44 Milyar Dolar

Dün dünyanın gündemine damga vuran bir olay vardı. SpaceX ve Tesla’nın sahibi Elon Musk Twitter'ı satın aldı. Aslında bir şirketin satılması ekonomi haberlerinin konusu olabilir. Ancak benim dikkatimi çeken iki önemli nokta var...

Birincisi Twitter'ın satın alınmasının gerekçesi ne olabilir? İkincisi 44 Milyar Dolar gibi bir rakamı yalnızca Twitter'ı satın almak ve bunu ödemek nasıl bir sermaye gücüdür.

İnternetin hayatımızda geliştiği her geçen gün şirket kavramı değişiyor. Bununla beraber şirketlerin satın alma gücü de çok büyüyor. Örneğin medya tarihimize damga vuran Doğan Medya Grubu’nun satışı 1 milyar dolara tamamlanırken, Aydın Doğan’ın kızı Hanzade Doğan’ın yatırımı hepsiburada.com’un piyasa değeri 4,5 milyar dolar olarak değerlendiriliyor.

Yani işin aslı şu ki; para ve şirket kavramları çok değişiyor. Bir şirketinde 44 milyar dolar vererek başka bir şirket satın alması ise aslında bu şirketin bir devlet haline geldiğini gösteriyor. Yıllar böyle giderse çok uluslu şirketler dünyanın yönetiminde çok daha açık ve belirleyici roller alacaklar. Peki gerçekten twitterı alıp; bu 44 milyar dolar yatırım maliyetini çıkarıp, üzerine para kazanmak mümkün mü?

Dünyanın geri kalanında çok önemli olup, ülkemizde hiç umursanmayan bir şey varsa, o da kişisel verilerimizdir. Elon Musk’ın Twitter'ı satın alırken ilk motivasyonunun dünya çapında kişisel verileri ele geçirme isteği olduğunu herkes düşünmüştür.

Twitter'ı aslında facebook, instagram gibi büyük sosyal medya platformlarından ayıran en önemli özellik bir haber portalı olması. Devlet yönetimlerinde haberleşmenin tekelleşmesi iktidarın devamı için çok önemlidir. Eğer Twitter'a sahipseniz yalnızca bir devleti değil tüm dünyayı manipüle edecek güce sahip olabilirsiniz. Ya da aranan bir suçluyu dünyanın öbür ucunda gibi gösterip manipülasyon yapabilirsiniz. Son dönemde bir başka moda ise kripto parada yapılabilecek yönlendirmeler. Kitleler artık elinizin altında. Gerçekten çok büyük bir güç.

Bir şirketin 44 milyar dolara satılması da, bu rakama alabilecek bir şirketin varlığı da, bu şirketin manipülatif gücü de tüyler ürpertici.

NOT: Hiç sevmediğim ama mutlaka gerçek çıkan bir söz; adaletin ayağı topaldır ancak gideceği yere mutlaka ulaşır.