Genel Müdürü’ne söyledim, şehir dışındaki tüm Özel Harekâtçı polisler Ankara’ya çağrıldı. Gece 2.00 gibi 2 bin civarında Özel Harekât polisi Ankara’ya geldi. Darbeciler Ankara Emniyet binasına da tankla girmeye çalıştı, buradaki arkadaşlarımız kahramanca çatıştı. Havadan bombalandı, yerden bombalandı, kahraman arkadaşlarımız canı pahasına çatışarak emniyet binamızı darbecilere teslim etmedi.”

“Bu iş tamam” dedim

“Darbe gecesi hiç umutsuzluğa kapılmadım. Bu adamları tanıyorum, yüreksiz adamlar. Karşı konulduğunda kaçacak delik ararlar. İlk gözaltına alınan darbecilerin görüntüleri gelmeye başlayınca ‘Bu iş tamam. Hainlerin işi bitti’ dedim. FETÖ’cülerden böyle bir hareket bekliyordum çünkü deşifre olmuş, sıkışmışlardı.

Geçmişte yaptıkları vicdansızlıkları, masum insanları tutsak etmeleri, intihara sürüklemelerine bakınca bunlardan beklenirdi. Gün vatanı kurtarma günüydü, üzülecek zamanımız olmadı. O gece beni en çok etkileyen olaylardan biri Ankara Emniyet Müdürlüğü binasının bombalanmasıydı. Cumhuriyetimizin ve resmi törenlerin sembollerinden biriydi o bina.”