Arap düşmanlığının arkasındaki sinsi plan!

Konumuz son aylarda artan Arap düşmanlığı.

Bu konuyu tek yönlü değil, çok yönlü düşünmek gerek.

Yanlışımız Türkiye’ye göç edenleri düzensiz, çoğunun kayıt dışı ve seçici olmamamızdı.

Gelişmiş ülkelerdeki gibi yapamadık, beceremedik.

Bu yanlışın faturasını da ağır ödüyoruz.

Ben dahil düzensiz göçmen konusundaki rahatsızlıkta toplumun tamamı haklı.

Çünkü her toplumda olduğu gibi onların da içinde yaramazlar var.

Son aylarda kayıtsız göçmenlerin geri yollanmasında başarı sağlanıyor.

Ancak iş işten geçti.

İşler o kadar karıştı ki, gerçek turistler ile göçmenler birbirinden ayırt etmeksizin aynı torbaya koyuldu.

Bu da bize pahalıya patlayacak.

Turizm geliri, iş gücü, dış politika, itibar noktasında eksi yazacak.

Ağustos ayında bu konuya değindim ve uyardım.

Bugün işlerin daha karmaşık hale geldiğini gözlemliyorum.

Şimdi devreye rakiplerimizin istihbarat faaliyetleri girdi.

Konu: Arap düşmanlığı

Amaçlar: Toplumsal kaos, ekonomik darbe, Türkiye’yi Ortadoğu bataklığından çıkarmamak ve Arap ülkelerle iş birliği yapmamak.

Toplumsal kaos, ufak tefek sürtüşmeyle başlar, kavgalarla devam eder, cinayetler olur.

Dünya basını da Türkiye’yi ırkçı olarak ilan eder.

Öyle ya, dünyada İslam düşmanlığına ses çıkaran nadir ülkelerden biri Türkiye.

“Bak asıl ırkçı sizsiniz” diyecekler.

Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirdi ve milyon dolarlık anlaşmalar imzaladı. Uzun vadeli milyonluk anlaşmaların milyar dolarlık anlaşmalara dönüşeceği bir süreç.

Türkiye ekonomisine ciddi katkılar sağlayacak bu anlaşmaları bozmak, ilişkilerin bağını kesmek onlar için kritik öneme sahip.

Arap ülkelerinin zenginleri Türkiye’ye gitmesin, paralarını orada harcamasın, Türkiye hariç tüm ülkelere gitsinler mücadelesi var.

Turizme katkı vermesinler, Türkiye’den ev almasınlar, iş kurmasınlar, yatırım yapmasınlar mücadeleleri var.

Müslüman ülkeler bir olmasın, ilişkileri bozuk, düşman olsunlar mücadeleleri var.

Türkiye, turizm gelirini artırmasın, güvensiz bir ülke olsun, Ortadoğu bataklığında kalsın, birikimlerini çatışmalara, silahlara, yardımlara harcasın mücadelesi var.

Bugün ne mi oluyor?

Sosyal medyada mücadelesini sürdüren istihbarat memurları başarılı, biz başarısız oluyoruz.

Sistemin zamanında doğru yönetilmemesi, bugün ekonomik ve sosyolojik kayıplara neden oluyor.

İstihbarat faaliyetlerinin gazına gelen toplumun gaza gelmemesi gerek.

Düzensiz göçmen konusunda haklıyız.

Pozitif ayrımcılık konusunda haklıyız.

Ancak oyun o kadar büyük ki, yarın çok pişman olacağız.

Soğukkanlı olamayan, gördüğü veya duyduğu her şeye inananlar, karşı tarafa destek verdiğini unutmasın.

Düzensiz göçmen konusu için de bir çözüm heyeti oluşturulmalı.

Polisiye tedbirler yetersiz.

Kurunun yanında yaş da yanıyor.

Bu olay bir anda gelişen bir olay değil.

Planlı ve organize olunmuş bir istihbarat faaliyeti.

Bir an önce uyanmamız ve gerçekleri anlamamız gerek.

Ben dilerim ki, umarım toplum ve yöneticiler şuurlanır.

Turizm sektörünün tıkanmasını istemiyorsanız, binlerce işsiz görmek istemiyorsanız, döviz girdisini engellemek istemiyorsanız bu süreci tek yönüyle değil, çok yönüyle düşünün.

Şimdi iyi düşünün; dert Araplık mı?

Neden ABD, Avrupa veya Asya düşmanlığı değil?

Neden farklı dinlere düşmanlık değil?