Atina’nın Ankara kompleksi

Evet iki ülke arasında sorunlar vardır ve zaman zaman da krizler patlak veriyor.

Ama, benzer veya aynı konunun gündeme Yunanistan’da nasıl, Türkiye’de nasıl yansıdığına baktığınızda Yunan tarafındaki algı ve büyüklük hatta çarpıklık çok ileride.

Yunanistan’ın Türkiye ile ilgili bitmeyen takıntısı azalmak yerine, günden güne artar hale geliyor.

SÜREKLİ AKILLARINDA TÜRKİYE

Biliyorsunuz; Yunanistan’da haberlerin veya gündem maddelerinin %20’si 30’u her gün Türkiye ile ilgili. Önemli olsun olmasın her şey Türkiye.

Müthiş bir takıntı ve saplantı var. Bir konu varsa Türkiye‘de de evet haber olur ama bizde asla Yunanistan’la ilgili gelişmeler ulusal tehdit veya alarm durumda olması gereken bir algıda görülmez.

Yunanistan’da ise tam tersi. Turizmimizden insansız hava araçlarımıza kadar ne varsa medyada sürekli özel programlar yapılıyor, uzmanlarla saatlerce tartışılıyor.

BİTMEYEN TAKINTI

Devamlı olarak Türkiye, Yunanistan’ı yiyip bitirecek algısı pompalanıyor. Karalama ve haberleri saptırma da cabası. Zaten; Gümülcine’deki Türk kardeşlerimize zulümleri de malumunuz.

Asla kabul edilmez ama hadi artık alıştık diyelim de; keşke insani ve kendilerine vicdanen dokunan bir noktada da bunu yapmasalardı.

Geçen gün öyle bir olay oldu ki artık gerçekten vicdani ve insani olarak el insaf demek geldi.

İnsan düşündüğünde bu takıntının neden bu seviyeye ulaştığını anlamaya çalışıyor. Bizim Dışişleri ile konuştum. Hepsi de hayretler içinde.

HAYRETLER İÇİNDELER

Biliyorsunuz, Türkiye'nin Afrika’da Cibuti Büyükelçiliğinin yardımıyla ülkede mahsur kalan 3 Yunanlı denizci THY'nin özel tahliye uçağıyla Türkiye'ye getirilmişti. Uçaktan indikten sonra da Yunanistan'ın Ankara Büyükelçiliği bunları özel arabayla Edirne İpsala sınır kapısına göndermişti.

TALEP DE ONLARDAN

Bu talep Dışişleri resmi yazışmalarına baktığımızda kesinlikle net olarak Yunanlılardan bizzat gelmiş. Hem de resmi diplomatik nota ile.

Böylece, Türkiye de, almadan veren beklentisiz iyilik yapan vicdanlı bir ülke olduğundan Cibuti'den tahliyeye Yunan denizcileri de dahil etti.

Aldığım bilgiye göre, konu devletin zirvesinde ilgili birimlerle istişare edilmiş ve konsensüsle tabii ki derhal yardım edilsin kararı alınmış. Tereddüt bile edilmemiş.

Ve sonuç.... Olacak gibi değil . Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’den ve bizim Dışişlerinden bile bahsetmeyerek Yunanlı denizcilerin Avrupa Birliği ve Yunanistan muazzam işbirliği ile çözüldüğünü yazdı. Yazık. Acınası bir aşağılık kompleksi.

BU NASIL BİR KAFA

Evet, Türkiye bunu Yunanistan teşekkür etsin, eksikli kalsın diye değil insani açıdan yaptı. Diğer ülkelere nasıl yaptı ise. Ama mesele Yunan Bakanın düştüğü ruh hali.

Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu haklı. Yunan mevkidaşı Dendias'a yine sosyal medyada bari siyasi konulara bunu alet etmeyin diyerek tepki gösterdi: "Üç Yunan denizciyi teşekkür etmeniz için değil, insani görevimiz olduğu için memnuniyetle Cibuti'den getirdik." Evet. İnsani görev ve vicdan.

Bu koronavirüs AB içindeki zayıflıkları ve üyelerin kendi içlerinde bir işbirliği ve yardım duygusu olmadığını gösterdi. Kim getirirdi bizden başka Yunanlı denizcileri merak ediyorum.

AB’de gördünüz. Bencillik had safhada ve herkes korona sürecinde kendi başına kaldı. İtalyan Başbakanı bile sonunda isyan etti.

KİM OLUR GÖRECEKLER

Bu süreçler güven sarsılması yaşayan AB’nin önümüzdeki dönemde çatırdamasını getirebilir.

Yani yıllarca Yunanistan’ın sırtını dayadığı beleşten geçindiği AB’nin çöküşünü.

Ama Yunanistan unutmasın, o günlerde bile etrafında sadece bir ülke ona elini uzatacaktır. O da yine Türkiye olacaktır.

Ülkemiz de siz de sağlıkla kalın...