Ofiste Herkesin İşi Sizde, Aşkta Kimsenin Beklemediği Biri

Gökyüzündeki hava bu aralar insanı sabah iş yerinin görünmez genel müdürü, akşam kendi aşk hayatının şaşkın stajyeri yapabilir. Sabah masanıza oturursunuz. Kahveniz daha soğumadan üç kişi belirir.

“Şunu da sen halledersin.”

“Ben toplantıya yetişemeyeceğim, beni de idare ediver.”

“Dosya sende değil miydi?”

Hayır, dosya beş dakika önce bizde değildi. Fakat çalışma hayatının bazı gizemleri vardır. Dosyalar kendiliğinden çoğalır, sorumluluklar sahibini terk eder ve sonunda hepsi en becerikli görünen kişinin masasında buluşur.

İş yerindeki en tehlikeli cümle “Sana güveniyorum” olabilir. Çünkü bunun günlük hayattaki karşılığı çoğu zaman “Bunu da sana bıraktım” demektir. Yönetici herkesin elini taşın altına koymasını ister. Nedense taş doğrudan bizim masaya teslim edilir.

Bu dönemde başkalarının eksik bıraktığı işleri tamamlamak, ekibi toparlamak ve küçük krizleri çözmek zorunda kalabiliriz. Yorucu tarafı burada. Güzel tarafı ise şu. Kim gerçekten çalışıyor, kim yalnızca toplantılarda ciddi bir yüz ifadesiyle oturuyor, yavaş yavaş ortaya çıkabilir.

Yani becerilerimizi gösterebiliriz ama bütün şirketi tek başımıza kurtarmaya da çalışmayalım. Bir işi iyi yapıyoruz diye üç kişinin görevini üstlenmek zorunda değiliz. Arada “Bu benim sorumluluğum değil” demek iş hayatının ayıbı değil, sağlıklı sınırıdır.

Ofiste Herkesin İşi Sizde, Aşkta Kimsenin Beklemediği Biri - Resim : 1

Tam gün boyunca herkesin işini toparlayıp “Ben artık kimseyle uğraşamam” dediğimiz sırada, aşk hayatı hiç beklemediğimiz bir kişiyi önümüze çıkarabilir. Üstelik bu kişi hazırladığımız listeye de benzemeyebilir. Yaşı, işi, yaşadığı yer ya da hayata bakışı alıştığımız insanlardan farklı olabilir.

Belki yıllardır arkadaş olarak gördüğümüz biri bir akşam başka türlü görünür. Belki son anda katıldığımız bir davette tanışırız. Belki de “Benim asla ilgimi çekmez” dediğimiz kişiyle sohbet uzadıkça saatleri unuturuz. Hayat bazen hazırladığımız eş adayları listesini eline alıp gayet nazik bir biçimde kenara koyar.

Bu tanışma zamanla ciddi bir birlikteliğe, hatta evliliğe kadar gidebilir. Fakat ilişkinin biçimi alışılmışın dışında olabilir. İki tarafın da kendi arkadaşları, kendi uğraşları ve kendine ait bir alanı olması gerekebilir. Sürekli yan yana olmak yerine birbirini boğmadan birlikte kalabilen bir çift modeli öne çıkabilir.

Gökyüzünün iş ve aşk için verdiği mesaj aslında birbirine çok benziyor. İş yerinde herkesin yükünü taşımayacağız. İlişkide de karşımızdaki insanın bütün hayatını yönetmeye çalışmayacağız. Bir tarafta sorumlulukları paylaşmak, diğer tarafta birbirimize alan bırakmak gerekiyor.

Bu ilişkide asıl mesele, iki ayrı hayat düzeninin aynı takvimde buluşup buluşamayacağı olabilir. Birinin pazar günü aile kahvaltısı vardır, diğerinin o saatte uyanmaya niyeti bile yoktur. Biri planını çarşambadan yapar, diğeri cumartesi akşamı “Bir şeyler yaparız” der. Farklılık başta çekici gelebilir; ilişkinin devamını ise birbirini değiştirmeye çalışmadan ortak bir düzen kurabilmek belirler.

Kısacası mesaide sınırlarımızı koruyalım, aşkta ise eski kalıplarımıza fazla güvenmeyelim. Çünkü siz toplantı tutanağını kapatmaya çalışırken hayat, ciddi bir ilişki başlığını hiç beklemediğiniz bir dosyadan açabilir.